(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı, ücret, kıdem, ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. E. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıda belirtilen bendin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekili müvekkilinin davalı Firmanın Un Fabrikasında 2001 yılı haziran ayında vasıfsız işçi olarak işe girdiğini, fasılasız olarak 54 ay çalıştığını, müvekkilinin en son aldığı brüt ücretin 530,00YTL olduğunu, Müvekkili A.'in diğer tüm işçiler gibi günlük 3-4 saat fazla mesai yaptığını ve bu alacakları kendisine 2002 yılından bu yana (2.400 saat) ödenmediğini, bu ücret alacakları için 5 arkadaşıyla birlikte 2005 yılı ortalarında işverenle görüştüğünü, ödenme sözü aldığını fakat 2006 yılının Ocak ayına kadar ne kendisine nede başka bir mesai arkadaşına ödeme yapılmadığını, müvekkilinin 2006 yılı 21 Ocak günü işe geldiğini ve işveren firma yetkilisi M. A.'a çıkarak bir kez daha fazla mesai ücretlerinin kendisine ödenmesini, zira asgari ücretle çalıştıklarından geçinme sıkıntısı çektiklerini ve durumlarının kabulüyle anlayışla karşılanmasını istediğini, işverenin müvekkiline .. Sen çalışmak istemiyorsun anlaşılan... İşte kapı orada... diyerek işten kovduğunu, müvekkilinin her ne kadar ... 5 yıla yakındır çalışıyorum. Bu karda kışta neden çalışmayayım, beni kovuyor musunuz? diye kalmak istediğini, fakat işverenin ... Ne anlıyorsan O.. diye ısrarla müvekkilini kapı dışarı etmesi karşısında çaresiz iş yerini terk etmek zorunda kaldığını belirterek Ocak ayı ücretinin, kıdem tazminatının, ihbar tazminatının, kötüniyet tazminatının, fazla mesai ücretinin ve yıllık izin ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının davasında haksız olduğunu, davacının işyerinde sık sık devamsızlık yapan işçiler arasında kavga ve geçimsizliklere sebep olan bir kişi olduğunu, çok devamsızlığı da tutanağa bağlandığını, davacının en son olarak 24, 25 ve 26 Ocak 2006 tarihlerinde işe mazeretsiz olarak gelmediğini, bu nedenle kendisine savunma ve mazeretini bildirmesi ve varsa belgelendirmesi yönünde Sarayönü Noterliğinin 26/01/2006 tarih ve 215 yevmiye numaralı belgesi ile ihtarname çekildiğini, ihtara rağmen işyerine gelmeyen mazeret de bildirmeyen davacının iş akdinin tazminatsız olarak feshedildiğini, davacının sadece 74,73YTL ücret alacağı ile 44 günlük yıllık izin ücreti karşılığı olarak 778,80YTL ücret alacağının olduğunu, buna ilişkin davayı kabul ettiklerini, ilgili olarak da vekalet ücreti ve masraflardan sorumlu tutulmamalarının gerektiğini, çünkü bu kalem alacaklarının davacının kendisine gerek işten ayrılmadan önce gerekse daha sonra çeşitli kereler verilmek istendiği halde hatta bu hususta bir tutanak da düzenlendiği halde davacının ne parayı aldığını, ne de tutanağı imzaladığını, davacının işveren nezdindeki hakkının sadece bunlar olduğunu, kendi şikayeti üzerine inceleme yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Konya Bölge Müdürlüğü tarafından da tespit edildiğini, müvekkiline ait işyerinde haftalık 45 saati aşan bir çalışma yapılmadığını, davacının da fazla mesaisi ve buna dayalı bir alacağının da olmadığını, davacının alacaklarına en yüksek mevduat faizi talep etmesini de kabul etmediklerini, kıdem tazminatı dışındaki bütün alacaklara yasal faiz uygulanabileceğini, davacının iş akdinin belirtildiği şekilde mazeretsiz işe gelmeme nedeniyle müvekkili tarafından haklı olarak 25. md. gereğince feshi nedeni ile de davacının kıdem tazminatı hakkı olmadığı gibi ihbar ve kötü niyet tazminat hakkının da olmadığını, tüm bu nedenlerle haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yapılan yargılama neticesinde mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının fazla mesai süresinin ne kadar olduğudur.
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin 2002 yılından itibaren 2400 saat fazla mesai yaptığını iddia ederek talepte bulunmuş ise de bilirkişi raporunda toplam fazla çalışma süresinin 4.600 saat olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı ve Mahkemenin'de davacının talebini aşan bu rapora dayanarak fazla çalışma ücretine hükmettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece fazla çalışma ücretinin toplam 2.400 saate göre hesaplatılıp, taktiri indirim yapılarak bulunacak miktara hükmedilmesi gerekirken HUMK.nun 74. maddesine aykırı bir şekilde fazla çalışma ücretin hükmedilmesi hatalı olup,bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy