(818 S. K. m. 43, 44, 161, 325) (4857 S. K. m. 41, 46, 47)
Dava: Davacı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günlerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. E. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı şirkette 2001 yılında işe başlaşıp 2004 yılı Eylül ayında ayrıldığını, çalıştığı süre boyunca kendisine ve diğer çalışan arkadaşlarına sayfalarca evrak imzalatıldığını, bu imzaladıkları evrakların okunmasına izin vermediklerini, imzalamadıkları takdirde de işten çıkartılacakları söylendiği için baskı altında evrakları imzaladıklarını, çalıştığı süre boyunca düzenlenen bordroların tarafına verilmediğini, bir günde 24 saat çalıştırıldığını ertesi gün dinlendiğini, günlük, yıllık, haftalık çalışma saatlerin çok üstüne çıktığını, ancak fazla çalışma ücretlerinin de kendisine ödenmediğini, davalı şirketin soğuk hava deposu olduğunu ve bu nedenle ulusal bayram ve genel tatillerde de aralıksız olarak çalıştırıldığını, bu ücretlerin de kendisine ödenmediğini, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile izin ücreti, fazla çalışma ücretinin, hafta tatili ücretinin, ulusal bayram ve genel tatil günleri ücretlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirkette vardiya esasına dayalı çalışma yapıldığını 24 saat çalışmanın söz konusu olmadığını, davacının belirttiği alacakların hiç doğmadığını veya ödendiğini, 2006/61 E sayılı dosyada Bölge Çalışma Müdürlüğüne yapılan başvurular üzerine düzenlenen iş müfettişi raporlarında iddiaların gerçek olmadığının belirtildiğini, davanın haksız olduğunu savunarak bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıda belirtilen bendlerin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Davacı işçinin istek konusu süre içinde fazla çalışma ücreti isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay'ca son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 12.11.2009 gün, 2009/15176 E, 2009/31514 K.; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak, fazla çalışmanın taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Dairemiz kararlarında fazla çalışma ücretlerinden yapılan indirim kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla davalı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği ifade edilmişse de (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.) işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusu arttırdığı aşamada mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı bilenememektedir. Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekalet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş ve her türlü indirimden kaynaklanan red sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsiz sonuçlara yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda fazla çalışma asıl alacaktan indirim sebebiyle red vekalet ücretine hükmedilmekte ancak Borçlar Kanununun 161/son, 325/son maddeleri ile 43 ve 44. maddelerine göre ve yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açtığı gibi eşitsizlik de yaratmaktadır. Konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde bir kurala yer verilmediğinden Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma asıl alacaktan yapılan indirimlerden reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda mahkemece davacının fazla mesai ücreti talebi dosya kapsamındaki tanık beyanları ve kısmen imzalı bordrolara dayanılarak kabul edildiğinden yukarıdaki ilke kararı doğrultusunda tespit edilen fazla mesai ücretinden taktiri indirim yapılmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Ayrıca dosya kapsamında imzaya itiraz edilmeyen bazı bordrolarda genel tatil ücretinin tahakkukunun yapıldığı dikkate alındığında tahakkuku yapılan genel tatil günlerinin hesaplamada dışlanmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy