(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 24, 34, 41, 46)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; ücretlerin süresinde ödendiğini, davacının devamsızlığının haklı nedene dayanmadığını ileri sürerek davanın reddi talebinde bulunmuştur. Yerel mahkemece; davacının fazla mesai ve hafta tatili çalışma iddiasına tanık beyanları ile ispatladığı, bu çalışmalarının karşılığı olan ücret alacaklarının ödenmemesi nedeni ile, iş akdinin davacı işçi tarafından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-e maddesi gereğince haklı nedenle sonlandırıldığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle iş yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışma ücreti geniş anlamda ücret niteliğinde olup, 4857 sayılı İş Kanununun 34. maddesine göre gününde ödenmemesi halinde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
İşverenin dava tarihinden önce temerrüde düşürülmesi durumunda istekle bağlı olarak temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. Bunun dışında dava ve ıslah/ek dava tarihlerinden itibaren talep edilen miktarlarla sınırlı olarak faize karar verilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı işveren tarafından ibraz edilen 2007 yılı Haziran ve Temmuz ayları ilişkin imzalı bordrolarda fazla çalışma ve hafta tatili ücreti, 1999 yılı Temmuz ayında ise hafta tatili ücreti tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Bu dönemler dışlanmaksızın hesaplama yapılan hatalı bilirkişi raporuna itibar edilmesi ve davacı tarafça fesih ihbarnamesinde hafta tatili çalışma ücretlerinin ödenmesine ilişkin talepte bulunulmadığı dikkate alınmaksızın hafta tatili ücret alacağı yönünden ihbarnameye göre belirlenen temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy