(4857 S. K. m. 20, 26)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N.Taşdelen tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili davacının çalıştığı şirketin kapatılacağı yönündeki söylentilerden etkilenerek fabrikanın kapanması halinde ailesinin geçimini nasıl sağlayacağı endişesini taşımış olması nedeniyle 9 arkadaşı ile 20.11.2008 tarihinde fabrikanın geleceği konusunda net bir bilgi almak adına Başbakanlık iletişim merkezine bir elektronik posta göndermiş olduğunu, bu elektronik posta sebebiyle davacının yönetim aleyhine bir dilekçe verdiğinin tespit edildiği gerekçesi ile savunmasının istendiğini, aynı tarihte yazılı olarak sunulan savunması kabul edilmeyen davacının iş akdinin 16.01.2009 tarihi itibariyle ihbarsız ve tazminatsız olarak feshedildiğini, feshe gerekçe gösterilen elektronik posta içeriğinde yönetim ve fabrikanın işleyişi ile ilgili en ufak bir şikayet ya da müvekkili aleyhine değerlendirilecek hiçbir hususun bulunmadığını belirterek davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; işverence 1.6.2009'da şirket devralındıktan sonra geçmişe yönelik yapılan araştırmada şirket aleyhine dilekçe verildiği anlaşılınca davacı hakkında soruşturma açıldığını, açılan soruşturmada davacının yaptıklarını kabul ettiğini, iş akdinin haklı ve usulüne uygun olarak feshedilmiş olduğunu belirterek davanın reddi gerekeceğini savunmuştur.
Mahkemece; davacı kendi adına gönderdiği mesaj ile bilgi edinme hakkını kullanmakta ise de; diğer çalışanların adına davacı tarafından gönderildiği anlaşılan mesajlardan bu şahısların haberdar olmadığı, bu eylem sebebiyle davacı ile işveren ve aynı bölümde çalışan diğer işçiler arasındaki güven ilişkisinin zedelenmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
Dosya kapsamına göre; davacının çalışmakta olduğu iş yerinin akibeti hakkında bilgi almak için göndermiş olduğu anlaşılan mesaj içeriğinde işyerini küçük düşürücü, iş barışını bozan ifadeler yer almadığı, feshe gerekçe yapılan eylemden davalı işverenin 6.1.2009 tarihinde haberdar olduğu hususunun davalı tarafın cevap dilekçesi ve fesih bildirimine dair belge içeriğiyle sabit olduğu, davacının 15.1.2009 da savunmasının alınarak 16.1.2009 tarihinde iş akdinin feshedildiği, bu haliyle 4857 sayılı Kanunun 26. maddesindeki 6 günlük süre içerisinde fesih hakkının kullanılmadığı anlaşılmakla davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olmakla 4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacının yapmış olduğu 34.40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100.00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak, 09.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy