(1475 S. K. m. 14, 17) (4857 S. K. m. 17, 57)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti alacağı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, istemi hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı şirket avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A- Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, İş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
B- Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının eşinden boşanmış olduğu halde Ocak 2002-Ocak 2003 yıllarına ait aile bildirim beyannamesinde evli gibi bildirimde bulunduğunu, eş yardımı ve velayeti annesine bırakılan çocukları için çocuk yardımı almak suretiyle işverenin güvenini kötüye kullandığını, İş akdinin 1475 Sayılı Kanunun 17/II-d bendi gereğince haklı nedene dayalı feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C- Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının İş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D- Temyiz:
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
E- Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
1475 Sayılı İş Kanununun 17. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlarla benzerlerinin varlığı halinde, işverenin İş sözleşmesini haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (b) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkanı vermez (Yargıtay 9.HD. 1.12.2009 gün, 2008/11819 E, 2009/32509 K).
Somut olayda, Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.1.2002 tarih 2001/51 E. sayılı dosyasının incelenmesinde davacının eşinden boşandığı, çocukların velayetinin annelerine bırakıldığı ve nafaka ödemediği görülmektedir.
Buna rağmen davacı tarafından Ocak 2002 ve Ocak 2003'de düzenlenen Aile Yardımı Bildirim belgelerinden davacının evli olduğu, eşinin çalışmadığı ve yardım alacak 2 çocuğunun bulunduğunu beyan ettiği sabittir. Davalı işveren tarafından bildirimler esas alınarak Şubat 2002 tarihinden fesih tarihine kadar davacıya çocuk ve aile yardımı yapıldığı sabittir. Davacının bu eylemi doğrulukla bağdaşmadığından İş akdinin davalı işveren tarafından haklı sebebe dayalı feshedildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: Saptanan bu durum karşısında ve yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulduğunda, işverenin feshinin haklı olup, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 22.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy