(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 25)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Erdoğan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı şirket tarafından 26/05/2006 tarihinde 4857 sayılı Yasanın 25/II-d maddesi uyarınca bildirimsiz ve tazminatsız olarak haksız yere son verildiğini iddia ederek, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının, davalıya ait işyerinde 01/08/1996 tarihinde çalışmaya başladığının ve iş sözleşmesine 26/05/2006 tarihinde 4857 sayılı Yasanın 25/11 maddesi uyarınca bildirimsiz ve tazminatsız olarak son verildiğini doğru olduğunu; 17/05/2006 tarihinde davacının talimatı üzerine, otel personeli E. A.'ın kendi aracıyla otelden çıktığının ve otelin ilerisinde davalı şirkete bira satan Efes Pilsen firmasına ait araçtan bu araca 10 adet 6'şarlı bira bardağı kolisi ve 2 adet ambalajlı tişört yüklendiğinin ve aracın ağaçların altına dikkat çekmeyecek şekilde park edildiğinin tespit edildiğini; mali işler müdürü S. S.'in Efes Pilsen yetkilisine bundan böyle eşantiyonların depoya teslim edilmesi gerektiğini bildirdiği sırada orada bulunan davacının S. S.'e müdahale ettiğini, S. S.'in davacıya görevinin başına gitmesini söylemesi üzerine davacının "Sen işine bak, bize karışamazsın, haddini bil be adam, bunların hesabını senden soracağız" şeklinde tehdit ettiğini ve elindeki cep telefonunu havaya kaldırarak "Bu telefona günde kırk tane telefon geliyor sen kimsin" diyerek hakaretlerde bulunduğunu; personel odasına çağrıldığında da hiddetle ve bağırarak hakaretlerini ve tehditlerini sürdürdüğünü; bu olaylardan sonra S. S.'in davacıdan özür dilemesini beklediğini, özür dilememesi üzerine 25/06/2006 tarihinde dilekçeyle genel müdürlük makamına başvurduğunu ve davacının eylem ve davranışlarını bildirdiğini; disiplin kurulunun, olayın tanıkları olan idari işler müdürü İ. G. ve personel müdürü I. A.'ı dinlediğini, davacının savunmasını aldığını; disiplin kurulunun, davacının savunmasının yerinde olmadığını tespitle, olayın oluşu, hakaret ve tehdidin otelin üst düzey yöneticisine karşı yapılmış olması nedeniyle davacının iş sözleşmesine, 4857 sayılı Yasanın 25/II-d maddesi hükmü uyarınca son verilmesine karar verdiğini; söz konusu kararın genel müdürlük makamına sunulduğunu ve İzmir 18. Noterliğinin 26/05/2006 tarih ve 18390 yevmiye numarasıyla onaylı fesih bildirimiyle davacıya tebliğ edildiğini; davacının, promosyon olarak işyerine getirilen bardak ve tişörtleri işverenin oluru olmadan almış olmasının da ahlak ve iyi niyet kurallarına uymadığını, davacının feshinin haklı nedenlere dayandığını iddiayla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yapılan yargılama neticesinde mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık iş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlarla benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (d) alt bendinde, işçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesinin de işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Somut olayda davacının, olay tarihi olan 18.05.2006 tarihinde işyerinin mali işler müdürü olan S. S.'in işyerine gelen Efes pilsen yetkilisine bundan sonra eşantiyonları depoya teslim etmesini söylemesi üzerine "Sen işine bak, bize karışamazsın, haddini bil be adam deyip elindeki telefonu da sallayarak üzerine yürüdü bu telefona günde 40 telefon geliyor bunların hesabını senden soracağım" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durum dikkate alındığında davacının bu tartışma sırasındaki söz ve davranışlarının saygı sınırları içerisinde kabul edilemeyeceği işverenin diğer işçisine sataşma boyutunda olduğu anlaşıldığından davalının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayandığı davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy