(4857 S. K. m. 20, 22) (2821 S. K. m. 31)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istemi hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, iş akdinin haksız şekilde feshedildiğini, davacının Tek Gıda İş Sendikasına üyelik çalışmalarında arkadaşlarına yol gösteren ve örgütlenme çalışmalarında aktif olarak hareket eden biri olması sebebiyle Tek Gıda İş Sendikasına üye olduktan kısa bir süre sonra davalı işveren tarafından uzun yıllardır şoför olarak çalışmakta olduğu davalı kurum Genel Müdürlüğünden Bingöl et kombinasına geçici olarak görevlendirildiğini, Bingöl et kombinasında görev yapan şoförlerin ağır vasıta ehliyetine sahip şoförler olup, et dağıtımı yapılan araçların da ağır vasıtalar olduğunu, oysa müvekkilinin ağır vasıta ehliyetine sahip olmadığını, bu sebeple Bingöl et kombinasında bulunduğu süre boyuncu hiç bir iş yaptırılmadan bekletildiğini, yaklaşık 2,5 ay kadar Bingöl et kombinasında geçici görevli olarak kaldıktan sonra bu sefer Ağrı et kombinasına naklinin yapılmasına karar verildiğini, müvekkilinin 05.06.2008 tarihli bir yazıyla yapılan nakil işlemini kabul etmediğini ve eski görevinde çalışmaya devam etmek istediğini bildirdiğini, bunun üzerine davalı işveren tarafından iş akdinin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkilinin Tek Gıda İş Sendikasına üye olmasaydı veya üye olduktan sonra işverenin istemi ve talimatı üzerine sendikadan istifa etseydi iş akdinin feshedilmeyeceğini, davalı işveren tarafından yapılan feshin haklı ve geçerli sebebe dayanmadığını belirterek, feshin geçersizliğine, işe iadeye ve davacının yasal haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili kurumun 233 Sayılı K.H.K kapsamında bir kamu iktisadi kuruluşu olarak kendisine bağlı 8 kombina ile et ve et mamulleri üretim, dağıtım ve pazarlama faaliyetini ekonomik ve sosyal gereklere uygun olarak verimlilik ilkesi doğrultusunda yürüttüğünü, söz konusu 8 taşra işyerinin yatırım, üretim planlaması, iş gücü planlaması gibi hizmetleri genel müdürlük merkez teşkilatı vasıtasıyla yürüttüğünü, işyerleri arasında geçici personel görevlendirilmesi, personel nakli gibi işlemlerin ihtiyaç durumuna göre çok sayıda kişiyi kapsayacak şekilde her yıl genel müdürlükçe gerçekleştirildiğini, Ağrı et kombinasının 2007 yılında faaliyete geçtiğini, kombinanın faaliyete geçmesi için gerekli personelin açıktan alınabilmesi için 27.04.2007 tarihinde Hazine Müsteşarlığından personel alım yetkisi istenildiğini, bu talep yazısında ihtiyaç duyulan işçi personel sayısının 65 olarak belirtildiğini, ancak Hazine Müsteşarlığı tarafından bu ihtiyacın % 50 si için izin verildiğini, ancak 32 personel alımı gerçekleştirildiğini, Ağrı et kombinası Müdürlüğünden alınan 21.05.2008 tarihli yazıyla kombinanın çeşitli üniteleri için 4 işçiye ihtiyaç bulunduğunun bildirilmesi üzerine davacıyla birlikte 5 işçinin Ağrı et kombinası Müdürlüğüne naklinin yapıldığını, davacıyla birlikte nakli yapılan 4 işçiden birinin Tek Gıda İş Sendikası üyesi olup, bu işçinin nakli kabul etmemesi sebebiyle iş akdinin feshedildiğini, feshin haklı ve geçerli nedene dayandığını savunmuştur.
Mahkemece, davacının Ağrı et kombinasında görevlendirilmesi işleminin 4857 Sayılı Kanunun 22 nci maddesine göre çalışma koşullarının ağırlaştırılması niteliğinde olup, işçinin yazılı onayına tabi olduğu ve davacı işçinin bu konuda yazılı onayının alınmadığı, iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle işe iadeye ve işe başlatmama tazminatının fesihte sendikal nedenlerin bulunduğu iddiasının somut olgu ve olaylarla kanıtlanamadığı gerekçesiyle işçinin 6 aylık ücreti seviyesinden belirlenmesine karar verilmiştir.
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
İşverence yapılan feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Sendikal tazminat 2821 Sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesinde düzenlenmiş, işçilerin işe alınmalarının, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği korumaları veya üyelikten istifa etmeleri veya sendikaya girmeleri veya girmemeleri şartına bağlı tutulamayacağı ilk fıkrada hükme bağlanmıştır. 3 üncü fıkrada ise, işverenin, sendika üyesi olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara dair hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım yapamayacağı kuralı mevcuttur. Konuya dair bir başka güvence bahsi geçen maddenin 5 inci fıkrasında öngörülmüş ve işçilerin sendikaya üye olmaları veya olmamaları sebebiyle iş sözleşmelerinin feshedilemeyeceği, yine yasaya uygun sendikal faaliyetler sebebiyle işten çıkarılamayacakları ya da farklı uygulamaya tabi tutulamayacakları hükme bağlanmıştır.
İşverenin 2821 Sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesinin 3, ve 5 inci fıkralarına aykırı davranması halinde işçinin bir yıldan az olmamak üzere sendikal tazminata hak kazanacağı hususu da yasada ifadesini bulmuştur.
2821 Sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesinde 4773 Sayılı yasayla yapılan değişiklik sonrasında, işçinin iş sözleşmesinin sendika üyeliği ya da sendikal faaliyetleri sebebiyle feshedilmesi halinde doğrudan sendikal tazminat talep hakkının olmadığı açıklanmış ve 4857 Sayılı İş Kanununun iş güvencesine dair hükümlerinin uygulanacağı kuralı getirilmiştir. Fesih dışında kalan sendikal nedene dayanan ayrımcılık hallerinde ise, işçinin doğrudan sendikal tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.
4773 Sayılı yasayla sözü edilen maddeye eklenen 7 nci fıkrada ise, iş güvencesi hükümlerinin uygulaması dışında kalan hallerde ve feshe bağlı tazminat istekleriyle sınırlı olmak üzere ispat yükünün işverene ait olduğu öngörülmüştür. Bu durumda sendikal sebeple fesih iddiasıyla açılan feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davasında ispat yükü, önceden olduğu gibi işçi üzerindedir. Ancak, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaya bir işçinin açmış olduğu sendikal tazminat isteklerini içeren bir davada, aksinin ispatı işverene aittir.
Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir.
Somut olayda yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları iddia doğrultusunda, davalı tanıkları ise savunmayı teyit eder şekilde beyanda bulunmuşlardır. Dosya içeriğinden, işyerinde fesih tarihi itibariyle çalışanlardan kaç işçinin sendika üyesi olduğu, kaçının üyelikten çekildiği, üyelikten çekilenlerden çalıştırılan işçi olup olmadığı, kaç işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği ve işten çıkarılanların tamamının sendika üyesi olup olmadığı, işyerinde çalışması devam eden sendika üyesi işçiler bulunup bulunmadığı gibi hususlar anlaşılamamaktadır. Feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığı konusunun kuşkuya yer vermeyecek bir şekilde açıklığa kavuşturulması için belirtilen yönlerden gerekli araştırmaya gidilmeli ve toplanacak deliller dosya içeriğiyle yeniden değerlendirmeye tutularak bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 14.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy