(2004 S. K. m. 67) (4857 S. K. m. 8, 28) (818 S. K. m. 104) (3095 S. K. m. 3) (YHGK. 04.03.2009 T. 2009/9-57 E. 2009/110 K.)
Dava: Davacı, itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına ve davalının % 40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin davalı şirketin ortaklar kurulunun aldığı karar ile işverence feshedildiğini, işçilik alacaklarının tahsili için Ankara 15. İş Mahkemesi'ne dava açtıklarını, bilirkişi raporu alındığını, mahkemece fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak karar verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, hüküm altına alınmayan bakiye alacaklar için davalı hakkında icra takibi yaptıklarını, davalının kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile davalının % 40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesine istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, ilk davada alınan raporun mahkemeyi başlamayacağını, bunun takdiri delil olduğunu, alacağın likit olmadığını, kesin hüküm bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) İşçilik alacaklarıyla ilgili olarak yapılmış olan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında icra inkâr tazminatına karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilir. İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 Yasanın 8 inci ve 28 inci maddelerinin, işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez. (Yargıtay HGK. 04.03.2009 gün 2009/9-57 E, 2009/110 K)
Borçlu belirli bir alacak için yapılan icra takibinde borcun bir kısmına itiraz etmek istediğinde, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorundadır. Borçlu buna uymaz ve borcun tamamına itiraz ederse, itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu miktar bakımından icra inkâr tazminatı ödemekle yükümlüdür. (Yargıtay 9.HD. 04.04.2008 gün 2007/14360 E, 2008/7511 K.)
Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmelidir.
İcra inkâr tazminatı, asıl alacak bakımından söz konu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
İcra takibinde işlemiş faiz için de takip tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olması durumunda, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi, faize faiz yürütülmesi anlamına gelir ki, Borçlar Kanunu'nun 104/son maddesi ile 3095 sayılı Yasanın 3 üncü maddesi uyarınca faize faiz yürütülmesi mümkün olmaz. Bu halde, asıl alacak bakımından takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmelidir.
Somut olayda davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı olarak feshedildiği, davacının bir kısım işçilik alacaklarının tahsili için Ankara 15. İş Mahkemesi'ne dava açtığı, bilirkişi tarafından hazırlanan 05.03.2007 tarihli raporun dosyaya ibraz edildiği, raporda 205,00 TL tutarında ücret alacağı ve 2.997,38 TL tutarında yıllık ücretli izin alacağının hesaplandığı, mahkeme tarafından bilirkişi raporunun benimsendiği ve 26.06.2007 Tarih, 2006/54 E, 2007/388 K. sayılı karar ile taleple bağlı kalınarak ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 150,00 TL ücret alacağı ve 150,00 TL yıllık izin ücreti alacağının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, Ankara 15. İş Mahkemesi'nin 26 06.2007 Tarih, 2006/54 E, 2007/388 K. sayılı kararının temyizi üzerine Dairemizin 09.12.2008 Tarih, 2007/29709 E., 2008/33705 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporunda hesaplanıp tespit edilen bakiye ücret ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsili için Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2009/1060 sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibine geçildiği, takibin davalının itirazı üzerine durduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamından davacının, icra takibinden önce kesinleşen kısmi davada belirlenen miktarlar üzerinden bakiye alacağını tahsil etmek amacıyla takibe giriştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, takibe konu asıl alacak miktarı likit olduğundan, icra inkar tazminatının kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy