(4857 S. K. m. 18, 20, 21)
Dava: Davacı, işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi T. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanında, davacı tarafından işbu işe iade davası açıldıktan sonra işe iade talebini kabul ettiklerine dair noter kanalı ile ihtarname gönderdiklerini ancak davacının işe başlamadığını, davacının işe iade talebini kabul ettiklerini belirtmiştir.
Davacı vekili mahkemeye ibraz etmiş olduğu 14.07.2009 havale tarihli dilekçesinde, davalı şirketin noter kanalı ile göndermiş olduğu ihtarnamede işe iade talebini kabul ettiklerini bildirdiklerini ancak müvekkilinin dava açacağını öğrenen işveren şirket sahibinin türlü hakaretlerine maruz kaldığına ve telefonda seni işe alırım ama sana amelelik yaptırım şeklinde ifadeler kullandığını, davalı işyerinin tutumu nedeniyle müvekkilinin çalışmasının imkanının kalmadığını, bu nedenlerle çalışma koşulları oluşmayan, maruz kaldığı tehdit ve hakaretler nedeniyle işbu davaya sadece boşta geçen süre ücretlerinin davalı şirket tarafından kendisine ödenmesi talepleri açısından devam edilmesini, bu nedenlerden dolayı işbu işe iade davasına, feshin geçersizliğinin tesbitine, haklı neden olmaksızın iş akti feshedilen müvekkilinin boşta geçen süre için 4 aylık brüt ücret tutarının müvekkiline ödenmesine şeklinde devamına karar verilmesini talep ettiğini belirtmiştir.
Mahkeme tarafından, 4857 Sayılı Yasanın 21. maddesi hükmüne göre geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçlarının açıklandığı, işverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece tesbit edildiğinde ve feshin geçersizliğine karar verildiğinde işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak durumunda olduğu, İşçinin başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise işçiye en az 4 aylık ve en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olup, ayrıca kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenmesi gerektiğinden davalı işveren tarafından yapılan iş akdinin feshinin geçersizliği ile davacının işe iadesine, davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde davacının hizmet yılı, yaptığı iş ve fesih sebebi nazara alınarak ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine, davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer hakların davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tesbiti şeklinde karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından karar temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddelerinde belirtilen iş güvencesi hükümlerinin amacı, işverenin iş sözleşmesini meşru ve makul görülebilecek bir neden olmaksızın keyfi olarak sone erdirmesinin engellenmesi, dolayısıyla iş ilişkilerinde sürekliliğin sağlanmasıdır. Sözü edilen düzenlemeler, işverene emredici kurallarla bir takım yükümlülükler getirmekle birlikte, işçinin de yasanın bu korumasından yararlanması için dürüstlük kurallarına uygun davranması gerekir. Başka bir anlatımla iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanması noktasında işçi de iyiniyet kurallarına uygun olarak kendisinden beklenen davranışları ortaya koymalıdır. Bu nedenle, işe iade davasında hedef, işe başlatılma olmalıdır.
Somut olayda, davalı işveren fesihten sonra davacıyı işe başlaması için çağrıda bulunmasına rağmen davacı işçi, davalı işverenin tutumu nedeniyle çalışmasının imkanının kalmadığı gerekçesi ile işverenin bu davetine sadece boşta geçen süre ücretlerinin kendisine ödenmesi talepleri açısından devam edilmesini talep ettiği ancak davacının işe davete icabet etmemesi, iş ilişkisinin devamı ile ilgili talebinde samimi olmadığını, nihai hedefinin boşta geçen süre ücreti almak olduğunu göstermektedir. Ne var ki, bu amaca yönelik talebin iş güvencesi hükümlerince korunması mümkün değildir. Davacı bu davranışı ile işverence yapılan feshi geçerli hale getirmiştir. Bu nedenle, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, yerel mahkeme kararının 4857 sayılı İş Kanununun 20/3. maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1- Ankara 7. İş Mahkemesinin 8.9.2009 tarih ve 2009/609-516 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı (54.20) TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 17.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy