(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 26, 41, 57)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, kötüniyet tazminatı, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar ve kötüniyet tazminatları ile fazla çalışma, yıllık izin ve işçilik ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle kıdem ihbar ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine diğer taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işverence gerçekleştirilen feshin haklı nedenle dayanıp dayanmadığı, buna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davalı şirketin hizmet verdiği müşteri şirketlerden birine yapılan teslimat sırasında davacının müşteri ile ilişkileri zedeleyecek, çalışma düzenini bozacak ve şirket güvenini suistimal edecek davranışta bulunması nedenine dayanılarak iş akdinin 13.12.2007 tarihi itibariyle feshedildiğinin 26.12.2007 tarihinde noter aracılığı ile davacıya bildirildiği görülmektedir.
Ancak her ne kadar 26.12.2007 tarihinde yazılı fesih bildirinde bulunulmuşsa da davacı tarafın kabulü nazara alındığında fesih bildiriminin sözlü olarak davacıya 13.12.2007 tarihinde ulaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Akdin feshine sebep teşkil eden olayın 24.11.2007 tarihinde gerçekleştiği hususunda çekişme bulunmaktadır.
Davalı şirketin hizmet verdiği müşteri şirkette gerçekleşen olayın davalı tarafa hangi tarih itibariyle bildirildiği konusu tespite muhtaçtır.
Davalı taraf olaydan genel müdürlük tarafından 13.12.2007 tarihinde internet üzerinden gönderilen e-posta ile haberdar olduklarını ileri sürmektedir. Davalı tanıklarından olayın gerçekleştiği şirketin yetkilisi H. T. tam bir netlik içermeyen ifadesinde olayı davalı şirkete 13.12.2007'de bildirmiş olabileceğini beyan etmişse de, aynı sebebe dayanılarak işten çıkartılan davalı şirket işçisinin açtığı davanın Bakırköy 10. İş Mahkemesinin 2008/20 esası üzerinden görülen davasında aynı tanığın 24.11.2007 tarihindeki olaydan 2-3 gün sonra durumu davalı şirkete bildirdiğini beyan ettiği tespit edilmiştir. Bu tespiti doğrulayan şekilde dosya içerisinde davacının davalı şirket hitaben 26.11.2007 tarihinde savunma dilekçesi verdiği anlaşılmaktadır.
Yapılan bu tespitler karşısında işverence doğduğu iddia edilen iş akdini haklı nedene dayalı olarak feshetme hakkının İş Kanunu'nun 26. maddesi hükmünde düzenlenen altı iş günü içerisinde kullanılmadığı belirlenmekle, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına dair taleplerinin kabulü yerine reddi isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy