(5521 S. K. m. 7) (2004 S. K. m. 67, 68, 169/A) (4857 S. K. m. 8, 28) (818 S. K. m. 104) (3095 S. K. m. 3) (YHGK. 04.03.2009 T. 2009/9-57 E. 2009/110 K.)
Dava: Davacı ve karşı davalı, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının ödetilmesine, davalı ve karşı davacı ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, her iki davayı kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.B.Taşkın tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, Temmuz 2006 ayı maaşının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, işveren aleyhine Beyoğlu 5. İcra Müdürlüğünün 2007 / 2295 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, ancak davalının bu takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve İcra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının temmuz ayı maaşını aldıktan sonra 16.08.2006 tarihinde istifa dilekçesi vererek işyerini terk ettiğini, Temmuz ayı maaşının ödendiğine ilişkin imza alınmasının unutulduğunu, Ağustos ayından 15 günlük ücret alacağının mevcut olduğunu, bu meblağın da 2 haftalık ihbar tazminatı alacağına mahsuben ödenmediğini, bu nedenle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini ve karşı dava olarak ihbar tazminatının ödenmesine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, 1-) Davacının davasının kabulüne, A) Temmuz Ayı Ücret Alacağı olarak 2.913,06 TL nin B) Ağustos Ayı Ücret Alacağı olarak 1.353,71 TL nin dava tarihinden en yüksek mevduat faizi ile tahsiline, C) Bu alacak miktarları üzerinden % 40 icra inkar tazminatının davalı taraftan alınıp davacı tarafa ödenmesine,
2-) Karşı Davacının Davasının KABULÜNE, A) Davalı - karşı davacı tarafın ihbar tazminatı alacağı olarak 1.610,70 TL nin 500 TL sinin dava tarihi, kalan miktarının ıslah tarihinden itibaren yasal faiz ile tahsiline karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davanın niteliği ve davalı -karşı davacının ihbar tazminatı hak edip etmediği noktalarında toplanmaktadır.
Genel haciz yoluyla yapılan ilamsız icra takiplerinde, borçlunun itirazı üzerine takip durur.
Alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkânlarından biri 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 inci maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.
İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından, takibe itiraz eden takip borçlusuna karşı açılır.
İcra takibinde yer alan ve borçlu tarafından itiraza uğrayan kısım davanın konusunu oluşturur. Borcun tamamına ya da bir kısmına itiraz hallerinde olduğu gibi imzaya itiraz ile faize itiraz edilmesi durumunda da itirazın iptali davası açılabilir.
İcra İflas Kanununun 68 ve 68 (a) maddelerinde sözü edilen belgelerden birine sahip olmayan alacaklı, itirazın giderilmesini sağlayabilmek için yalnız itirazın iptali yoluna başvurabilir.
Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş ya da itiraz geçerli değilse alacaklının itirazın iptali davası açmasında hukukî yarar yoktur.
İtirazın iptali davası süreye tabidir. Alacaklı itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir.
İcra takibi konusu alacak davası iş mahkemesinin görevine girmekte ise, itirazın iptali davası da iş mahkemesinde açılır (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku, İstanbul Kasım 2004, s. 223.). Buna göre davada 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 7 nci maddesi uyarınca sözlü yargılama usulü uygulanır.
İtirazın iptali davasında, işçilik alacaklarıyla ilgili olarak tahsil hükmü kurulması mümkün olmaz. Yargılama sonunda icra takibine itirazın kısmen ya da tamamen iptali ile takibin devamına ya da davanın reddine karar verilmelidir.
İtirazın iptali davasında dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması mümkün olup, arttırılan kısım yönünden tahsil davası olarak hüküm kurulmalıdır.
Davaya konu miktarın ıslah yoluyla arttırılması itirazın iptali davasının niteliğini değiştirmez ve tamamını tahsil davasına dönüştürmez.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilir.
İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir.
Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 Yasanın 8 inci ve 28 inci maddelerinin, işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/ 9-57 E, 2009/ 110 K).
Borçlu belirli bir alacak için yapılan icra takibinde borcun bir kısmına itiraz etmek istediğinde, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorundadır.
Borçlu buna uymaz ve borcun tamamına itiraz ederse, itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu miktar bakımından icra inkâr tazminatı ödemekle yükümlüdür (Yargıtay 9.HD. 4.4.2008 gün 2007/14360 E, 2008/7511 K.).
Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi kabul edilen kısım bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmelidir.
İcra inkâr tazminatı, asıl alacak bakımından söz konu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
İcra takibinde işlemiş faiz için de takip tarihinden itibaren faiz talep edilmesi durumunda, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi, faize faiz yürütülmesi anlamına gelir ki, Borçlar Kanununun 104/son maddesi ile 3095 sayılı Yasanın 3 üncü maddesi uyarınca faize faiz yürütülmesi mümkün olmaz. Bu halde, asıl alacak bakımından takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmelidir.
Somut olayda, davacı icra takibine karşı itirazın iptali davası açmış olmakla birlikte mahkemece eda davası niteliğinde alacakların tahsiline dair hüküm kurulmuştur. Bu nedenle itirazın iptali formuna uygun karar verilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-) Davacı Temmuz 2006 ayı ücretinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüş, davalı ödemeyi yazılı belge ile kanıtlayamamıştır. Dolayısıyla durumun işçinin haklı feshi kuralına uyduğu gözetilmeden davalı - karşı davacının karşı davasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy