(4046 S. K. m. 22) (4857 S. K. m. 18, 20, 21) (406 S. K. Ek. m. 29)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davalıya ait işyerinde TİP 2 iş sözleşmesi kapsamında kapsamdışı personel ve kontrolör olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan ve 406 sayılı yasada belirtilen sürelere uyulmadan feshedildiğini belirterek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve 21. maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının çalışma statüsü ve süreleri yönünden herhangi bir çekişmenin mevcut bulunmadığını, ancak işe iade davası çerçevesinde sair hak taleplerinin yerinde olamayacağını, iş akdinin sona erdirilmesi hususundaki prosedürün tamamen yasal olduğunu ve bu nedenle sürelerin uygulanmadığı iddiasının geçerli olamayacağını, taraflar arasında akdedilmiş bulunan sözleşmelerde de dava konusu hususlarda hükümler bulunduğunu ve bu hükümlerin 406 sayılı yasaya uygun biçimde kaleme alınarak kabul edildiğini davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın akdin feshedildiği 12.11.2007 tarihinden itibaren 1 aylık süre içinde 14.11.2007 tarihinde açılmış olduğu, 406 sayılı yasanın Ek 29. maddesi gereğince nakil veya bildirim hakkından yararlanmak için yapılan taleplerin en geç 90 gün öncesinden karşı tarafa bildirilmesi gerekmekte olup, bu hükmün sözleşmelerde de yer almasına karşın davacının 24.9.2007 tarihli yazı ile Başka kurum ve kuruluşlarına nakledilmesi için Devlet Personel Başkanlığına bildirimde bulunulması yönünde karar alındığı yönündeki bildirim üzerine gerekli işlemi yapmasına karşın 04.10.2007 tarihinde tebellüğ ettiği 24.9.2007 tarihli işveren yazısının üzerinden 90 gün geçtikten sonra ve en erken 02.01.2008 tarihinde iş akdinin feshi cihetine gidilmesi gerektiği halde 12.11.2007 tarihli yazı ile Devlet Personel Başkanlığına bildirimde bulunulduğu ve böylelikle iş akdinin sona erdiğinin bildirilmesi dikkate alındığında yasal 90 günlük süre dolmadan iş akdinin sona erdirilmesi itibariyle feshin yasaya uygun olmadığı ve işe iade talebinin yerinde bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu 18. ve devamı maddeleri uyarınca, iş güvencesinin kapsamına giren işçinin sözleşmesini, süreli fesih bildirimiyle fesheden işveren, geçerli bir nedene dayanmak zorundadır. Bu neden yasada işçinin davranışlarından veya yeterliliğinden kaynaklanan neden olabileceği gibi, işletme, işyeri ve işin gereklerinden kaynaklanan nedenler olmalıdır. İşverenin bu nedenlerle fesih işlemi, Anayasa'nın 49, 13 ve İş Kanunu'nu 18, 19, 20 ve 21. maddeleri uyarınca yargısal denetime tabidir. İşverenin fesih nedeni yasa da açık bir düzenleme ile getirilmiş ve işveren yasadaki bu nedeni belirterek fesih hakkını kullanmış ise bu fesih işleminin anılan şekilde yargısal denetime tabi tutulması olanağı bulunmamaktadır.
Dosya içeriğine göre davalı işyerinin özelleştirme sonucu %55 hissesinin 21.07.2005 tarihinde devrinden sonra, işyerinde çalışanlarla kapsamdışı olan personel ile TİP 1 ve TİP 2 sözleşmeleri adı altında iki ayrı sözleşme imzalandığı anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı işveren arasında TİP 2 sözleşmesi adı altında iş sözleşmesi imzalanmıştır. Davacının iş sözleşmesi, 406 sayılı Kanunu'nun 29 ve 4046 sayılı kanunun 22. maddesi uyarınca başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığı'na bildirilmesi kararının onanması nedeni ile feshedilmiştir.
TİP 2 sözleşme imzalayanların 406 sayılı yasanın EK. 29. maddesi uyarınca hisse devrinden sonra beş yıllık süre içinde 4046 sayılı yasanın 22. maddesi uyarınca başka kamu kurum ve kuruluşlarına naklini düzenlenmiştir. Nakle tabi olmayı kabul eden işçilerle imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde yasadaki düzenlemeye paralel olarak açıkça Bu sözleşmenin düzenlenmesine yol açan 406 sayılı Kanunu Ek. 29. maddesine eklenen hüküm ile getirilen kamu kurum ve kuruluşlarına nakil/bildirim hakkından yararlanmak isteyen tarafların, bu taleplerini en geç 90 gün öncesinde karşı tarafa bildirmek ve bu 90 günlük bildirim yükümlülüğüne hem çalışan ve hem de şirket uymak zorunda olduğu, ancak, bu bildirimin yapılmasından sonra şirketin, ilgili yasal düzenlemede öngörülen usul ve esaslar dahilinde Devlet Personel Başkanlığına çalışanın 406 sayılı Kanun Ek madde 29/1 fıkrası gereği kamu kurum ve kuruluşlarına nakil işlemlerinin başlatılması için bildirimde bulunacağı, bildirim ile birlikte iş sözleşmenin sona ereceği ve çalışanın şirketle ilişiğinin kesileceği belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı işverenin iş sözleşmesini sona erdirmesi, 406 sayılı yasanın Ek 29. maddesinde açıkça düzenlenen ve sözleşmede de her iki tarafa verilen nakil yetkisine dayanmaktadır. Bu fesih nedeninin yukarda açıklandığı gibi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddeleri kapsamında yargısal denetime tabi tutma olanağı bulunmamaktadır. Esasen davalı işverenin nakil yetkisini kullandığı mahkemenin de kabulündedir. Ancak mahkeme, yasa ve sözleşmedeki bildirim için öngörülen süreye uyulmaması nedeni ile feshin geçerli nedene dayanmadığını kabul etmiştir. Belirtmek gerekir ki davalının bildirim süresine uyamaması ve 90 günlük süre bitmeden iş sözleşmesinin feshedilmesi, işverenin yasal nakil ve iş sözleşmesini sona erdirme yetkisini ortadan kaldırmaz. Zira yasada ve sözleşmede bu sürelere tarafların uyması zorunluluğu getirilmesine rağmen, uymamanın yaptırımı açıkça öngörülmüş değildir.
Mahkemece davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 154,60 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 575 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 22.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy