(4857 S. K. m. 17, 41) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, genel tatil hafta tatili, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. E. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi dava dilekçesinde, işyerinde çalışmaya başladığı tarihten daha sonra Sosyal Sigortalar Kurumuna bildiriminin yapıldığını ileri sürmüş ve gerçek giriş tarihinin belirlenerek davaya konu işçilik alacaklarında hesaplamaların buna göre yapılmasını talep etmiştir. Davalı işveren işe giriş tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirimin yapıldığını savunmuştur.
Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarının bir kısmı, işçinin işe girişinden 7-8 ay sonra Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirimlerinin yapıldığını açıklamışlardır. Mahkemece Ülkemizdeki genel işyeri uygulamalarından da söz edilerek iddia edilen işe giriş tarihine göre davaya konu işçilik alacaklarının kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin işe giriş tarihiyle ilgili iddiasını ispat noktasında yazılı bir delili bulunmamaktadır. Davacı tanıklarının bir kısmı, davacının işe giriş tarihi konusunda açık bir beyanda bulunmaksızın işverenin genel olarak işe girişten itibaren belli bir süre sonra pirim ödemeye başladığını açıklamışlardır. Davacı tanıklarının hizmet tespiti noktasında belirtilen soyut nitelikteki anlatımına göre sonuca gidilmesi doğru olmaz.
Mahkemece gerekirse tanıklar yeniden dinlenmeli ve her bir davacı işçi için değerlendirme yapılarak işe giriş tarihleri belirlenmelidir. Konuyla ilgili olarak eksik incelmeyle karar verilmesi hatalıdır.
3- Davacı işçi fazla çalışma ücreti isteğinde bulunmuş, davalı işveren fazla çalışmaların işçinin banka hesabına ücretle birlikte ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece bankaya ücret dışında yapılan ödemelerin hak kazanılan fazla çalışma ücretlerini karşılamaktan uzak olduğu gerekçesiyle istek konusu fazla çalışma ücretlerinin kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Davacı ve davalının dinletmiş olduğu tanıklardan bir kısmı, fazla çalışma ücretlerinin ödendiğini, ancak yapılan ödemelerin hak kazanılan tutarı karşılayıp karşılamadığını bilmediklerini belirtmişlerdir. Davacı işçinin banka hesabına dönem asgari ücretinin çok az üzerinde ve yıllara göre değişen miktarlarda ödemeler yapıldığı taraflar arasında tartışmasızdır. Her iki taraf tanıkları da fazla çalışma ücretlerinin bir kısmının ödendiğini açıklamışlardır. Dosya içerinde yer alan Bölge Çalışma Müdürlüğü iş müfettişliği tespitlerine ve iki taraf tanık beyanlarına göre davacı işçinin banka hesabına yapılan ödemelerin üzerinde fazla çalışma yaptığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla somut olayın özelliği gereği bakiye fazla çalışma ücretlerinin davacı işçiye ödenmesi gerekir. Mahkemenin bu konuda vardığı sonuç isabetli ise de, işçiye fazla çalışma karşılığı aylık olarak ödendiği anlaşılan tutarların hak kazanılan miktardan indirilmemesi hatalıdır. Fazla çalışma ücreti yönünden mükerrer yararlanmaya yol açmayacak şekilde karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy