(4857 S. K. m. 20)
Dava: Davacı, işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. B. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı davalı yanında işyeri hekimi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin sözlü olarak feshedildiğini, belirsiz süreli akitle çalıştığının kabulü gerektiğini belirterek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı belirli süreli iş aktiyle çalıştığını, davalının niteliği gereği her yıl yeni sözleşme yapılması gerektiğini, davacının görevini çeşitli bahanelerle aksattığını, hizmetinden verim alınamaz hale geldiğini, resmi sağlık raporu olduğu halde bildirmeyerek çalışmaya devam ettiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece belirsiz süreli sözleşme ile çalıştığının kabul edilmesi gerektiği, yazılı fesih bildirimi olmadığı için davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı davalı işyerinde 14.05.2004 tarihinden itibaren zincirleme iş sözleşmeleri ile işyeri hekimi olarak çalışmıştır. 17.12.2007 günü hastaneye yatış yaparak tedavisinin başladığı 24.12.2007 günü taburcu edildiği ve akabinde 20 gün istirahat raporu verildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Valilik makamı tarafından davacının tedavi olmadan tedavi olmuş gibi işlem yaptığı için görevli doktor ve davacı hakkında soruşturma izni verildiği de bellidir. Davacının tedavi gördüğü iddia edilen bu süre içinde davalı işyerindeki çalışmasına devam edip hasta muayene ettiği, reçete düzenlediği ve 2 güne kadar istirahat raporu verdiği dosyadaki protokol defterinden anlaşılmaktadır. Davacının Sosyal Güvenlik Kurumu Kısa Vadeli Sigortalar Daire Başkanlığı'nın genel yazısında belirtilen şekilde kurumu doğrudan zarara uğrattığı için 3 yıl süre ile 2 güne kadar istirahat vermek ve reçete yazmak yetkisinin iptal edilmesi gerektiği ayrıca yazdığı reçete bedellerinin tespitinin ardından bedelin davacıdan rücu edilmesi gerektiği sosyal güvenlik kontrol memurunun düzenlediği rapordan anlaşılmaktadır. Bu tespitler karşısında davacının eylemleri doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar kapsamında değerlendirilmelidir. Bu durumda davalının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 93.50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 10.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy