(4857 S. K. m. 20, 25) (2821 S. K. m. 31)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan ve sendikal nedenle feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar ve Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanunla uygun olan hükmün ONANMASINA, 06.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
BAKIRKÖY
7. İŞ MAHKEMESİ
E: 2008/156
K: 2009/7
Davacı vekili 26.05.2008 harç tarihli dilekçesi ile: Müvekkilinin merkez adresi Sefaköy de bulunan Düzce de kurulu işyerinde 26.03.2007 tarihinden itibaren Ayakçı olarak görev yapmakta iken, iş sözleşmesinin 01.05.2008 tarihinde, hiçbir geçerli sebep veya haklı neden olmaksızın,
4857 Sayılı İş Yasası'nın emredici usul hükümlerine aykırı olarak feshedildiğini, fesihten önce savunması alınmayan müvekkiline fesih ihbarnamesi de tebliğ edilmediğini, işten çıkartılmasının tamamen sendikal faaliyetleri sebebiyle olduğunu, Düzce'de kurulu işyerinde çalışanların yasal çerçevede işçi sendikasında örgütlenme ihtiyacı duyarak örgütlenme faaliyetlerine başlayıp Türkiye Deri-İş Sendikası'na üye olmaya başladıklarını, bu sendikaya üye olan 40'ın üzerinde işçinin iş sözleşmelerinin çeşitli bahanelerle feshedildiğini ya da istifaya zorlandıklarını, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen fesihlerin yasalara ve anayasaya aykırı olarak göstermelik bahanelerle sırf sendikal nedenle olduğunu, bu nedenle davacının iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine, işe iadesine, 4 aylık boşta geçen üret ve 3 yıllık ücreti tutarında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davaya karşı verdiği yazılı cevabında özetle: Davacının iş akdinin 4857 Sayılı Kanun'un 25/II-h maddesi gereğince amirleri tarafından verilen ve yapmakla yükümlü olduğu görevler kendisine hatırlatılma-sına rağmen, yapmamakta ısrarcı olması haklı nedeniyle feshedildiğini, feshin sendikal faaliyetlerle hiçbir ilgisi bulunmadığını, işletmelerinde sendikal faaliyetten dolayı kimsenin işten çıkarılmadığını, çeşitli nedenlerle işyerinden ayrılan işçilerden sendika üyesi olmayanların sayısının sendikal faaliyette bulunduğu iddia olunan işçi sayısında fazla olduğunu, haksız davanın reddini talep ve beyan etmiştir.
Taraf vekilleri yargılama sırasında taleplerini tekrarlamışlardır.
Celbedilen kayıt ve belgelerden davacının belirsiz süreli hizmet sözleşmesi ile 6 aydan çok süredir davalı işyerinde çalıştığı, işyerinde çalışan işçi sayısının 30 dan çok olduğu, davacının fesih bildirimini imzalamadığına ilişkin tutulan tutanak tarihine göre davanın bir aylık yasal süresinde açıldığı, işe iade davasına ilişkin ön koşulların tamam olduğu anlaşılmıştır.
Türkiye Deri-İş Sendikası'na yazılan yazı cevabından; davacının adı geçen sendika üyesi olduğu, 28 Nisan 2008 ile 05.05.2008 arasında işveren tarafından işten çıkartılan 42 işçi arasında bulunduğu görülmüştür.
02.05.2008 tarihli 12958 yevmiye sayılı fesih bildirimine ilişkin ihtarname incelendiğinde; Davacının amirleri tarafından yapmakla yükümlü olduğu görevler kendisine hatırlatılmasına rağmen yapmamakta ısrar etmesi nedeniyle davacının iş akdinin feshedildiğinin davacıya bildirimine ilişkin olduğu, bu yazının da davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir tutanak, belge bulunmadığı görülmüştür.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabından; davalı işyeri ile ilgili toplu iş sözleşmesi yapmak üzere herhangi bir sendika tarafından yetki tespiti başvurusunda bulunulmadığı, işveren tarafından merkez işyeri ile şirketlerine bağlı işyerlerinin hangi iş koluna girdiğinin talep edilmesi üzerine konunun mahallinde inceleme yapılmak üzere Bakanlık İş Teftiş Kurulu Başkanlığı'na intikal ettirildiği anlaşılmıştır.
Deri-İş Sendikası tarafından gönderilen üye kayıt fişleri incelendiğinde; davalı işyerinde çalışan işçilerin 28.04.2008 tarihinden itibaren bu sendikaya üye olmaya başladıkları görülmüştür.
Davacı vekili tarafından işveren B.Ç'nin işçilerle yaptığı bir toplantıda ki konuşmalarına ilişkin CD döküm kaydı sunulmuştur.
İşten ayrılma bildirgesinde davacının işten çıkış nedeni olarak 4857 Sayılı Yasa'nın 25/II-h.maddesi gösterilmiştir.
Davacı vekili tarafından bir kısım işçilerin işyerinde kendilerine sendikadan istifa etmeleri yolunda baskı yapıldığına ilişkin Cumhuriyet Savcılığına verdileri şikayet dilekçesi ve işten çıkarılmaları sonrasında kendilerine baskı yoluyla imzalatılan belgelerdeki imzalarının serbest iradeleri dışında alındığına yönelik davalı işyerine gönderilen ihtarname örnekleri, işten çıkartılan kimi işçilerin fabrikaya alınmadıklarına ilişkin noter tutanağı, Deri-İş Sendikası'nın TBMM İnsan Haklarını inceleme Komisyonu Başkanlığına, ILO Ankara Temsilciliği'ne, Başbakanlık İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığına konuyu intikal ettirdiğine ilişkin belgeler, aynı durumda olup ta çeşitli mahkemelerde dava açan işçiler ile dava dosya numaraları ve hangi mahkemelerde olduklarına dair liste, mahkemelerde dinlenen tanıkların ifade zabıt örnekleri, aynı durumda olan işçilerden Emine Arslan'ın tespit edildiği tarihte 139 gündür işyerinin önünde yaptığı oturma eylemine ilişkin basında çıkan haberler, sendikadan istifa eden 56 adet işçinin noter huzurunda Deri-İş Sendikasından istifa ettiklerine ilişkin noterlik belgeleri davacı vekili tarafından delil olarak sunulmuştur.
Celbedilen SSK kayıtlarından sendikadan istifa eden işçilerin işyerinde çalışmaya devam ettikleri anlaşılmıştır.
Davalı şirketin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın Deri-İş koluna girdiğine ilişkin tespit yaptığı bu tespite davalı şirket tarafından Bakırköy, İstanbul, Kadıköy, Beyoğlu, Üsküdar, Denizli, Aydın, Mersin, Ankara, Adana, Çorlu, Düzce, Kocaeli, Konya, Antalya ve Gaziantepte çeşitli iş mahkemelerine dava açtığı belirlenmiştir.
Deri - İş Sendikası'ndan gelen yazı cevabından, davalıya ait işyerinde çalışan işçilerden 157 kişinin sendikaya 2008 yılında 4,5 ve 6.aylarında üye oldukları anlaşılmıştır.
Talimat yoluyla ve davalı işyerinde halen çalışıyor olmaları nedeniyle yeminsiz dinlenen davalı tanıkları, davacının iş akdinin neden feshedildiğini hatırlamadıklarını, feshedilmesinden sonra, işten ayrılan 8-10 kişilik bir grubun sendikalı olduklarını ifşa etmeleri üzerine öğrendiklerini, davacının şahsi dosyasında yer alan tutanak ve evraklarda iş akdinin neden ve ne şekilde feshedildiğinin belli olduğunu, imzaladıkları tutanakların içeriklerinin doğru olduğunu beyan etmişlerdir.
Davacı tanığı E.A.; Sendikaya üye olması nedeniyle üzerinde devamlı baskı olduğunu, bu nedenle işyerinden ayrıldığını, sendikaya 28 Nisan 2008 tarihinde üye olmaya başladıklarını, işverenin bunu öğrenmesi üzerine, 05 Mayıs tarihine kadar 40 arkadaşlarını işten çıkardığını, davacılarında işten çıkartılan bu grup içerisinde bulunduğunu, patronları B.C.'nin sendikaya üye olanları öğrenince bölüm bölüm kendilerini toplayıp buraya sendika giremez gerekirse fabrikayı kapatırım, sendikadan istifa edin dediğini, hatta sendikadan istifa etmeleri için fabrikaya noter bile getirdiklerini, sendikadan istifa edenlerin çalışmaya devam ettiklerini, sendikaya üye olup çalışan 100-150 kişi olduğunu ancak bunlarında baskı altında bulunduğunu, işten çıkartılan tüm arkadaşlarının, sendikaya üye olmaları nedeniyle işten çıkartıldıklarını, davacı D.K.' ya Sefa-köy'deki fabrikaya gitmesi yolunda herhangi bir teklif yapılmadığını, sendika nedeniyle işten çıkartılanlara başka başka sebepler gösterildiğini, davacı M. B.'nin performansında düşüklük olmadığını, çalışanların hiçbirine performans ölçümü yapılmadığını, davacı E.Y.'nin işini yapmadığı hususunun doğru olmadığını, onun tezgah sorumlusu olduğunu, işini yapmıyor olsaydı sorumlu olamayacağını,
Davacı tanığı C.T.; Çalışma şartlarının zor olması, zam yapılmaması, fazla mesaiye zorlanmaları nedeniyle davalı işyerinden birkaç kişinin kendisine başvurduğunu, kendisinin onları deri kolunda Deri-İş Sendikası Genel Merkez yöneticileriyle görüştürdüğünü, ertesi gün 60 işçinin sendikaya üye olduklarını, bu grup içerisinde davacılarında bulunduğunu, 29 Nisan da sendikaya üye olan 5 işçinin hemen Mayısın 5'ine kadar da toplam 41 işçinin işten çıkarıldığını, ayın 2.sinde fabrikaya noter getirip sendikaya üye olduğunu bilmedikleri işçiler için bir şey yapamadığını ancak mahkemenizde dava açıldıktan sonra sendikaya üye olan işçilerin listesi görülünce bu işçileri sendikadan istifa etmeleri hususunda baskılarına devam ettiğini, baskıların yoğunluğu nedeniyle bazı işçilerin işi bırakıp gittiklerini, davacıların işten çıkartılma nedeninin sendikaya üye olmaları ve sendikal faaliyet olduğunu, diğer sebeplerin uydurma olduğunu,
Davacı Tanığı A.O.A.; İşten çıkartılanların hepsinin sendikaya üye olanlar olduğunu, işverenin 28 Nisanda sendikaya üye olanları öğrenip ilk üye olan gruptakileri elebaşı seçerek işten çıkardığını, kendilerini teker teker odaya çağırıp sendikadan istifa etmelerinin istendiğini, sendikadan istifa etmezlerse iş akdini feshedeceklerini söylediklerini, sendikaya noter çağırıp baskı yoluyla 25 arkadaşlarını istifa ettiklerini, fabrika sahibi B.C., idare amiri C.A. ve ustabaşı K.Y.'nin işçilerle grup grup toplantı yaparak sendikayı kötüleyerek istifa etmelerini istediklerini, sendikadan istifa edenlerin halen çalışmaya devam ettiklerini, sendikalı olup fabrikada çalışan 170 kişi bulunduğunu ancak bunların üzerindeki baskının devam ettiğini, işverenin bu kişileri işten atmaktan çekindiğini, zira işten çıkartılanların, fabrika önünde toplanıp eylem yaptıklarını, sendikalı olup çalışmaya devam edenleri, işverenin işten atmadığını, baskı yoluyla istifa zorladıklarını, davacıların işten çıkış nedeni olarak gösterdikleri sebeple ilgileri olmadığını beyan etmişlerdir.
Davacı vekili iş akdinin sendikaya üye olma ve sendikal faaliyetten dolayı feshi nedeniyle davacının işe iadesini, iş güvencesi tazminatı olarak, feshin sendikal nedenle yapılmasından dolayı 3 yıllık ücret tutarında belirlenmesini ve boşa geçen süre ücreti tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davacının iş akdinin 4857 Sayılı Yasa'nın 25/II-h. Maddesi gereğince amirleri tarafından verilen ve yapmakla yükümlü olduğu görevler kendisine hatırlatılmasına rağmen yapmamakta ısrarcı olması nedeniyle feshedildiğini, sendikal nedenle feshedilmediğini savunmaktadır.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 20/II maddesi uyarınca feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi fesihte sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasında bulun-maktadır. İşçi feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiğinde bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi ve bunu ispatlaması işverenin geçerli fesihle ispat yükünü ortadan kaldırmaz.
Davalı vekili, her ne kadar davacının amirleri tarafından verilen ve yapmakla yükümlü olduğu görevler kendisine hatırlatılmasına rağmen, yapmamakta ısrarcı olması nedeniyle iş akdinin haklı nedenle sona erdirildiğini savunmuşsa ve buna ilişkin bir takım tutanaklar sunulmuşsa da, tutulan tutanaklarda imzası bulunan davalı tanıklarının buna yönelik beyanları mahkememizce inandırıcı bulunmamıştır. Zira davalı tanıkları davacının iş akdinin neden feshedildiğini bile hatırlamamaktadırlar. Üstelik bu tutanaklarda davacının imzası bulunmayıp, işyeri çalışanlarından idareci konumunda bulunanlar tarafından imzalandıkları görülmektedir.
Sendikal nedene gelince, ispat yükü davacı işçi üzerindedir. Somut uyuşmazlıkta davacının 28 Nisan 2008 tarihinde sendikaya üye olduğu, bu işlemden bir gün sonra 02.05.2008 tarihinde işten çıkarıldığı, işyerinde 27.04.2008 tarihinde sendikaya üye olma yolunda faaliyetler başladığı, davalı işverenin bunu öğrenmesi üzerine sendikaya üye olduğunu tespit ettiği 40 küsur civarında işçiyi davacı ile aynı tarihlerde işten çıkardığı, işyerinde kalan işçilere sendikadan istifa etmeleri konusunda baskı yapıldığı, istifa etmedikleri taktirde iş sözleşmelerinin feshedileceğinin belirtildiği, işyerine noter getirtilerek işçilerin sendika üyeliğinden çekilmelerinin sağlanmaya çalışıldığı, nitekim bir kısım işçilerin sendikadan istifa ederek işyerinde çalışmaya devam ettikleri, sendikadan istifa etmeyen işçilerin işten çıkartılmalarının sürdüğü, işten çıkartılan işçilerin fabrika önünde beklemeye başladıkları, üye olunan sendika yoluyla bu durumun yetkili çeşitli birimlere bildirildiği, şikayetçi olunduğu, basında işten çıkarmalar nedeniyle bir çok haber yazıldığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın davalı işyerinin deri iş koluna girdiğini saptamasına rağmen davalı işveren tarafından bir çok ilde iş kolu tespitine itiraz davalı açıldığı, yine işten çıkartılan işçiler tarafından aynı nedenlere istinaden açılan bir çok işe iade davası bulunduğu, davalı işverenin tüm bunlar nedeniyle sendikalı olup çalışmaya devam eden işçileri işten çıkarmaktan çekindiği intibahının mahkememizde uyandığı, davacının üyesi bulunduğu sendikanın işyerinde çalışan işçi sayısına göre çoğunluğu sağlayamaması nedeniyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan tespit talebinde bulunmadığı, feshin sendikal nedene dayandığı davacı yanın bunu tüm dosya kapsamıyla ispatladığı, işe başlatmama tazminatının 2821 Sayılı Sendikalar Kanununun 31. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği kanaatine varılmış, davacının kıdemi ve dosya kapsamına nazaran işe başlatmama tazminatı taktiren davacının bir yıllık ücreti tutarında belirlenmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Davanın KABULÜNE,
Davalı, işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
Davacının süresi içerisinde başvurmasına rağmen işverence işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminatı miktarının fesih sendikal nedenle yapılmış olmakla takdiren davacının 1 yıllık ücreti tutarında belirlenmesine,
Davacının süresi içinde başvurması halinde, kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer hakların davalıdan alınarak davacıya ödenmesinin gerektiğinin tespitine,
Alınması gereken 15.60 YTL. karar ve ilam harcından peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 1.60 YTL. harcın davalıdan alınmasına, hazineye irat kaydına,
Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ne göre 575 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Davacı tarafça yapılan 59.30 YTL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Dair, davacı vekili Av. İ.E'nin ile davalı vekili Av. M.Ş.'nin yüzlerine karşı tefhimden itibaren 8 gün içerisinde Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen bildirildi. 19.01.2009 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy