(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 22, 25, 41, 57)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, aile yardımı, çocuk yardımı ve fazla çalışma alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 01.07.2005 tarihinden itibaren tahsildar şoför olarak çalışmaktayken, 23.02.2008 tarihinde iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; Kıdem, İhbar Tazminatı, Yıllık Ücretli İzin, Fazla Çalışma Ücreti, Aile ve Çocuk Yardımı alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, müvekkili şirketin zırhlı araçlar ile para ve kıymetli evrak taşıma işini yaptığını, trafik kazalarındaki artış, ortaya çıkan zarar ve tehlike nedeniyle zırhlı araç zimmet formu hazırlayarak araç kullanma kurallarını ayrıntılı olarak belirlediğini, davacı dışında tüm çalışanların anılan formu imzaladığını, davacının formu imzalamadığı gibi, imzalayanları imzalarını geri almaları için kışkırttığını ve şirketin gizli bilgilerini 3. şahıslar ile paylaştığını, bunun üzerine savunmasının alındığını ve tanıklar nedeniyle savunmasının yerinde görülmediğini ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının davalı işverenlikte 01.07.2005 tarihinde imzalanan sözleşme ile 19.02.2008 tarihine kadar şoför olarak çalıştığı, işverence hizmet akdinin feshedildiğini, ancak işverence yönetim hakkı kapsamında alınan kararlara çalışanların uymakla yükümlü olduğunu, bu kararlara uymamanın sonucu olarak meydana gelebilecek zararlardan çalışanın kusuru oranında sorumlu olacağının kararlaştırılması ve çalışanın buna göre daha dikkatli çalışmasını sağlamaya yönelik kararlar alınmasında mevzuata aykırılık bulunmadığını, bu kuralların düzenlendiği formu imzalamayan ve imzalayanlara karşı olumsuz davranışlarda bulunan davacı işçinin İş akdinin 4857/25-II maddesi gereği işverence feshinde hukuki yanlışlık olmadığı, olayların haklı fesih nedeni olarak değerlendirilmesi gerekeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş akdinin feshinin haklı olup olmadığı, davacıya imzalatılmak istenilen araç zimmet formu içeriğinin İş Kanunu'nun 22. Maddesi anlamında çalışma koşullarında esaslı değişiklik niteliğinde bulunup bulunmadığı, bu bağlamda davacı işçinin anılan formu imzalamak zorunda olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Yerel mahkemece, davalı işverence gerçekleştirilen feshin haklı nitelikte olduğu kabul edilerek dava reddedilmiş ise de;
İşverence feshe gerekçe gösterilen ve davacı işçiye sefer dönüşü araçların iç ve dış temizliğini yapma gibi ek külfetler yükleyen Zırhlı Araç Zimmet Formunu imzalamama eylemi, işverene haklı fesih imkanı tanımaz. Bunun dışında, davacı işçinin haklı feshe neden olabilecek başka bir eyleminin varlığı da kanıtlanmış değildir. İsnat edilen eylemin işyerindeki iş akışı ve çalışma düzenini bozduğu kabul edilse dahi, bu durum haklı değil, geçerli fesih nedeni olabilecek niteliktedir.
Davacının hesap edilen kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy