(6100 S. K. m. 27) (2709 S. K. m. 36)
Dava ve Karar: Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma, genel tatil, yıllık izin, bayram tatili, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait iş yerinde 03.11.1998 - 01.07.1999 ve 10.10.2000-06.10.2005 tarihleri arasında çalıştığını, çalışma süresinin Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik bildirilmesi nedeni ile iş akdini haklı sebebe dayalı feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı taraf, tanıkları dinlenilmeksizin karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğunu ileri sürerek temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Somut uyuşmazlıkta; davalı vekili 09.10.2008 tarihli celseye katılarak vekaletnamesini ibraz edip davaya ilişkin cevaplarını bildirmek için süre talep ettikten sonra diğer celseler katılmamış, cevap ve delil listesi ibraz etmemiştir.
Davalı vekili 09.07.2009 tarihli dilekçesi ile vekillikten çekilmiş ve bu husus davalı asile 14.07.2009 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davalı asil 30.06.2009 tarihli dilekçesi ile tanık listesi ibraz etmiş ve vekilinin çekilmesinden sonraki ilk duruşmaya katılarak tanıklarının dinlenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı tanıkları dinlenilmeksizin hüküm kurulduğu, davalı tarafa tanıkların dinlenmesi için usulüne uygun kesin mehil verilmediği görülmüştür.
Savunma hakkı Anayasamızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı HMK'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkın sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde davalı tarafça tanık isimleri mahkemeye dilekçe ile bildirilmiştir.
Mahkemece, davalı tarafa tanıklarını dinletmesi hususunda usulüne uygun kesin mehil verilerek tanıklarını dinletme imkan sağlanması ve tanık beyanlarının diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, davalı tanıklarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak dinlenilmeyip, davalının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy