(1475 S. K. m. 49) (4857 S. K. m. 56, 59)
Dava: Davacı, yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, iş akdinin işveren tarafından kadro fazlalığı nedeni ile feshedildiğini, yıllık ücretli izin alacağının bulunduğunu ileri sürerek, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının çalıştığı tesisin en üst düzey görevlisi olması nedeni ile kendisine ödenen ücret içerisinde bütün işçilik alacaklarının karşılığının bulunduğunu, izin ücreti alacağı talep edemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemece yıllık izin hakkının tarafların rızası bulunması halinde 1475 Sayılı Kanunun 49.maddesine göre 12 günden aşağı olmamak üzere ikiye bölünebileceği, 4857 sayılı yasanın 56.maddesine göre ise 10 günden aşağı olmamak üzere üçe bölünebileceği, bu nedenle 10 günden aşağı sürelerde kullandırılan izinlerin yıllık izin ücret alacağı hesaplamasında dikkate alınamayacağı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Taraflar arasında uyuşmazlık davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı işveren tarafından dosyaya ibraz edilen ve davacının imzasını taşıyan yıllık izin belgelerinin bir kısmında davacının 10 günden kısa sürelerle yıllık izin kullandığı gösterilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yıllık iznin 10 günden aşağı sürelerde bölünemeyeceği gerekçesi ile davacıya 6-3 gün sürelerle izin kullandırılan izin belgelerinde gösterilen süreler dikkate alınmaksızın hesaplama yapılmıştır.
Yıllık izinlerin talep edilmesine rağmen çok kısa süreler ile kullandırılması işçi açısından haklı fesih sebebi olarak değerlendirilebilirse de, kullandırılan yıllık izinlerin 10 günden kısa olması nedeni ile kullanılmamış gibi kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy