(818 S. K. m. 159, 161, 348, 349, 352)
Dava: Davacı, cezai şart alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı şirket, davalı işçinin şirkette satış ve pazarlama elemanı olarak çalıştığını, iş akdinin davalının istifası ile sona erdiğini, davalının sözleşmede ticari ünvanı açıkça belirtilen ve 2 yıl süreyle çalışmayacağı yazılı olan SNF Floerger Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti'nde işe başladığını, davalının rekabet yasağı ve sır saklama hükümlerine uymadığını iddia ederek 5000 TL cezai şartın ödetilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işçi, hizmet akdini haklı nedenlerle feshettiğini, davacının kusuru ile akdin feshine sebep olması nedeniyle cezai şartı talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, Borçlar Kanununun 348.maddesindeki yasal koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının rekabet yasağını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Borçlar Kanununun 348. maddesinde, İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler.
Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir.
İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşid değil ise rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır şeklinde kurallara yer verilerek rekabet yasağının esasları, 349. maddesinde ise, rekabet yasağının işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin türü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği, 352.maddede ise işverenin haklı bir menfaatinin bulunmadığının anlaşılması halinde sözleşmenin geçersiz olacağı düzenlenmiştir.
Borçlar Kanununun bahsi geçen maddeleri değerlendirildiğinde rekabet yasağı sözleşmesinin ilk şartının işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin varlığı olduğu açıktır. Kanun, haklı menfaatin içerisine neler girdiğini açıklamıştır. Müşteri çevresine veya iş sırlarına nüfuz etme imkanının bulunması ve işverenin de önemli ölçüde zarara uğrama ihtimalinin bulunması gerekmektedir.
Kanun koyucu, müşteri çevresine veya iş sırlarına nüfuz etme imkanının bulunmasını öngörürken; burada işçinin işverenle müşteriler arasındaki her türlü ticari ve şahsi ilişkileri bilmesini ve bu bilgisini kendi adına ekonomik bir kıymet olarak kullanabilecek durumda olmasını aramaktadır. İşçinin işyerindeki konumu, müşterilere ait bilgiye sahip olma imkanı açısından önemlidir. Vasıflı veya yönetici konumundaki işçiler bu bilgilere daha kolay ulaşabilirler. Müşterilere ait bilginin iş sırrı vasfı taşımasına gerek yoktur. Ancak bu bilgi basit, alelade bir nitelik de taşımamalıdır.(Uşan Fatih, No: İş Hukukunda İş Sırrının Korunması Ankara 2003)
Borçlar Kanununun348/2.maddesi, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yukarıdaki koşula ek olarak bu bilgilerin işçi tarafından kullanılması durumunda işverenin önemli bir zarar görme ihtimalinin bulunmasını da aramaktadır. İşçinin iş sırlarını bilmesi nedeniyle söz konusu fiil ile meydana gelen veya gelecek zarar arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır.(Uşan,s.234)
Rekabet yasağı sözleşmesinin ikinci şartı ise işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye uğratılmaması gereğidir. Yani, işçinin ekonomik geleceğinin sınırlandırılması hakkaniyete aykırı olmamalıdır. Bunu sağlamak için de sözleşme süre, yer ve konu itibariyle sınırları belirtmelidir.
Borçlar Kanunu rekabet yasağı için belirli bir süre öngörmemiştir. Ancak, kararlaştırılan bu süre işçinin ekonomik anlamda mahvına neden olmamalıdır. Bu durum ise somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir. İşçinin yaptığı işin yapabileceği tek bir iş olup olmadığı, işverenin bu yasaktaki amacı, yasağın konu ve yer itibariyle kapsamı da değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. İşçinin ekonomik geleceği ile işverenin menfaatleri arasında bir denge kurulmalıdır.(Uşan,s.239) Süre konusunda da en fazla bir ya da birkaç yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebilir.
Dairemizce, Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır. Ancak yabancı uyruklu olup çalışma hayatının çoğunu Türkiye dışında geçirmiş bir işçi bakımından rekabet yasağının Ülke sınırları ile belirlenmesi mümkün olabilecektir. Yine, il sınırları ya da belli bir bölge ile sınırlandırma işin niteliğine göre yerinde görülebilir.
Rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt sırasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde işçinin bütün alanlarda çalışmasının sınırlandırılması mümkün olmaz. İşçinin işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmelidir. Söz konusu faaliyet alanının sınırı sözleşmenin sona erdiği tarihe göre belirlenmelidir. (Uşan,s.247)
Borçlar Kanununa göre rekabet sözleşmesi kapsamında yer alan faaliyetler, işçinin kendi adına rekabet teşkil eden bir iş yapması, işçinin rakip bir işyerinde çalışması veya ortak olması, her ne sıfatla olursa olsun rakip bir müessese ile ilgisi olması halleri kabul edilmiştir. (Uşan,s.255)
İşçinin bu tür faaliyetlerinin sonucu olarak kanun, işçiye zararı tazmin borcu yüklemiştir. Ancak, Borçlar Kanunu 159/1'e göre Alacaklı zarara düçar olmasa bile ceza lazım olur. Zarar söz konusu olmasa bile, sözleşmenin ihlali halinde cezai şart talep edilebilir. Borçlar Kanunun 161/son maddesi hükmü gereğince fahiş olan cezai şartın hakim tarafından indirilmesi gerekir (Yargıtay 9.HD. 02.05.2008 gün 2007/ 17815E,2008/11014 K).
Rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin hizmet sözleşmesinin feshediliş biçimine göre sona ermektedir. Sözleşme işveren tarafından haklı veya geçerli bir nedenle yani işçinin kusuru nedeniyle sona ermişse, rekabet yasağı da devam eder. Hizmet sözleşmesinin işverenin kusuru nedeniyle işçi tarafından sona erdirilmesi halinde ise rekabet yasağı sona erer. İşçinin rekabet yasağından kurtulabilmesi için sözleşmeyi işverenden kaynaklanan bir nedenle haklı olarak sona erdirdiğini ispat etmesi gerekir.(Uşan,s.280)
Somut olayda taraflar arasında imzalanan rekabet yasağına ilişin 12.10.2004 tarihli sözleşme geçerli olup, 3. maddesinde davalı işçinin görevinin şirketin satış ve pazarlamasını yaptığı tüm ürünler ile ilgili olarak müşterileri ve müşteri adaylarını ziyaret etmek, gerekli tüm testleri yapmak olduğu, 9.maddesinde, hizmetlinin iş akti süresince ve aktin son bulması durumunda da şirkete ait sırları saklamak, üçüncü kişilere bildirmemek, sırrın ulaşmasını engellemekle yükümlü bulunduğu, herhangi bir nedenle sözleşmenin sona ermesi durumunda, sona erme tarihinden itibaren 2 yıl süre ile işverenin rakibi konumundaki SNF Floerger Kimya Şirketinde çalışamayacağı kararlaştırılmıştır. Davalı işçinin feshin ardından yaklaşık 3 ay sonra adı geçen şirkette çalışmaya başladığı dosyada mevcut hizmet cetvelinden anlaşılmaktadır. Ancak, davalının feshin ardından çalıştığı SNF Floerger Kimya şirketiyle ilgili hiçbir araştırma yapılmamıştır. Somut olayda davalının çalıştığı işyeri ile ilgili gerekli araştırmalara gidilmeli, davalı işçinin konumu ve yaptığı iş itibariyle müşteri çevresine veya iş sırlarına nüfuz etme imkanının bulunup bulunmadığı ve rekabet yasağı ihlalinin olup olmadığı, öte yandan davalı işçi tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının tespiti için gerekirse uzman bilirkişiden rapor alınarak araştırılıp sonucuna göre karar verilmelidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy