(406 S. K. Ek. m. 29) (5457 S. K. m. 1) (4046 S. K. m. 22)
Dava: Davacı, kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. Tekbaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı işyerinde mühendis olarak görev yapan davacı, davalı işyerinin 14.11.2005 tarihinde özelleşmesinden sonra, 8.03.2006 tarihinde 1. Tip İş Sözleşmesini imzaladığını, davalının son bir yıl içinde birçok personeli emekliliğe sevk ederek iş akdini feshetmesi nedeniyle huzursuz olduğunu, bu nedenle kamuya nakil istediğini, davalının bu talebini bazı örneklere rağmen reddetmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, bu nedenle red isteminin iptalini ve nakle tabi personel olarak Devlet Personel Dairesini bildirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu aynen karara geçirilerek istek gibi hüküm kurulmuştur.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının kuruluşunu düzenleyen 406 sayılı Kanunun Ek 29. maddesini 9.2.2006 tarihinde değiştiren 5457 sayılı yasada
diğer kamu kurumu ve kuruluşlarına naklen geçiş hakkını kullanmayarak İş Kanunu hükümlerine tabi olarak yeni bir sözleşme yapmak sureti ile Türk Telekom da çalışmaya devam edenler
ifadesinin yazılı olması nedeniyle davalı işverenin özelleşme sonrasında kamuya nakil hakkını saklı tutanlarla 2. Tip, bu haktan vazgeçenlerle 1. Tip İş Sözleşmesi yapmasında yasaya aykırılık mevcut değildir. 2. Tip Sözleşmelerinin Anayasaya aykırı olduğu iddiası ile açılan davada Anayasa Mahkemesince 15.03.2007 tarihinde reddedilmiştir. Mühendis olan davacı bu durumda kendi iradesi ile kamuya nakil hakkından vazgeçerek 08.03.2006 günlü Tip 1 başlıklı iş sözleşmesi imzalamıştır. Sözleşmesinin 16. maddesinde davalının 2. fıkrada belirlenen koşul dışında kamuya nakil hakkından vazgeçtiği açıkça yazılıdır. Sözleşmenin taraflar için bağlayıcılığı karşısında davacının artık bu sözleşme dışında talepte bulunması mümkün değildir.
Öte yandan özelleştirme uygulamaları ile ilgili 4046 sayılı yasanın 22. maddesinde de nakil hakkı kapsamında iken iş kanunlarına tabi kadrolara atanmayı kabul edenlerin nakil hakkından yararlanmayacağı da yine açıkça yazılıdır.
Yasaların ve sözleşmenin anlatılan açık hükümleri karşısında bilirkişinin imzalanan iş sözleşmesinin 16. maddesinin geçerli olmadığına ilişkin görüşüne dayalı mahkeme gerekçesi yerinde değildir.
Kabule göre ise; 5447 sayılı yasa ile değişik Ek 29. maddesine göre davacının imzaladığı sözleşmeye rağmen nakil hakkı olduğu kabul edilse dahi, en geç beş yıl içerisinde iş sözleşmesi feshedildiğinde ancak Devlet Personel Dairesine bildirilmeyi talep edebilir. Dava tarihinde ve halen çalıştığı, ortada gerçekleştirilmiş bir fesih de olmadığı anlaşılmakla, davacının Devlet Personel Dairesine bu aşamada bildirilmesini talep etme olanağı da mevcut değildir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki; anılan talep yasadan kaynaklanan normatif düzenlemeye ilişkindir. Taraflar arasındaki bu tip düzenlemelere de İş Mahkemesince müdahale edilmesi iş hukuku normlarına uygun olmayıp, davanın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy