(4857 S. K. m. 32, 37)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, ödenmeyen tazminat alacağı, ücret alacağı, yıllık ücretli izin alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, işveren tarafından ücretlerinin başından beri düzensiz şekilde ödendiğini, devamlı avanslarla çalıştırıldığını, hangi ayın ücretinin hangi ayın avansıyla ödendiğini bilemediğini iddia ederek ücret alacağı talebinde bulunmuş, işveren tarafından tutulan kayıtlara dayanmıştır.
Davalı, işçinin ödenmeyen ücretinin bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece bilirkişiden iki rapor alınmış, gerekçede hangi rapora itibar edildiği açıklanmaksızın 837 TL ücret alacağı hüküm altına alınmıştır.
İşçi ücretlerinin ödenmesikonusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 37. maddesine göre, işçiye ücretinin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan ücret hesap pusulası verilmesi zorunludur. İşverence verilmesi gereken bu belgede işçinin imzasının alınmış olması ücretin ödendiği anlamına gelir.
Uygulamada çoğunlukla ücret bordrosu adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
4857 sayılı İş Kanununun 5754 sayılı yasayla değişik 32. maddesinde, Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Somut olayda işverence ücretin ödendiğine ilişkin işçi imzasını taşıyan bordro, ücret hesap pusulası ya da banka kanalıyla ödemeyi gösterir hesap özetleri sunulmamıştır. Bilirkişi ilk raporunda, davacı tarafından hangi aylara ilişkin ne miktar alacağın talep edildiği dava dilekçesinde açıklanmadığından ve işverence kayıt sunulmadığından hesaplama yapılamadığı vurgulanarak fesih tarihi itibariyle ödeme zamanı gelmeyen mayıs ayından 24 günlük ücret alacağının 837 TL olduğunu belirlemiştir. Davacı vekili, davacıya yapılan ödemeleri gösterir davacı beyanına göre düzenlenmiş, alacak toplamını 17.303 TL gösteren bir liste sunmuş, ayrıca işveren tarafından düzenlendiğini ifade ettiği avans listesini ibraz etmiş, ücret alacağının buna göre hesaplanmasını istemiştir. Bilirkişi ek raporunda işverenin işçiye yaptığı ödemeyi kanıtlaması gerektiğini, aksi halde iddia edilen tutarı ödemek durumunda olduğuna dikkat çekmiştir.
Ücretin ödendiği hususunun ispatı yükümlülüğü işverene aittir. İşveren bunu ispat edemediği takdirde, davacının sunduğu belgeler dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy