(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ü. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: 1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı vekili müvekkilinin davalıya ait işyerinde 01.10.2003 tarihinde çalışmaya başladığını ancak çalışmalarının S.S.K'ya eksik bildirildiğini, 01.04.2007 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, fazla mesai ve hafta tatili ücretinin ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırmadığını hizmet akdine haksız ve bildirimsiz olarak son verildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kıdem-ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı vekili davacının 15.06.2005 tarihinde 2680 kg. olarak teslim etmesi gereken yakıtı 80 kg. eksik olarak teslim ettiğini, sözleşmede fire hakkı %0,2 olarak öngörüldüğünden işverenin zarar gördüğü halde davacı hakkında cezai işlem uygulamadığını, davacının davalı işyerinde 01.03.2005 tarihinde çalışmaya başladığını, 30.06.2005 tarihinde de haklarını aldığını belirterek ibraname imzalamak suretiyle işten ayrıldığını, davanın yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dava konusu alacaklar kısmen hüküm altına alınmıştır.
Taraflar arasında davacının davalı işyerinde çalışma süresi uyuşmazlık konusudur.
Davacı dilekçesinde 01.10.2003-01.04.2007 tarihleri arasında çalıştığını iddia etmiş, davacı tanıkları da 2003 yılında çalışmaya başladığını doğrulamışlardır. Davalı işveren 01.03.2005-30.06.2005 tarihleri arasında çalıştığını savunmuş, tanık dinletmemiştir. Dosya arasına getirtilerek incelenen SSK kayıtlarında davacının davalı işyerinde 01.03.2005-30.06.2005 ve 15.02.2007-02.04.2007 tarihleri arasında 2 dönem çalışması görülmektedir. Mahkemece Tüpraş Rafinerisinden getirtilen belgelere göre davacının 04.04.2004-04.12.2007 tarihleri arasında rafineriden davalı şirketin aracına akaryakıt yüklediği anlaşılmaktadır. Davacının dosyaya sunduğu en eski belge olan davalı şirketçe davacıya verilmiş olan vekaletname 05.01.2004 tarihlidir. Mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunda hizmet süresinin başlangıç tarihi en eski belge olan vekaletname tarihi olan 05.01.2004 kabul edilerek belirlenen hizmet süresine göre hesaplama yapılmıştır. Oysa bir kişinin işe başlar başlamaz işverenin güvenini kazanamayacağı, belirli bir süre çalıştıktan sonra ancak güven tesis edebileceği ve kendisine vekalet verilebileceği açıktır. Bu nedenle davalı işverenin savunmalarının dosyaya getirtilen belgelerle örtüşmediği görüldüğünden ve davacı tanıklarının beyanları da davacı iddialarını desteklediğinden hizmet süresinin başlangıcı yönünden davacının talebi gibi 01.10.2003 tarihinin esas alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3. Davacının aldığı ücret yönünden de uyuşmazlık söz konusudur.
Davalı işveren dosyaya bordro vs. sunmamış,tanık dinletmemiş, SSK kayıtlarına davacının ücretinin asgari ücret olarak bildirildiği görülmüştür.Davacı tanıkları davacının aylık 750,00 TL net ücret aldığını bildirmişlerdir.Davalı işyerinde tutulan kayıtların gerçeğe aykırı olduğu kanıtlandığı ve davacı vekilince bilirkişi raporuna yapılan itirazda açıklandığı halde;yerel mahkemece davacının davalı işyerinde çalıştığı süreyi kanıtlamak için dosyaya sunduğu maaş ödemelerini gösterir belgede belirtilen miktara itibar edilerek asgari ücrete oranlamak suretiyle belirlenen ücret üzerinden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacının meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceğinin araştırılması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca varmaktır.
4. Kabule göre de; kurulan hüküm kısmen kabul niteliğinde olduğu halde; tefhim edilen kısa kararda Davanın bilirkişi raporu üzerinden kabulüne şeklinde yazıldıktan sonra, gerekçeli kararda kısmen ret yönünde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy