(6762 S. K. m. 599)
Dava: Davacı, itirazın iptali ile %40 haksız icra tazminatı ile icra takiplerinin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. B. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı M. H.'ın işçisi olduğunu, işverenin baskısı ile teminat senedi olarak açık bono verdiğini ancak davacının bilgisi dışında davalının diğer davalı bankaya bonoları kendi kullandığı kredilere güvence amacıyla verdiğini ve durumu öğrenmesinden sonra bankanın bunları tahsile vermeyeceğini söylediğini, davalı bankanın iyiniyetli olmadığını ve teminat olarak verildiğini bildiği halde senedi aldığını belirterek %40 haksız icra tazminatı ile icra takiplerinin durdurulmasını ve borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı banka, bonoyu iyiniyetli ve ciro yoluyla alan sonraki hamil konumunda olduğunu, diğer davalı ile aralarında ticari ilişki olduğunu ve onun bir çok kez senet verdiğini, kendileri açısından bonodaki silsilenin doğruluğunun yeterli olduğunu, M. H. ile davacının arasındaki ilişkinin mahiyetini bilemeyeceklerini, davalının işçisi olmasının senedi geçersiz kılmayacağını, bononun üzerinde teminat bonosu olduğuna dair kayıt olmadığını Samsun 2. İcra Hukuk Mahkemesi kararında da bankanın bonoyu takibe koymakta kötüniyetli ve ağır kusurlu bulunduğuna dair soyut iddia dışında başkaca delil bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı şirketin bankalarla doğan iyi müşteri ilişkileri doğrultusunda bankaya sunduğu teminat çekleri ve diğer teminat senetleri karşılığında bankadan önemli miktarlarda krediler aldığı, ekonomik kriz sonrasında işlerin kötü gitmesi sebebiyle aldığı kredilerin temininde zorlandığı ve bunun üzerine tüm işçilerinden müşteriymiş gibi senetler almak suretiyle diğer müşteri senetleri gibi bunları da bankaya sunmak suretiyle bankalardan yüksek meblağlı krediler aldığı sonra bunları ödeyemez hale geldiği ve davalı bankanın işveren ve işçiler aleyhine icra takiplerine giriştiği, işyeri çalışanlarının işini kaybetme korkusu ile müzayakaya düşerek senetleri imzalamak zorunda kaldığı bu nedenle Borçlar Kanunu 29 madde gereğince ikrahın söz konusu olduğu ve bononun işçi için hüküm ihtiva etmeyeceği, varlığı sabit olan manevi ikrah ve sonucunda oluşan müzayaka halinin davacı yönünden senedi hükümsüz kıldığı, bu mutlak definin senette imzası olan işveren dahil herkese ve hamil olan bankaya karşı ileri sürülebileceği bu nedenle baştan beri sakatlanmış irade ile davacı imzası ile verilmiş bonolardan dolayı davacının davalı işveren ve bankaya karşı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı banka temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalı bankaya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, Davacı davalı işverenin kendisinden teminat senedi olarak aldığı bonoları davalı bankaya güvence olarak verdiğini ve ödemede bulunmayınca kendisi hakkında takip yapıldığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Bu durumda 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 599 maddesinin irdelenmesi gerekmektedir.
Anılan kanunun ilgili maddesi Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisab ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. şeklindedir.
Sözkonusu maddedeki açık hüküm uyarınca, keşideci durumundaki davacının, bono lehtarı davalı şirket ile kendileri arasındaki sözleşme ilişkisine dayanarak, o sözleşmelerde taraf durumunda bulunmayan takip alacaklısına karşı, bononun teminat olarak düzenlendiğini ileri sürmesine olanak yoktur.
Açıklanan yasa hükmü karşısında keşideci ile lehtar arasındaki ödeme def'ilerinin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği gözetilmeden mahkemece davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy