(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 41, 57, 32)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacıya asli görevi dışında işler yaptırılmak istendiğini davacının bu işleri yapmak istemediğini belirtmesi üzerine de haksız olarak iş akdinin feshedildiğini belirterek işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıdan görevi dahilinde bulunan araç altı arama, devriye, gezmek, giriş çıkış kayıtlarını tutmak gibi görevlerini yapması istendiğinde, bu işlerin ayakçılık olduğunu belirtmek suretiyle işyerini terk ettiğini akabinde işe devam etmediğini devam etmemesine geçerli bir mazerette bildirmediğini, bu nedenle akdin haklı nedenle feshedildiğini ve bu nedenle davanın reddi gerekeceğini savunmuştur.
Mahkemece, davacıdan asli görevlerini yapması istenildiğinde davacının bunu kabul etmeyerek işyerinin terk ettiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Gerek öğreti ve gerekse yerleşik yargısal kararlarda, kanıtlama yükümlülüğü altında bulunan tarafa, kesin önel konusu usulü işlemleri hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde tek tek açıklanmalı, keşif için yapılması zorunlu olan giderler parasal olarak saptanıp bildirilmeli, ödeme için verilen süre belirtilmeli ve bu hususların yerine getirilmemesi halinde doğacak sonuçlar da ihtar olunmalıdır. Diğer yandan, ilgilisinin yokluğunda verilen ve aleyhe sonuçlar içeren ara kararlarının bildirilmesi ve bunun da 7201 sayılı Tebligat Yasası hükümlerine uygun olarak yapılması giderlerin ise, taraflardan alınması veya suçüstü ödeneğinden karşılanması gerekir.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında dosya değerlendirildiğinde, 1.5.2008 tarihli oturumda Mahkemece taraflara delil ve tanık listesi vermeleri yine tanıklar için gerekli masrafları yatırmaları hususunda kesin süre verildiği, bu oturumu takip eden oturumda ise tanıkların taraflarca hazır edilmesine kesin süreden beklenen amacın oluşmasına karşın hiçbir hukuksal temele dayanmayan, amaca uygun olmayan bir şekilde ara kararının gereklerinin yerine getirilmediğinden bahisle tanıkların dinlenilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde davalı tarafın bildirdiği tanıkların dinlenilmesini kendilerinin de istediğine dair beyanı ve kesin süre verilen oturumu takip eden oturumda tanıklarını hazır etmiş olmaları karşısında davacı tarafın kesin sürenin gereklerini yerine getirdiğinin kabulü gerekir. Aksi düşünce adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geleceği gibi savunma hakkının da kısıtlanmasıdır. Bu nedenle tanık ifadelerine başvurmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy