(4857 S. K. m. 32) (6772 S. K. m. 1, 2, 3) (YHGK 11.11.2009 T. 2009/9-438 E. 2009/500 K.)
Dava: Davacı,ücret, ikramiye farkıileilavetediyealacaklarının ödetilmesinekarar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğihüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y.T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı işyerinde, ziraat yüksek mühendisi olarak çalışmakta olan davacı işçi 18.8.1997 tarihinde işe girdiğini, işe girişten bu yana işyerinde uygulanmakta olan dört TİS'deki ücret zamlarının tam uygulanmadığını, emsal onamalar olduğunu belirterek fark ücret ve buna bağlı olarak fark ikramiye ve ilave tediye alacağı isteklerinde bulunmuştur.
Davalı işveren, zamanaşımı definde bulunarak, olurla ücret belirlenmesine 2000 yılındanitibaren son verildiğini, 26.10.2000 tarihinde davacının genel ücret skalası korunarak daimi kadroyageçirildiğin, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece istek gibi hüküm kurulmuştur.
Davacının işe giriş tarihinden, 31.12.2004 e kadar yürürlükte olan TİS'lerin 40.maddelerinde ücret zam oranları belirlenmiş, 40/F yada G bendlerinde, özetle: istihdam şartları veya iş icap ve zaruretlerine göre EK-1/b de belirlenen işe giriş ücretlerinden işçi bulmak mümkün olmadığında, işverenin oluru ile daha yüksek günlük ücretle işçi alınabileceği, bu madde hükümlerine göre yapılacak ücret zamları bu işçilerin almakta olduğu ücret üzerine uygulanamaz ve pozisyonuna göre EK-1/b cetvelinde gösterilen işe giriş ücretine uygulanır, zammın uygulanması sonucunda işçinin ücreti almakta olduğu ücretinden düşük olduğu taktirde ücretinden bir indirim yapılamaz hükmüne yer verilmiştir.
Davalı işverenin olurlarla davacı konumundaki işçilerin yevmiyesini, 24.8.1997 de 2.50 TL, 15.1.1998 de 3.70 TL yemüktesep hak sayılmamak koşulu ile çıkarttığı, 15.1.1999,15.7.1999 ve son olarak 15.1.2000 tarihinde de olurlarla aynı şekilde ücret belirlediği daha sonra bu uygulamaya son verdiği, bilirkişinin hükme esas aldığını belirttiği 9.8.2001 günlü genelgede de, Bakanlık oluru ile belirlenen ücrete uygun görülen ücret ödeneceği, TİS'le verilen zamların olurla verilen ücrete yansıtılamayacağı, TİS'den doğan ücret, Bakanlık oluru ile verilen ücretin üstüne çıktığında olurla verilen ücret devreden çıkartılarak TİS'le belirlenen ücret ödenmelidir hükmüne yer verilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacıya işe girişten itibaren TİS ücret zamları uygulandığında 15.1.1998 tarihinde yevmiyesinin 3.46 TL olduğu, ancak aynı tarihteki Bakanlık oluru gereğince 3.70 TL olması gerektiği tespit edilmiş vesonraki TİS zamları 3.70 TL ye uygulanarak, zamanaşımının başladığı 24.8.2002 tarihinden 40/F maddenin bulunduğu TİS in bitim tarihi olan 31.12.2004 tarihine kadar fark alacaklar hesaplanarak, mahkemece de hüküm altına alınmıştır.
Mahkeme kararında her hangi bir gerekçe belirtilmediğinden, uyuşmazlığın ana noktası davacının 15.1.1998 tarihindeki ücretinin, TİS zamlarına göre mi, yoksa bilirkişinin belirlediği gibi olurla belirlenen ücretine göre mi tespit edilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.Öncelikle belirtmek gerekir ki davacının talebi sadece TİS zamlarının eksik uygulandığına ilişkindir, olurlarla belirlenen ücretten kaynaklanan bir isteği bulunmamaktadır, bilirkişinin yukarıda ki belirlemesinden sonradavasını hesaplandığı şekli ile ıslah etmiştir.
İşyerinde uygulanmakta olan TİS'lerde, sadece,işe girişte yüksek giriş ücreti belirlenebileceği ancak, TİS zamlarının bu yüksek ücrete göre değil, EK-1/b cetveldeki ücrete uygulanacağı hükmüne yer vermiştir. Görüldüğü gibi TİS'lerde, bir işçinin işyerinde çalışmakta iken olurla belirlenen ücretin esas alınacağı ve sonraki TİS zamlarının da bu ücrete uygulanacağına ilişkin hiç bir hüküm bulunmamaktadır.Böyle olunca bilirkişinin fark alacağa dayanak yaptığı miktarın yasal dayanağı bulunmamaktadır. Öte yandan olurlarla ücret belirlenirkendahi bu ücretin müktesep hak oluşturmayacağı da açıkça belirtilmiştir. Esasen bilirkişi, raporunda 9.8.2001 günlü genelgeye uygun hesap yaptığını belirtmesine rağmen, örneğin;15.1.2000 de Bakanlığın belirlediği günlük ücret 7.47 TL iken bilirkişinin, davacının aynı tarihteki ücretini iki katına varan bir miktardan yani 15.77 TL den hesapladığı görülmüştür, bilirkişi görüşü ve hesap tekniği bu yönü ile de hatalıdır.
Sonuç olarak davacının ücretinde fark oluşmasına neden olacak bir TİS, olur yada genelge olmadığından, davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki dairemizin aynı konudaki arizi olan onama kararından da sonradan dönülmüş, aynı konudaki yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş ve mahkemece direnilmesi üzerine, Hukuk Genel Kurulunun 2009/9-438 E, 2009/500 sayılı kararı ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 28.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy