(4857 S. K. m. 17, 25, 41, 46, 47, 57) (1475 S. K. m. 14)
Dava ve Karar: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil ücreti ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin işverence haklı neden olmaksızın feshedildiğini, davacının bir arkadaşının yakıt almak üzere geldiğini, yanında nakit bulunmadığı için yakıt ücretini davacının kredi kartından çektiğini, işverenin bu olayı bahane ederek haksız şekilde sözleşmeyi sona erdirdiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının müşterilerden aldığı nakit parayı kendisine alıkoyup bunun yerine hesabı kendi kredi kartından müşterilere satış yapmış gibi göstererek kapattığını, şirketi bu şekilde zarara uğrattığını, kredi kartı ile yapılan alışverişlerde satış bedelinin ya 40 gün bankada beklediğini ya da ortalama % 2 faiz kesilerek ödeme yapıldığını, nakit yerine kredi kartı ile yapılan satışlarda şirketin zararı olduğunu, davacı hakkında kamu davası da açıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının feshe neden olan eyleminden dolayı Asliye Ceza Mahkemesinde hizmet nedeni ile suistimal suçundan yargılandığı ve beraat kararı verildiği, kararın kesinleştiği gerekçesiyle istek hüküm altına alınmıştır.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkanı vermez (Yargıtay 9.HD. 1.12.2009 gün, 2008/11819 E, 2009/32509 K).
Somut olayda pompacı olarak çalışmış olan işçinin eylemi ceza dosyası içeriği ve tanık anlatımları ile sübut bulmuştur.
Davacının müşterilerden nakit olarak verdiği parayı kendisine alıp, kendisine ait kredi kartıyla bu yakıt ve malları kendisine alıyormuş gibi işlem yaptığı sabittir. Ceza mahkemesinde fiil sabit görülmekle birlikte, olayda emniyeti suistimal suçunun unsurlarından olan zarar unsurunun gerçekleşmediği anlaşılarak beraat kararı verilmiş olmasının sonuca etkisi yoktur. İşçinin davranışı doğruluk ve bağlılıkla bağdaşmayan eylem niteliğindedir, iş sözleşmesinin feshi haklı nedene dayanmaktadır. İhbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddi gerekirken yazılı şekilde hatalı gerekçe ile kabulü bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.03.2011 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy