(4857 S. K. m. 25, 40) (1475 S. K. m. 17)
Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. Tekbaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davanın reddini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. İşçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından, zorlayıcı nedenlerle feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin IV. bendinde, işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın aynı yasanın 17 nci maddesinde sözü edilen bildirim süresini aşması durumunda işverenin derhal fesih hakkının olduğu hükme bağlanmıştır.
4857 sayılı İş Kanununda işverenin derhal fesih hallerinin düzenlendiği 25 inci maddeye IV.bent eklenmek suretiyle işçinin göz altına alınması veya tutuklanması durumu özel olarak ele alınmıştır. Konu, 1475 sayılı İş Kanunu döneminde anılan yasanın 17/III maddesi kapsamında zorlayıcı neden sayılmakta ve bir haftadan sonra işverenin derhal fesih hakkı doğmaktaydı. 4857 s. Kanunun 25/IV. maddesinde ise bu gibi haller ayrıca düzenlenmiş ve işverenin fesih hakkının 17 nci maddede yazılı olan bildirim sürelerinin bitiminde ortaya çıkacağı kurala bağlanmıştır. Buna göre, tutuklanan bir işçinin tutukluluk süresi bildirim önellerini aşmadıkça, iş sözleşmesi işverence derhal feshedilemez.
Bildirim önellerinin sözleşme hükmüyle arttırılmış olması halinde, 4857 sayılı İş Kanununun 25/IV. maddesi uygulaması yönünden arttırılmış sürelerin dikkate alınması gerekir. Başka bir anlatımla işverenin derhal fesih hakkı ancak, tutukluluk süresinin arttırılmış ihbar önellerini aşması halinde ortaya çıkar.
4857 sayılı İş Kanununun 40. maddesinde, işçinin 25/IV. bendi kapsamında çalışılamayan süre için ücret ödenmesine dair bir kurala yer verilmemiştir. Bu halde işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması sebebiyle çalışamadığı süre için ücret talep hakkı yoktur.
İş Kanunun 25/ IV. bendine uyan fesihlerin geçerli nedene dayandığı açıktır. Şu halde göre geçerli fesih imkanı bildirim süresinin aşılması halinde ortaya çıkar.
İşçinin gözaltına kaldığı veya tutuklu olduğu sürenin ihbar önelini aşması halinde 4857 sayılı İş Kanununun 25/IV. maddesi uyarınca fesheden işverenin bildirim şartına uyma, ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunmamakla birlikte, kıdem tazminatı ödemesi gerekir.
Somut olayda; davalı işyerinde çalışan davacı işçi 04.02.2002 tarihinde teşekkül halinde uyuşturucu kaçakçılığı yapmak suçundan gözaltına alınmış, ertesi gün tutuklanmış, anılan suçtan tutukluğunun devamına karar verilerek 5 yıl ağır hapis cezasına mahkum edilmiş, bu ceza kesinleşmiş, şartla tahliye olduktan sonra işyerine tekrar geri dönmek için başvurmuş, bu talebi üzerine 15.07.2003 günlü Disiplin Kurulu Kararıyla hizmet akti TİS nin 29/6 ncı maddesi gereğince feshedilerek, bu fesih bildirimi davacıya 28.07.2003 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davacı işçi fesih tarihinde yürürlükte olan 1475 sayılı İş Yasasının 17/III. Maddesi gereğince suç işyeri dışında ve işyeriyle ilgisi olmadığından kıdem tazminatı isteğinde bulunmaktadır.
TİS nin 29/2 nci maddesinde, özetle; yüz kızartıcı, devlet ve Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı işlenen suçlardan hüküm giyenlerin hiçbir surette tekrar işe alınamayacağı belirtilmiştir.
Bu maddede fesih düzenlenmemiştir.
Öte yandan teşekkül halinde uyuşturucu kaçakçılığı 765 sayılı Türk Ceza Kanunun “Umumun Sıhhatine Yiyecek ve İçecek Şeylere Müteaalik Cürümler” başlığı altında düzenlenmiş bir suç olup, yüz kızartıcı ya da devlete ve silahlı kuvvetlere karşı işlenmiş bir suç da değildir.
Böyle olunca olay ve fesih tarihinde yürürlükte olan 1475 sayılı İş Yasasının 17/III. maddesi gereğince, bilirkişi tarafından da hesaplanan kıdem tazminatı isteğinin hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)