(4857 S. K. m. 20, 21)
Dava: Davacı, işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile aynı işyerinde çalışan A. Ç.'ın usulsüz işlemleri nedeniyle sözleşmesinin feshedildiğini ancak bu işlemlerle müvekkilinin bir ilgisi bulunmadığını bu nedenle davacının iş akdinin işverence haksız olarak feshedildiğini belirterek işe iade kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili işyeri bünyesinde yapılan soruşturmada zimmetine para geçirdiği tespit edilen davacının defalarca şifresini vererek kullandırdığının anlaşıldığını, bu şekilde davacının işverenin güveni sarsacak davranışları nedeniyle akdin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece işyeri uygulaması olarak davacının şifresini diğer çalışanlara verdiği, işyeri çalışanlarından A. Ç. gerçekleştirilen usulsüzlüklerden tek başına davacının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı banka bünyesinde yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen soruşturma raporu bu soruşturma kapsamında alınan ifadeler ve dosya kapsamı nazara alındığında; operasyon yönetmen yardımcısı olarak çalışan davacının denetim ve gözetiminde çalışmakta olan A. Ç.'ın usulsüz işlemler gerçekleştirmek suretiyle zimmetine para geçirdiğinin tespit edildiği, davacının ise adı geçen çalışan ve diğer banka çalışanlarına işlemlerin tamamlanması için gerekli onay şifresini vererek kullandırdığı, bazen bu şifreyi çalışanların görebileceği şekilde çalışanlara ait bilgisayarlardan sisteme girdiği, yine davacının adı geçen çalışanca sunulan müşteriye yapılacak ödemelere dair belgeleri müşteri imzalarını kontrol etmeden ve fiilen ilgili müşteriyi görüp imza hususunun teyit etmeden onay imzası vererek usulsüz ödemelere yol açtığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının bizzat soruşturma sırasında verdiği ifadelerindeki kendisine yöneltilen eylemlerin kabulü anlamına gelebilecek ifadelerde bulunması, soruşturma kapsamında ve yargılama sırasında ifadesine başvurulan tanıkların bu durumu doğrulaması karşısında, davacının usulsüz işlemlerle zimmetine para geçirdiği tespit edilen A. Ç.'a ve diğer çalışanlara işlemlerin tamamlanması için gerekli onay şifresini vererek kullandırdığı, bazen bu şifreyi çalışanların görebileceği şekilde çalışanlara ait bilgisayarlardan girdiği, A. Ç. tarafından kendisine sunulan müşterilere yapılacak ödemelere dair belgeleri müşteriyi fiilen görmeksizin ve bu şekilde imzanın müşteriye ait olduğunu belirlemeden onay imzaları vererek usulsüz ödemelere ve yukarıda adı geçen çalışanın zimmetine para geçirmesine sebep olduğu anlaşılmakta ise de davacının bu eylemleri sebebiyle herhangi bir maddi çıkar sağladığına dair iddia ve delil bulunmaması karşısında davacının sayılan eylemleri nitelik itibariyle haklı feshe neden olacak ağırlıkta olmasa da sayılan türden davranış ve eylemler çalışma düzenini bozucu, kötü örnek teşkil eden ve bankanın iç işleyişiyle uyum göstermeyen bir davranış niteliği taşıyacağından geçerli fesih nedeni teşkil edecek olup bu nedenle 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 28.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy