(4857 S. K. m. 46, 47) (2429 S. K. m. 2, 3) (1086 S. K. m. 427)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, izin, hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti ve yemek ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hâkimi Ş.Çil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-) Davalılar vekilleri kararı süresi içinde temyiz etmişler, mahkemece 28.11.2008 tarihinde verilen ek kararla hüküm altına alınan miktarın kesinlik sının içinde kaldığından söz edilerek HUMK'nun 427/2. maddesi uyarınca temyiz talebinin reddine dair karar verilmiştir. Davalılardan ASKI Genel Müdürlüğü tarafından sözü edilen ek karar da süresi içinde temyiz edilmiştir.
Davacı işçi açmış olduğu bu davada fazlaya dair haklarını saklı tutarak bir kısım işçilik alacaklarını talep etmiş olup, bilirkişi raporunda hüküm altına alınan isteklerle ilgili olarak hesaplanan tutar kesinlik sınırının üzerindedir. Yine davacı işçi işyerinde çalışmaya devam etmekte olup, mahkemece verilen kararın alacağın tamamı yönünden tespit niteliğinde olduğu değerlendirildiğinde, verilen kararın kesin olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle 28.11.2008 tarihli ek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
2-) a) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
b) Davacı işçi hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücreti isteklerinde bulunmuş, davalı işveren sözü edilen çalışmaların karşılığının bordrolarda gösterilerek ödendiğini savunmuştur.
Bilirkişi raporunda, bordroların imzalı olduğu ve sözü edilen tatil ücretlerinin ödendiği belirtilmiş, taktiri mahkemeye ait olmak üzere tanık beyanları doğrultusunda hesaplamaya gidilmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edildiği belirtilmiş ancak bordrolarda yer alan ödemelere dair herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan ASKI Genel Müdürlüğü temyiz etmiştir.
Davacı işçinin hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücretlerine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 46. maddesinde işçinin, tatil gününden önce aynı yasanın 63. maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla yedi günlük zaman dilimi içinde 24 saat dinlenme hakkının bulunduğu açıklanmıştır. İşçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46. maddenin 2. fıkrasında ifade edilmiştir.
Hafta tatili izni kesintisiz en az 24 saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez.
Ayrıca, hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin 24 saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3. maddesine göre hafta tatili Pazar günüdür Kural bu şekilde olmakla birlikte, işçiye Pazar günü dışında hafta tatili izni kullandırılması mümkündür.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtlan, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir.
İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazı kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması gerekir, işçiye bordro imzalatılmadığı halde, hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazı kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde hafta tatili çalışması yapıldığının kuvvetli delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Hafta tatili çalışmamalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Hafta tatilli çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
4857 sayılı İş Kanununun 47. maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödeneceği hükme bağlanmıştır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'un 2. maddesinde resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır. Buna göre genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00'da başlanan 3.5 günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00'de başlayan 4.5 günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü ise, 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden 1.5 gündür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir
Somut olayda, davacının imzasını taşıyan ücret bordrolarında tatil ücreti adı altında her ay değişen rakamlarda ödeme yapılmış, davacı hakların tam olarak ödenmediğine dair itirazda bulunmamıştır. Davacı işçi tarafından bordrolarda görünenden daha fazla çalışıldığı da yöntemince kanıtlanabilmiş değildir. Bu konuda davacı tanıkları bazı hafta tatilleri ile bayram ve genel tatil günlerinin bazılarında çalışıldığını açıklamışlar, davalı tanığı ise yapılan çalışmaların bordrolara yansıtıldığı yönünde anlatımda bulunmuşlardır. Böyle olunca davacı işçinin hafta tatili ücreti ile bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği kabul edilmelidir. Mahkemece davacının hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücreti isteklerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy