(4857 S. K. m. 18, 21)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin yargılama sırasında devredilen Belediye Başkanlığı işyerinde ödenmeyen ücret, yıllık ücretli izin fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacağının devralan davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacının yargılama sırasında davalı idareye devredilen Belediye'nin asli ve sürekli işlerinde aralıksız çalıştığını, fakat 40 aylık tutarında ücret alacağının ödenmediğini, tatil günleri dahil günde 5 saat fazla mesai yaptığını, yıllık ücretli izin kullandırılmadığını belirterek, ücret, yıllık ücretli izin fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Belediye Başkanlığı vekili, davacının tüzel kişiliği son eren Ceritmüminli Belediyesi nezdinde çalışmalarının sürekli olmadığını, devam zorunluluğuna uymadığını ve keyfi olarak kesintili çalıştığını fazla mesaiyi gerektirecek nitelikte çalışmasının olmadığını beyan ederken,
Davalı idare vekili ise davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi hesap raporuna itibar edilerek, özellikle tanık beyanlarına itibar edilerek davacının davalı işyerinde ayda bir Pazar ve dini bayramların ilk günü dışında diğer günlerde çalıştığı ve ara dinlenme hariç haftada 15 saat fazla mesai yaptığı, bordro sunulmasına rağmen ücretlerinin ödendiğinin kanıtlanmadığı, davacının dava tarihine kadar 40 aylık ücretiyle fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının ödenmediği, davacının iş ilişkisinin devam etmesi sebebiyle yıllık ücretli izin alacağına hak kazanmadığı gerekçesiyle fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacağından %30 oranında indirim yapılarak ücret, fazla mesai, hafta tatil bayram ve gene tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının kabulüne, yıllık ücretli izin alacağının reddine karar verilmiştir.
Karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretinin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan "ücret hesap pusulası" verilmesi zorunludur. Uygulamada çoğunlukla "ücret bordrosu" adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığıyla yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir. Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir. Dairemizce, çok uzun süre ücret ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, hakimce resen yemin teklifinde bulunulabileceği de kabul edilmektedir (Yargıtay 9. hd. 18.10.2004 gün 2004/7006 E. 2004/23275 K).
İş hukukunda çalışma olgusunu, bu kapsamda fazla mesai yaptığını, tatillerde çalıştığını iddia eden işçi, karşılığı ücretin ödendiğini de işveren kanıtlamalıdır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Dinlenen tanıklarında tarafsız, bordro tanığı veya komşu işyerinde çalışanlardan olması önemlidir. Taraflarla ihtilaf ve husumet içinde olanların tanıklığına itibar edilmemelidir. Keza işverenin kamu kurumu veya kuruluşu olması da bu konuda çalışma yapılıp yapılmadığı konusunda önem arzeder. Zira kamu işyerlerinde çalışma şekli yasa, yönetmelik hükümleri yanında mülkü yetkili amirin düzenleyici işlemleri ile de belirlenmektedir.
Dosya içeriğine göre davacının yargılama sırasında 5747 s. kanunun geçici 2 nci Maddesi uyarınca davalı idareye devredildiği, tüzel kişiliğinin sonlandırıldığı, davacının devredilen Belediye Başkanlığı nezdinde Toplu İş Sözleşmesine taraf sendika üyesi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Devralan davalı idare, devirden önceki işlemlerle ilgili İç İşleri Bakanlığı tarafından yürütülen teftişin devam ettiğini ileri sürmüştür. Diğer taraftan dosyaya davacı imzasını taşımasa da aylık ücretleri gösteren ve tahakkuk memuru imzanı taşıyan icmal bordroları sunulmuştur.
1- Somut uyuşmazlıkta iş ilişkisi devam ettiğinden, yıllık ücretli izne alacağa dönüşmediğinden, bu alacağa dair isteğin reddine karar verilmesi isabetlidir.
2- Ancak hüküm altına alınan alacaklar yönünden karar aşağıdaki sebeplerle hatalı bulunmuştur.
a) Davacı uzun süredir Toplu İş Sözleşmesince belirlenen aylık ücret alacağının ödenmediğini ileri sürmüştür. Ücretin ödendiğinin işveren tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacının işvereni olan Belediye Başkanlığı yargılama sırasında yasayla tüzel kişiliği sona erdirilerek davalı idareye devredilmiştir. Dosyaya aylık ücretlerin ödenmesini içeren ve tahakkuk memuru imzasını içeren icmal bordroları sunulmuştur. Davalı idare devirden önceki işlemeler için denetimin devam ettiğini savunmuştur. Teftişe dair belgeler ve işçilerle ilgili tüm kayıtlar getirtilmelidir. Bu kapsamda icmal bordrosuyla belirlenen ücretlerin kamu kurumu olması sebebiyle davacı adına banka hesabı açılıp açılmadığı, banka yoluyla ödenip ödenmediği araştırılmalı ve gerekirse yemin deliline dayanılmalıdır.
b) Somut olayda davacı işçinin fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil çalışması yaptığına dair tek delil tanık beyanlarıdır. Davacı tanıklarıyla davalı işveren arasında derdest davalar bulunmaktadır. Tanıklarla davalı arasında uyuşmazlık bulunduğundan tanıklıklarına itibar edilemez. Çalışılan yerine kamu kurumu işyeri olması sebebiyle işyeri ile ilgili mülki idarenin de çalışma koşullarıyla ilgili düzenleyici işlemlerinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, davacının yaptığı işte nazara alındığında işyeri kayıtları, puantajlar ve benzeri kayıtlar üzerinde inceleme yapılmalı ve sonucuna göre fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarına karar verilmelidir.
Mahkemece eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 04.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy