(2954 S. K. m. 49, 50) (657 S. K. m. 4)
Dava: Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde iş sözleşmesi ile çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, izin kullanmadığını belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı kurumda 01.10.2000 tarihinden 17.06.2002 tarihine kadar sigortasız, bu tarihten sonra bir yıldan az süreli işçi sayılmayan geçici personel çalıştırılmasına ilişkin yönetmelik hükümlerine göre imzalanan sözleşmelerle 30.11.2004 tarihine kadar canlı yayın teknik personeli olarak çalıştırıldığını, ortada esaslı bir neden olmaksızın yapılan bu sözleşmeler zincirleme yapıldığından başlangıçtan beri belirsiz süreli iş sözleşmesi haline geldiğini, davacı ile imzalanan sözleşmenin açık bir şekilde özel hukuk sözleşmesi olduğunu, davacının fiiliyatta belirli bir teknik beceri ve birikimi gerektiren, sürekli kadrolarla yürütülmesi mümkün olmayan geçici personel olarak değil, yapım ve yayının her aşamasında kurumun asli görevlilerine yardımcı olan ve ünite amirinin vereceği diğer görevleri yapan daimi işçi statüsünde çalıştırıldığını, Çalışma Bakanlığı İş Müfettişlerince düzenlenen teftiş raporunda aralarında davacının da bulunduğu çalışanların işçi olduklarının belirlendiğini, davacının tüm UBGT günlerinde çalıştığını, yılda en fazla 10 gün yıllık izin kullanabildiğini, ancak kendisine bu çalışmalarının karşılığı ücret ödenmediğini, davacının iş akdinin haksız olarak feshedildiğini belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı kurum vekili, davacı ile kurum arasında iş ilişkisi bulunmadığını, 17.06.2002 tarihine kadar istisna akdi ile bu tarihten sonra ise işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesi ile çalıştırıldığını, davacı ile davalı kurum arasında imzalanan işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesinin idari bir sözleşme olduğunu, idari sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm merciinin idari yargı olduğunu, belirterek öncelikle görev yönünden davanın reddini talep etmiş, esasa ilişkin olarak da fesih tarihinden itibaren bir yıl içinde dava açılması gerektiğini, hak düşürücü bu sürenin geçtiğini, davacının 2006 yılında hizmetine ihtiyaç duyulmadığından sözleşmesinin yenilenmediğini, ayrıca davacının kurum telefonlarını özel görüşmeleri için kullanarak kurumu zarara uğrattığını, belirsiz süreli sözleşme ile çalıştığı kabul edilse dahi haklı sebeple sözleşmesinin feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan hesap raporuna itibar edilerek, davalı kurumun davacıyla bir yılın altında bir süre için sözleşme akdederek davacıyı geçici personel adı altında istihdam etmesi, ancak sözleşme süresinin dolmasının ardından kısa bir süre sonra benzer bir sözleşme ile yeniden davacıyı işe alması ve bu durumun zincirleme sözleşmeler ile tekrarlanması, davalı kurumun geçici olmayan işler için kadrolu eleman istihdam etmek yerine geçici personel istihdam ettiğini ve sözleşmeleri yenileyerek bu durumun sürekliliğini sağladığını gösterdiği, her ne kadar davacının geçici personel olarak istihdam edilmişse de hizmet süresinin zincirleme sözleşmeler ile sürdüğü, çalışma şeklinin mevsimlik olmadığı, süreklilik arz ettiği, davacının davalı kurumdaki çalışmalarının geçici nitelik taşımadığı ve aradaki ilişkinin hizmet akdi ile kurulmuş bir ilişki olduğu, davacının 01.10.2000-30.11.2004 tarihleri arasında fasılasız çalıştığı, iş akdinin davalı işverenlik tarafından feshedildiği, feshin haklı nedene dayandığının ispatlanamadığı, gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı ile hesaplanan yıllık ücretli izin ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından cevap nedenleri ile temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Davalı kurum kendi teşkilat kanunu olan 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'nun 49 ve 50/h maddelerine göre personel çalıştırmaktadır. Davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde yürürlükte bulunan 49. maddeye göre Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel ve geçici personel eliyle gördürülür. Keza 50/h maddesine göre Borçlar Kanunu hükümleri gereğince de sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Davalı kurum bu hükümlere dayanarak 1986 yılında İstisna Sözleşmesi Yönetmeliği, 2001 yılında ise İşçi Sayılmayan Geçici Personel Çalıştırılmasına İlişkin Yönetmeliği çıkarmıştır.
İstisna Sözleşmesi Yönetmeliği ile kurumun, yapım ve yayınlarında kullanılacak belli bir eser veya belli bir sonucun elde edilmesi için sözleşme yapacağı belirtilmiştir.
İşçi Sayılmayan Geçici Personel Çalıştırılmasına İlişkin Yönetmelik hükümleri incelendiğinde, 1. madde de sürekli kadrolarla yürütülmesi mümkün olmayan ve bir yıldan az süreli işçi çalıştırılmasının amaçlandığı, 5. madde de çalıştırılacak personelin nitelikleri ve alınma koşullarının, 6. madde de ödenecek ücretin sınırlarının saptandığı anlaşılmaktadır. 2954 sayılı yasanın 49. maddesindeki işçi sayılmayan geçici personel çalıştırılması ve buna bağlı olarak çıkarılan yönetmelik hükümleri düzenlemeleri, 657 sayılı yasanın 4/C maddesinde sözleşmeli personel çalıştırılması düzenlemesi ile paralellik taşımaktadır.
Davalı kurumun bu yönetmelik hükümleri dikkate alarak 1986 yılı ile 2004 yılı arasında eser sözleşmesi adı altında ihtiyacına göre birçok teknik, sanatçı, programcı personeli birden fazla ve yenilenen sözleşmelerle çalıştırdığı, bu şekilde çalışanların herhangi bir sosyal güvenlik kurumu ile irtibatlandırılmadığı, 2002 yılından itibaren ise işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesi ile bu kez Sosyal Sigortalar Kurumu ile irtibatlandırarak aynı kişileri çalıştırdığı anlaşılmaktadır.
Çalışanın bir statüden diğer statüye geçmesi halinde, statü değişikliğinde iradesinin rol alıp almadığı önem taşır. Çalışanın iş ilişkisinden, memuriyete veya sözleşmeli personel yada idari sözleşme ilişkisine kendi iradesi ile geçmesi ve iş ilişkisine kendisinin son vermesi halinde, iş ilişkisi işveren tarafından sonra erdirilmediğinden bu dönem için çalışanın kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanma olanağı bulunmamaktadır. Keza bu şekildeki statü değişikliği işçi açısından haklı fesih nedeni olmadığı için kıdem tazminatı hakkı da doğmayacaktır. Ancak bu tarih itibari ile çalışan iş sözleşmesi sona erdiğinden kullanmadığı yıllık izinleri var ise yıllık ücretli izin ve iş görme edimi karşılığı ve sözleşme ve yasadan kaynaklanan diğer işçilik alacaklarını talep edebilecektir.
Davacı çalışan 12.02.2001 arası dosyaya sunulan 16 adet sözleşmeye göre bu tarihler arasında istisna sözleşmesi adı altında, 17.06.2002 tarihinden sonra ise 17.06.2002-31.12.2002, 14.01.2003-14.11.2003 ve 14.01.2004-14.11.2004 tarihlerine kapsayan 3 adet işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesi kapsamında çalıştırılmıştır.
Diğer taraftan 2001 yılında davalı kurumda teftiş yapan Bölge Çalışma Müdürlüğü İş Müfettişliği özellikle İstisna Sözleşmesi Yönetmeliği kapsamında çalıştırılanlarla ilgili olarak;
Davalı kurumun kendi kanununun 50/h maddesindeki kurum Borçlar Kanunu gereğince sözleşmeli personel çalıştırabilir yönündeki hükmü istisna akdi olarak değerlendirdiği ve buna göre iş yaptırdığı,
Eser yapımından hareketle İstisna Sözleşmesi Yönetmeliği çıkartıldığı,
Eser sözleşmesi kapsamında çalıştırılanların çalışması sürekli olmasına rağmen çalışma çalıştığı sürelerin sözleşmelerle eksik gösterildiği,
Çalıştırılanların fiilen yaptıkları iş ile sözleşmedeki işlerin uyuşmadığı,
Hep aynı kişilerle sürekli eser sözleşmesi yapıldığı, sabit ücret ödendiği, zincirleme istisna sözleşmesi yapıldığı,
Bu şekilde çalıştırılanların ifadelerine başvurulduğunda tümünün kurum işyerinde bulunduğu,
Eser sözleşmesinde bir eserin ortaya konulması gerektiği halde istisna sözleşmesi yapılarak çalıştırılanların iş isteyen bir işçi adayı gibi kuruma başvurduğu ve uygun görülenlerle sözleşme imzalandığı,
Çalışma şartlarının, işe başlayış ve bitiş saatlerinin davalı işveren tarafından belirlendiği, belirli olmayan bir zaman dilimi içinde işveren ait işyerinde işverenin denetim ve gözetimi altında verilen hizmetin bir ücret karşılığında ve ücretin zaman esası üzerinden saptandığı,
Kurum ile istisna sözleşmesi ile çalıştırılanlar arasında açıkça iş sözleşmesi bulunduğu tespit edilmiş ve bu kapsamda çalıştırılanlar belirlenmiştir. Resim seçici olarak çalışan davacının da bu kapsamda çalıştırıldığı sabittir.
Somut bu maddi ve hukuki olgulara göre;
1. Davacı çalışan, ikinci dönem olan 17.06.2002-14.11.2004 tarihleri arası, normatif dayanak olan 2954 sayılı yasanın 49 ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Kurumun diğer görevlilerine yardımcı İşçi Sayılmayan Geçici Personel Çalıştırılması Yönetmeliği kapsamında sözleşme yapılarak çalıştırılmış, sınav sonrası atama tasarrufu ile işe alınmış, ücreti de yönetmelik hükümleri gereği belirlenmiştir. Davacı ile kurum arasında bu dönemde iş ilişkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu dönemin işçilik alacaklarında değerlendirme olanağı bulunmadığı gibi statü hukuku nedeni ile uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. Mahkemece bu döneminde iş ilişkisi kabul edilerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile işçilik alacaklarında dikkate alınması hatalıdır.
2. Davacının ilk dönemi olan eser sözleşmesi adı altında çalıştırıldığı çalışma süresinin iş müfettiş raporundaki tespitlere göre iş ilişkisi olarak kabul edilmesi isabetlidir. Zira davacının iş görme edimi karşılığında belirlenen ücretle ve en önemlisi hukuki ve kişisel bağımlılıkla çalıştığı anlaşılmaktadır. Keza bu dönem tatil çalışmaları karşılığı ücret alacağı zamanaşımına uğradığından, zamanaşımı itirazı dikkate alınarak hesap dışı bırakılması da doğrudur.
Ancak;
a) Mahkemece davacının 01.10.2000 tarihinden işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesi imzalandığı 17.06.2002 tarihine kadar aralıksız çalıştığı kabul edilmiştir. Oysa dosyaya sunulan ve mahkemece iş sözleşmesi kabul edilen eser sözleşmelerine göre davacı 12.02.2011-01.06.2002 tarihleri arası ararlıklı çalıştırılmıştır. Davacının çalıştığını belirttiği tarih ile ilk eser sözleşmesinin yapıldığı tarih arasında yaklaşık 4 aylık, son eser sözleşmesinin bittiği tarih ile idari sözleşme niteliğinden imzalanan işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesinin imzalanması arasında da yaklaşık 15 günlük bir süre bulunmaktadır.
Çalışma olgusunu davacı kanıtlamalıdır. Dosyadaki tanık beyanları çalışmanın aralıksız olup olmadığı konusunda açık ve yeterli değildir. Davacının çalışma olgusu konusundaki delilleri değerlendirmeli, davacının iş ilişkisi kapsamında işçilik alacaklarına esas hizmet süresi tam olarak belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
b) Davacının iş ilişkisi olarak belirlenecek işçilik süresi sonunda iş sözleşmesinin davacı veya davalı tarafından sonlandırılıp sonlandırılmadığı, davacının kendi iradesi ile işçi sayılmayan geçici personel statüsüne geçip geçmediği ve buna bağlı olarak davacının iş ilişkisinin sonlandığı tarih itibari ile kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmayacağı araştırılmalıdır.
İş ilişkisi davacı tarafından sonlandırılmış ise bu tarih itibari ile kıdem ve ihbar tazminatı reddedilmeli, ancak bu tarihteki ücret üzerinde varsa hak ettiği ve kullanmadığı yıllık ücretli karşılığı ücret alacağına karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 26.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy