(5521 S. K. m. 1) (6100 S. K. m. 1, 20, 331) (4857 S. K. m. 17, 41, 46, 57) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili müvekkilinin, davalıların adi ortaklık olarak yarı yarıya ortak olduğu mobilya fabrikasında mesul müdür olarak 19.05.2002 tarihinde işe başladığını, bu işyerindeki çalışmasının hiç kesintiye uğramadan 05.03.2007 tarihine kadar sürdüğünü, davacının yasal haklarını istemesi üzerine, davalıların Senin fabrikaya borcun var. Bizden alacaklarını borcuna tuttuk şeklinde cevap verdiklerini, davacının fabrikaya bu şekilde bir borcunun olmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ve hafta tatili ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, taraflar arasında herhangi bir iş sözleşmesi bulunmadığını ve davacının iddia edildiği gibi davalılara ait fabrikada müdür olarak çalışmadığını, davacının mesleğinin mobilyacılık olduğunu, iş hacminin yoğun ve gereksinim olduğu zamanlarda fason üretim konusunda destek olduğunu, bunun dışında yanlar arasında herhangi bir hukuki yada fiili ilişki bulunmadığını, davacının yaptığı fason işler karşılığında taraflar arasındaki anlaşma gereği davacının Bağ-Kur primlerinin müvekkilleri tarafından ücretine karşılık olmak üzere yatırıldığını ileri sürerek, davanın reddini dilemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece; davacının, davalılara ait işyerinde fiilen çalıştığı, ancak bu çalışmanın 506 SY. kapsamında hizmet akdiyle olmadığı, kendi nam ve hesabına fiilen mobilyacılık işi yapan ve bu nedenle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olan davacının, aynı anda davalıların 506 SY. kapsamında sigortalı işçisi sayılamayacağı, davalılar vekili tarafından, davacının kendilerine ücret karşılığı fason iş yapıp, bu ücretin ödenme şeklinin; davacının Bağ-Kur prim borçlarının davalılarca yatırılması suretiyle olduğu savunulmuşsa da, davacının tüm prim borçlarını yeniden yapılandırma yasalarından yararlanarak ödediği, davalılarca prim ödemesi yapıldığının ispatlanamadığı gibi, bu konuda başkaca delil ve kayıt da ileri sürülmediği, şayet davacının bu çalışmaları karşılığı varsa ücret vs. alacaklarını Genel Mahkemelerden talep edilebileceği, İş Mahkemesi'nden talepte bulunamayacağından bahisle davanın reddine ve davacının genel mahkemelerde alacak davası açmakta serbestisine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Davalıların temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine,
2- Yerel mahkemece, taraflar arasında hizmet ilişkisi bulunmadığı açıklanarak davanın reddine karar verilmiş ise de görevsiz mahkemenin esasa ilişkin karar veremeyeceği dikkate alınarak 5521 Sayılı Kanun'un 1, 6100 Sayılı Kanun'un 1, 20 ve 331. Maddeleri dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esastan karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.01.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy