(4857 S. K. m. 18, 19, 20, 21) (5953 S. K. m. 6)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan fesh edildiğini belirterek, 5953 sayılı Basın İş Kanunu'nun 6. maddesi yollaması ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18-21 maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan 01.05.2009 tarihinde yapılan bildirimle feshedildiğini belirterek, 5953 sayılı Basın İş Kanunu'nun 6. maddesi yollaması ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18-21. maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin 30.03.2009 tarihli bildirimle 30.04.2009 tarihi itibari ile feshedildiğinin bildirildiğini, fesih bildirim tarihine göre davanın 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca bir aylık süre içinde açılmadığını, ayrıca feshin işletme ve işyeri gereklerine dayandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece savunmaya değer verilerek, davacının iş sözleşmesinin 30.04.2009 tarihinde feshedileceğinin 30.03.2009 tarihinde yapılan bildirimle tebliğ edildiği, davanın 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca bir aylık süre olan 30.04.2009 tarihi geçtikten sonra 29.05.2009 tarihinde açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikayet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (15.09.2008 gün ve 2008/1860 Esas, 2008/23531 Karar sayılı ilamımız).
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
İşçinin kayıtlardaki fesih bildirim tarihi ile gerçek fesih bildirim tarihinin farklı olduğunu, davanın süresinde açıldığını iddia etmesi durumunda, bu iddiası ile ilgili delilleri toplanmalı, gerçek fesih bildirim tarihi araştırılmalı, özellikle hak düşürücü sürenin bertaraf edilip edilmediğine dikkat edilmelidir. Önelli bildirimlerde önel verilmesine rağmen, ihbar tazminatının ödenmiş olması durumunda, bildirimin neden önceden yapıldığı konusunda titizlikle durulmalıdır.
Dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesi, 30.03.2009 düzenleme tarihini içeren fesih bildirimi ile davalı işveren tarafından Sabah Gazetesinin etkinliğinin arttırılması, yönetim kadrosu ile uyumlu, ekip çalışmasının ve kurumsal birliğin öne çıkarıldığı, aktif bir ortamın yaratılması amacı ile kadro yapısında yeni düzenlemelerin yapılmasının kararlaştırıldığı, işin ve işletmenin gerekleri nedeni ile 5393 sayılı Basın İş Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca 30.04.2009 tarihi itibari ile feshedildiği belirtilmiştir. Bu bildirim tarihi davacı imzasını taşıdığı gibi, imza üzerinde davacının adı ve soyadı ile 30.03.2009 tarihini içeren yazı kaydı bulunmaktadır. Davacı vekili, tebliğin 01.05.2009 tarihinde yapıldığını, ihbar ve kıdem tazminatı ödendiğini, imzalamayan ve tarih atmayan işçilere feshin daha sonra noter kanalı ile gönderdiğini, davacının tazminatlarını almak için imzalayıp belirtilen tarihi yazdığını, oysa fesih bildiriminin yapıldığı tarihle ilgili internet basın haberleri olduğunu, iddia etmiş, bu konuda basın haberleri ve tebliği almayan ve noter kanalı ile fesih bildirimi yapılan işçilerin fesih belgelerini sunmuştur.
Mahkemece davacının bildirdiği bu deliller üzerinde durulmamış, fesih bildiriminin gerçekte hangi tarihte yapıldığı araştırılmadan, yazılı şekilde karar verilmiştir. Oysa sunulan basın haberlerine göre davacı ve diğer bazı işçilere işten çıkarma bildirimi 30.04.2009 tarihinde yapılmıştır. Keza 30.03.2009 tarihli aynı düzenleme tarihi taşıyan fesih yazısı imzalamayan işçiye 07.05.2009 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Bu nedenle sunulan bu deliller üzerinde durulmalı, davacının bu konuda sunacağı diğer deliler ve tanıklar dinlenmeli, fesih bildirim tarihi araştırılmalı ve sonucuna göre davanın süresinde açılıp açılmadığı değerlendirilmelidir. Bildirimin 30.04.2009 tarihinde yapıldığı saptandığı takdirde işin esasına girilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy