(2709 S. K. m. 141) (4857 S. K. m. 18, 25) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, 1998 yılından beri davalı bankanın Çankaya şubesinde yönetici yardımcısı olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin davalı banka tarafından 07.09.2007 tarihinde geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, banka şubesinde yönetici yardımcısı olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin teftiş raporu sonrası işçi ve işveren ilişkiler kurulu kararı ile zimmet kaynaklı ve usulsüz kredi kullandırması nedeni ile çok yüksek miktarda ve kullandırdığı dolaylı kredilerin yanı sıra portföyünde yüksek tutarlı takip riskli banka zararına sebebiyet vermesi nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II.e maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece dosya üzerinde bankacı bilirkişiden alınan rapora itibar edilerek, işçinin feshi gerektiren davranışının 4857 Sayılı Yasanın 25/II-e maddesinde doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranış teşkil etmesi için suç teşkil etmesi gerekmediği, davacının davranışının doğruluk ve bağlılığa uymadığı tüm dosya içeriğine göre anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasanın 141. maddesinde, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı açıklanmış, aynı zorunluluk HUMK.nun 388. maddesinde de düzenleme altına alınmıştır. Anılan yasal düzenlemede yargıcın, uyuşmazlık konusu olan olay hakkında tüm kanıtları toplaması, tartışması, bu kanıtlardan hangilerine değer vermediğinin nedeni, hangilerini üstün tuttuğunun dayanaklarını değerlendirdikten sonra bir sonuca varmasının zorunlu ve gerekli olduğu vurgulanmıştır. Böyle bir yöntemin izlenmesi durumunda ancak kararın gerekçeli olduğunun kabul edilebileceği sonucuna varılabilir. Hükmü kuran yargıcın böyle bir yöntemi izlemesi halinde maddi olgularla hüküm fıkrası arasında bir bağlantı kurulmuş olabilecektir. Ayrıca gerekçe sayesinde kararın doğruluğu denetlenmiş ve davanın yanları tatmin ve inandırılmış olacaktır. Tüm bunlardan başka ve en önemlisi adil bir yargılamanın yapıldığı sonucuna varılacaktır. (Dairemizin 26.05.2008 gün ve 2007/20517 Esas, 2008/12483 Karar sayılı ilamı).
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, her şeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre, davalı bankada son olarak müşteri ilişkileri yönetici yardımcısı olarak görev yapan davacının görev yaptığı şubede, şube müdürünün Agah Oktay Güner hesabından usulsüz işlemlerle zimmetine para geçirmesi nedeni ile yapılan şikayet üzerine soruşturma yapıldığı ve soruşturma sonunda, şube müdürü hakkında zimmet suçundan kamu davası açıldığı, davacının da aralarında bulunduğu R. Ü., L. A., T. U., ve O. G.'in müşteriyi görmeden ödeme yapmaları, boş fişleri N. E.'e teslim etmeleri, fişler üzerinde N. E. tarafından atılan sahte imzaları fark etmemeleri, imza kontrolü yapmamaları, imzasız bırakılan ödeme fişlerini kabul etmeleri ve imzaları tamamlatmamaları sebepleri ile inceleme konusu olumsuzluğun meydana gelmesine sebebiyet verdikleri gerekçesi ile iş sözleşmelerinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Kamu davası açılan ve zimmet suçunu işlediği iddia edilen müdürün zimmet suçuna neden olan sahte imzalı veya imzasız olan yada fiş olmayan 22 işlemden 4 tanesini davacının hazırladığı dekont olduğu belirlenmiştir. Davacı bu dekontları, müdürün talimatı ile ticari bankacılık işlemleri olan şubenin tek bireysel müşterisi olan Agah O. G.'in hesabından yaptığını, müşterinin saygın biri olması ve şubeye geldiğinde doğrudan müdür ile irtibata geçmesi nedeni ile kendisi ve diğer şube çalışanlarının adı geçen müşteriyi doğrudan görmediklerini, müdürün talimatı ile işlemleri yaptıklarını, dekontları müdürün odasına gönderdiklerini beyan etmektedirler. Müdür hakkında Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda, Zimmet fiilinin işlenmesinde fiş keserek şube müdürüne ödemeyi yapan Şube Personelinden R. Ü., L. A., T. U. ve O. G.'in zimmet fiiline iştirak ettikleri ve zimmet suçu işlediklerine dair delil bulunmadığı şeklinde tespitlere yer verilmiştir. İş sözleşmesi aynı nedenle feshedilen işçilerden T. U.'un açtığı feshin geçersizliği davasında Ankara 14. İş Mahkemesince davacının bankada çalışan başarılı bir eleman olduğu, çalıştığı bankada şube müdürünün bir banka müşterisinin hesabında usulsüzlükler yapması nedeni ile hakkında soruşturma yapıldığı, davacının iş sözleşmesinin de bu nedenle feshedildiği, ancak davacının işlemleri amirinin talimatı ile yerine getirdiği, haksız kazanç sağlamadığı, bu usulsüzlükle ilgili uyarı, telkin ve tavsiyede bulunulmadığı, ayrıca meri disiplin yönetmeliği gereği davacının fiillerinin yaptırımının disiplin cezası olduğu, ancak tekrarında geçerli bir fesih sebebinin ortaya çıkacağı, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile verilen işe iade kararı Dairemizin 2008/23119 Esasında onanmıştır.
Öncelikle mahkemece somut olay ve davacının bu olaydaki davranışı açıklanmaksızın, hükme esas bilirkişi raporundaki tespitlerde belirtilmeden ve gerekçe kurulmadan karar verilmesi usule aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının hakkında zimmet suçundan kamu davası açılan şube müdürünün talimatı ile tek bireysel müşteri olan ve doğrudan müdür ile muhatap olan müşteri A. O. G.'in hesabından 4 adet dekontla işlem yaptığı, ancak bu dekontlardaki imzaların müşteriye ait olmadığı ve müdürün imzaladığı, davacının bu işlemleri müdürün talimatı ile yaptığı, zimmet suçuna iştirak etmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece mütalaasına başvurulan bankacı bilirkişi bu tespiti yapmakla birlikte, müşteriyi görmeden ödeme yapması, boş fişleri müdüre teslim etmesi, fişler üzerinde müdür tarafından atılan sahte imzaları fark etmemesi, imza kontrolü yapmaması, imzasız bırakılan ödeme fişlerini kabul etmesi ve imzaları tamamlatmaması sebebi ile olumsuzluğun meydana gelmesine neden oldukları, banka ile davacı arasında güven sorunu doğduğunu belirtmiştir. Bilirkişinin bu tespiti ile feshin haklı nedene dayandığının kabulü yerinde değildir. Şubenin ticari banka işlemler yapan şube olması, zimmette neden olan işlemlerin şubenin tek bireysel müşteri temsilcisine ait hesapta müdür talimatı ile gerçekleştirilmesi, hesap sahibinin müdür dışında banka çalışanları ile muhatap olmaması dikkate alındığında, davacının işlemlerde herhangi bir kusur ve ihmalinin olmadığı, feshin geçerli nedene dayanmadığını kabul etmek gerekir. Mahkemece yazılı şekilde davanın reddi hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacının yapmış olduğu 310.00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 575-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 01.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy