(4857 S. K. m. 24, 32) (1086 S. K. m. 74, 83, 185)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ücret, pazar günü alacağı, çocuk parası alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı şirkete ait iş yerinde 05.05.2001-01.09.2001 ve 14.01.2002-08.05.2004 tarihleri arasında 2 ayrı dönem itibari ile çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından haklı nedene dayanılmaksızın sonlandırıldığın ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmamasını talep etmiştir.
Davalı vekili; iş akdinin davacının devamsızlığı nedeniyle haklı sebebe dayalı feshedildiğini, çalışma döneminde hak kazandığı ücretlerin imzalı bordrolar mukabilinde ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel Mahkemece davacının hak kazandığı fazla çalışma ve Ulusal Bayram Genel Tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacaklarının ödenmemesi nedeni ile iş akdinin işçi tarafından 4857 Sayılı Kanunun 24/II- e bendi gereğince haklı nedenle feshedildiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı işçi vekili temyiz yoluna başvurduktan sonra vekaletnamesindeki yetkisine dayanak 29.01.2009 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğinden temyiz dilekçesinin REDDİNE, nisbi temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
2- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
3- Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
Kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücret, iş sözleşmesinin feshedildiği anda geçerli olan brüt ücrettir. Son ücret kavramı, işçinin iş ilişkisi kapsamında iş gördüğü ve ücrete hak kazandığı en son ücreti ifade eder.
Somut uyuşmazlıkta; davacı aylık net 700.00 TL ücret karşılığı çalıştığını ileri sürmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının ileri sürdüğü ücret miktarına yemek ve yol yardımı bedeli de eklenmek sureti ile kıdem tazminatına esas alınacak ücret miktarı tespit edilmiştir.
Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde İş Kanununun 32. maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatlerin göz önünde tutulması gerekmekte ise de davacı dava dilekçesinde yemek ve yol yardımından faydalandığına ileri sürmemiştir. Dinlenilen tanıkların da yemek ve yol yardımından faydalanıldığına ilişkin beyanları bulunmamaktadır. Bu durumda kıdem tazminatına esas ücretin yol ve yemek yardımı bedeli eklenerek belirlenmesi HUMK. nun 74. maddesinde öngörülen taleple bağlılık kuralına aykırıdır.
4- Davacı vekili 24.11.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile kıdem tazminatı talebini 963.00 TL olarak artırmasına rağmen ibraz edilen 16.12.2008 tarihli dilekçede kıdem tazminatı talebi 2.369.90 TL sine yükseltilmiştir.
Bir davada Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 83.maddesi gereğince ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabilir. Davacının yargılama sırasında verdiği ikinci ıslah dilekçesinin yok hükmünde sayılması gerekirken 2.ıslaha itibar edilerek hüküm kurulması hatalıdır.
5- Fazla mesai ve Ulusal Bayram Genel Tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacakları yönünden ise;
Dava dilekçesinde haftanın bir günü 8.30-01.00 saatleri arasında, takip eden gün ise 16.00-23.00 saatleri arasında çalışıldığı beyan edilmesine rağmen, davacı vekilinin 19.06.2007 tarihli dilekçesi ile haftanın bir günü 8.30-01.00 saatleri arasında, takip eden gün ise 13.00-23.00 saatleri arasında çalışıldığını ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.
İş Mahkemelerinde kural olan sözlü yargılamadır. Sözlü yargılama usulünün geçerli olduğu uyuşmazlıklarda taraflar ilk oturumda iddia veya savunmalarını tutanağa geçirirler. Bu işlemden sonra iki taraf anlaşmadıkça iddia ve savunmalarını değiştiremezler. Gerçekten, davacı davalının rızası olmaksızın davasını genişletemez veya mahiyetini değiştiremez (HUMK. m. 185/2). Doktrinde ve uygulamada buna iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı denilmektedir. Kaynak Noşatel Usul Kanununun 160. maddesinde ise bu terim, talep sonucunun (Conclusions) genişletilmesi ve mahiyetinin değiştirilmesi yasağı ifadeleriyle yer almıştır.
Davacı vekili tarafından ilk oturum tarihine kadar ileri sürülmeyen, ancak 19.06.2007 tarihli tavzih dilekçesinde ileri sürülen hususların iddianın genişletilmesi mahiyetinde olduğunun dikkate alınmaması hatalıdır.
6- Davalı tarafça ibraz edilen ücret bordrolarında fazla mesai ücret alacağı tahakkuku bulunmakla birlikte tüm bordrolar altındaki imzaların davacıya ait olmadığı ileri sürülmüştür. Bordro altındaki imzalara ilişkin düzenlenen 31.10.2006 tarihli bilirkişi raporunda imzaların davacıya ait olmadığı belirtilmiş ise de davalı tarafın bordrolar üzerinde Adli Tıp Kurumunca incelenme yapılması yönünde itirazı mevcuttur. Davalı tarafın itirazı doğrultusunda imza incelemesi yaptırılarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
7- Fazla mesai ve Ulusal Bayram Genel Tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacakları miktarları yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda iş akdinin 08.05.2004 tarihinde sonladığı dikkate alınmaksızın çalışmanın 08.05.2005 tarihine kadar sürdüğü kabul edilerek hesaplama yapılması HUMK. nun 74. maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy