(2821 S. K. m. 31) (4857 S. K. m. 20)
Dava: Davacı, işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı ve geçerli bir sebep olmaksızın feshedildiğini, feshin asıl sebebinin davalıya ait işyerinde sendikal örgütlenmeye katılması olduğunu belirterek işe iadeye karar verilmesini, işe başlatmama tazminatının da 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31. Maddesi gereği işçinin 1 yıllık ücreti seviyesinde belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 14.06.2007 tarihinde bakımıyla yükümlü olduğu ve yaklaşık 180.000 adet tavuğun bulunduğu kümeste, hayvanların yem ihtiyacının karşılanması için gerekli işleri yapmadığı için tavukların aç kalmasına sebebiyet verdiğini ve üretimin güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü, bunun üzerine 15.06.2007 tarihinde savunmasının alınmak istendiğini, davacının savunma vermeyerek işyerini terk ettiğini, bu yüzden davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının sendika üyeliğinin davacıya bildirilmediğini, fesihte sendikal nedenin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, fesih tarihinden çok önceki yıllara ait sebeplerin savunma olarak öne sürüldüğü, 2004 ve 2005 yıllarında davacı hakkında tutanak tutulmasına sebep olan olaylardan sonra davacının işyerinde çalıştırılmaya devam edildiği, özellikle 14.03.2007 tarihli tutanakta belirtilen 1331 tavuğun susuzluktan ölümüne sebep olma gibi bir durumda dahi davacının çalışmasına devam edebilmesinin düşündürücü bir husus olduğu, bunun yanında bu miktar tavuğun telef olmasına gerçekten davacının sebebiyet verdiği yönündeki tespitin bilimsel verilere dayanan, veteriner hekim eşliğinde araştırma inceleme ve tespit yapılarak sonucuna göre düzenlenen bir rapora, belgeye dayandırılmadığı, tutanağın sadece personel şefi tarafından düzenlenerek imzalandığı, 15.06.2007 tarihli tutanağın da benzer şekilde düzenlendiği, davacının tek başına 180.000 tane tavuğun beslenmesinden sorumlu tutulmasının zaman ve işgücü bakımından açıklanmasının bir hayli güç olduğu, davacının sendika üyesi olmamasına rağmen işyerinde sendikal örgütlenme toplantıları düzenlediği, bu çalışmaları nedeniyle iş akdinin sona erdirilmek istendiği ancak görünürdeki sebep olarak farklı tarihlerde tutulan inandırıcılığı olmayan tutanakların gösterildiği, asıl fesih sebebinin sendikal faaliyet olduğu değerlendirilerek işe iadeye ve işçinin 1 yıllık ücreti seviyesinde işe başlatmama tazminatı ile 4 aya kadar boşta geçen süre ücretinin davalıdan tahsiline hüküm kurulmuştur.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1) Sendikal tazminat 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31. maddesinde düzenlenmiş, işçilerin işe alınmalarının, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği korumaları veya üyelikten istifa etmeleri veya sendikaya girmeleri veya girmemeleri şartına bağlı tutulamayacağı ilk fıkrada hükme bağlanmıştır. 3. fıkrada ise, işverenin, sendika üyesi olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım yapamayacağı kuralı mevcuttur. Konuya dair bir başka güvence bahsi geçen maddenin 5. fıkrasında öngörülmüş ve işçilerin sendikaya üye olmaları veya olmamaları sebebiyle iş sözleşmelerinin feshedilemeyeceği, yine yasaya uygun sendikal faaliyetler sebebiyle işten çıkarılamayacakları ya da farklı uygulamaya tabi tutulamayacakları hükme bağlanmıştır.
İşverenin 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31. maddesinin 3, ve 5. fıkralarına aykırı davranması halinde işçinin bir yıldan az olmamak üzere sendikal tazminata hak kazanacağı hususu da yasada ifadesini bulmuştur.
2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31. maddesinde 4773 sayılı yasa ile yapılan değişiklik sonrasında, işçinin iş sözleşmesinin sendika üyeliği ya da sendikal faaliyetleri sebebiyle feshedilmesi halinde doğrudan sendikal tazminat talep hakkının olmadığı açıklanmış ve 4857 sayılı İş Kanununun iş güvencesine dair hükümlerinin uygulanacağı kuralı getirilmiştir. Fesih dışında kalan sendikal nedene dayanan ayrımcılık hallerinde ise, işçinin doğrudan sendikal tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.
4773 sayılı yasa ile sözü edilen maddeye eklenen 7. fıkrada ise, iş güvencesi hükümlerinin uygulaması dışında kalan hallerde ve feshe bağlı tazminat istekleriyle sınırlı olmak üzere ispat yükünün işverene ait olduğu öngörülmüştür. Bu durumda sendikal nedenle fesih iddiasıyla açılan feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davasında ispat yükü, önceden olduğu gibi işçi üzerindedir. Ancak, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaya bir işçinin açmış olduğu sendikal tazminat isteklerini içeren bir davada, aksinin ispatı işverene aittir.
Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir.
Somut olayda, davacının sendikaya üye olmadığı sabittir. Dosya içeriğine göre, davacının sendikaya üye olmadığı halde sendikal faaliyetlerde yer aldığı ve iş sözleşmesinin bu nedene dayanılarak sona erdirildiği davacı tarafından kanıtlanamamıştır. Davacının iddiasını destekleyen sendika yazısı ve tanık anlatımları soyut kalmaktadır. Sendika yazısında belirtilen diğer işten çıkarılan ve işyerinde sendikal faaliyetlere öncü olduğu ifade edilen diğer beş işçinin açtığı işe iade davalarında da sendikal tazminat talepleri kabul edilmemiş, hükümler Dairemizce onanmıştır. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanmadığına ilişkin değerlendirme dosya içeriğine uygun olmakla birlikte fesih sendikal nedenden kaynaklanmamaktadır, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
2) Kabule göre de, işe iade davalarında davanın tespit davası olması niteliği nedeniyle, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti hakkında tahsil hükmü kurulmaz, Mahkemece sadece tespit hükmü kurulmalıdır. Karar bu yönüyle de yasaya uygun değildir.
Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacının yapmış olduğu 60.00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 14.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy