(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 8, 17, 32, 41, 57)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar, kötüniyet tazminatı, izin, fazla çalışma ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07/12/2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat A. Tolga Aksaç geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş. Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı açmış olduğu bu davada 1991- 2006 yılları arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarını talep etmiştir.
Davalı cevabında, davacının davalı şirkete ait işyerinde işçi olarak çalışmadığı, davacının eşine ait binanın en üst katında firma işçileri için yemek yaptığı, davacının eşine yardımcı olmak için eşinin yanında durduğu, davalı şirketle davacı arasında her hangi bir hizmet ilişkisi bulunmadığından haksız açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, işyerinde keşif yapılmış ve halen aynı yerde bir aşçının çalıştığı, yardımcısının bulunmadığı, davacının aynı yerde bir dönem çalışmış olan davacının eşi N….’ye yardım ettiği gerekçesiyle taraflar arasında iş ilişkisinin bulunmadığı kabul edilmiş ve davaya konu isteklerin reddine karar verilmiştir.
Kararı süresi içinde davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacının davalıya ait işyerinde iş sözleşmesi kapsamında çalışıp çalışmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 8/1 maddesi uyarınca “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme (emek) ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici unsurlarıdır.
İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlara uyma yükümlülüğünü üstlenmesiyle doğar. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işveren karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işverenle işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık söz konusudur.
İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Sayılan bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin bir ölçü teşkil etmez. İşçinin, işverenin belirlediği koşullarda çalışırken, kendi yaratıcı gücünü kullanması, işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bu bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kar ve zarara katılıp katılmaması, girişimcinin sahip olduğu karar verme özgürlüğüne sahip olup olmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.
Somut olayda, davacının eşi ile birlikte davalı şirketin faaliyette bulunduğu iş hanının üst katında davalı şirketin sorumluluğunda şirket ve iş hanı çalışanlarına öğle yemeği verdiği anlaşılmaktadır. Temel tartışma davacının bu çalışmalarının aynı yerde aşçı olarak çalışan eşine yardım kapsamında olup olmadığı noktasındadır.
Mahkemece işyerinde keşif yapılmış ise de, davaya konu dönem içinde iş hanında çalışan ve öğle yemeği yiyen işçi sayısı belirlenmemiştir.
Davacının işyerindeki faaliyetlerinin eşine yardım kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi bakımından istek konusu dönemde yemek hizmeti verilen işçi sayısı tespit olunmalı ve davacının eşinin tek başına bu işi yapmasının mümkün olup olmadığı da araştırılarak gerekirse işyerinde yeniden keşif yapılarak sonuca gidilmelidir.
İşyerinde yürütülen işin istek konusu dönemde yemek verilen işçi sayısı dikkate alındığında davacının eşi tarafından tek başına yerine getirilmesi mümkün ise, davacının işyerindeki faaliyeti eşinin işlerini kolaylaştırma amaçlı olup, davalı ile iş ilişkisinin olmadığı kabul edilmeli, şimdiki gibi isteklerin reddine karar verilmelidir. Yemek verilmesi işinin davacı ve eşinin birlikte çalışmaları sonucu verilmesi mümkün ise, davacının iş sözleşmesi kapsamında çalıştığı kabul edilmeli ve buna göre istekler yönünden bir karar verilmelidir. Bu nedenlerle eksik soruşturmayla yazılı şekilde davanın reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 750.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)