(818 S. K. m. 53)
Dava ve Karar: Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ.Polat tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalı işçinin davacıya ait maden işletmesinde 1987 yılından 30.03.2005 tarihine kadar çalışmakta iken bu tarihte işine son verildiğini, davalıya geniş yetkili, para çekme, çek keşide etme vs. vekaletnameler verildiğini, bu vekaletname uyarınca banka hesaplarını sevk ve idare, fatura ve irsaliye kesme gibi her türlü işlemi yaptığını, son birkaç aydır aldığı istihbarat üzerine bir takım yanlış işler yaptığı kanaati ile tüm kasa ve evrakların incelemeye alındığını, 1999 yılından bu yana olan kısmının incelenebildiğini, yüzeysel bir bakışla dahi çeşitli metotlarla trilyonun üzerinde parayı zimmetine geçirdiğinin görüldüğünü, tespit edebildiği kadarı ile 3 şekilde zimmetine para geçirdiğini, özel kredi adı altında kayıtlara geçmek suretiyle üçüncü şahıslardan borç almış gibi gösterip borç ve faizini birlikte kayıtlara geçip aradaki faiz farkını zimmetine geçirdiğini bu şekilde toplam 276.303.422.505.TL. kendi hesaplarından para çekip repo yapması veya davacı adına repo yapıp paraları tahsil ettikten sonra kasaya koymadığı bu şekilde 570.966.339.846.TL sini zimmetine geçirdiği diğer yöntemin ise, davacıya ait firma kasasından çektiği paralarla üçüncü şahıslardan tahsil edilen paraların kasaya intikal ettirilmeden zimmetine geçirildiği, bu şekilde 257.283.465.094.TL. zimmetine geçirdiği toplam 1.104.553.287.708.TL. zimmetine geçirdiğini, davalının taşınmazları ve araçları olduğunu, kendi ve eşi adına hesap açtırdığını ilere sürerek alacağının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı, yaptığı iş ve işlemlerin tamamının davacı tarafından verilen vekaletnameye dayandığını, davacının söz konusu hesaplara son derece vakıf olduğunu, sürekli işlerini ve hesaplarını takip ve kontrol ettiğini, kendi hesabındaki paranın şahsi kazancı olduğunu, kendisinin 30 yıldır ticaretle meşgul olduğunu, zaten varlıklı bir aile olduğunu, gerektiğinde müdür olduğu şirkete maddi nakdi destek sağladığını, yaptığı işlemleri kabul ettiğini 2003 yılını zararla kapatıp 2004 yılını küçük bir kar ile kapattığını, basiretli bir iş adamı olan davacının iddia edilen meblağda bir kaybı fark etmemiş olmasının mümkün olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuş;
Mahkemece, davacının uzun yıllardan beri tüccar olduğu, Türk Ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi, belirtilen miktarların uzun senelere matuf işlemleri kapsadığı, davacının uzun süre işçisine hesap sormaması, davalıya çok geniş yetki vermesi, tanık beyanlarından senede 2-3 ay İstanbul dışında olduğu, vergi kayıtlarında zarar gösterildiği olguları nazara alındığında davalının yaptığı işlerden davacının haberdar olduğu kanısına varıldığı, Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesine verilen bilirkişi raporunun da alınan raporları teyit ettiği, davalının adına açılan 145651 nolu hesapta bloke edilen 4595 Euronun davacıya ait olduğu, davalının davacıya başka bir borcu yada davalının, davacıya ait zimmetine geçirdiği bir miktar olmadığı, Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından davalı adına açılan 145651 nolu hesaptaki 4595 Euronun davacıya ait olduğu anlaşıldığından bu miktarın davalı hesabından çekilerek davacıya verilmesine, davalının davacıya ait dava konusu yapılan parayı zimmetine geçirdiği kanıtlanamadığından sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık zararın giderimine ilişkindir. Yine aynı konuda Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/14 esas sayılı dosyasında davalı işçi hakkında hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçundan kamu davası açılmıştır.
Borçlar Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca ceza mahkemesince verilecek kararın kusura ilişkinse ve dava beraatla sonuçlanırsa hukuk mahkemesini bağlamayacağı açıktır. Ancak, eylem ve fail arasında ilişkiyi kuran maddi olgu yine aynı hüküm gereğince hukuk mahkemesini bağlayacaktır. Ceza mahkemesinde delil toplama serbestisinin hukuk mahkemesine göre daha geniş olacağı da dikkate alındığında ceza mahkemesindeki yargılamanın sonucu beklenmeden eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy