(4857 S. K. m. 11, 18, 53)
Davacı, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. Çil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi Tarsus Orman İşletme Müdürlüğünde 1984-2006 yılları arasında çalıştığını, emeklilik nedeniyle işyerinden ayrıldığını, hak kazandığı yıllık izinlerin kullandırılmadığını ileri sürerek yıllık izin ücreti isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığını, bu nedenle Toplu İş Sözleşmesinin 62. maddesi uyarınca mevsimlik işçilere uygulanan hüküm gereği kullanmadığı 114 günün karşılığının ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece Tarsus Orman İşletme Müdürlüğünün 18.10.2007 tarihli yazısında, Tarsus ilçesi sınırlarında yangın mevsiminin 01 Haziranda başladığı, 31 Ekimde sona erdiği, bu sürelerin mevsim ve hava muhalefetine bağlı olarak Orman Genel Müdürlüğünce öne yada ileri tarihe alınabildiği, davacının yangın mevsimi dışında İşletme Şefliğinde muhtelif işlerde çalıştırıldığı belirtilmiş olmakla sözü edilen yazı içeriğine göre davacının daimi işçi olarak çalıştığı sonucuna varılmış ve toplu iş sözleşmesinde daimi işçilere sağlanan izin hakkına göre hesaplamaya gidilerek far izi ücreti hüküm altına alınmıştır.
Kararı davacının sadece orman yangın işlerinde mevsimlik işlerde çalıştırıldığı gerekçesiyle davalı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık davalı işyerinde yapılan işin mevsimlik iş olup olmadığı ve davacının bu kapsamda çalışıp çalışmadığı noktasında toplanmaktadır.
Çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde sürdürüldüğü veya tüm yıl boyunca çalışılmakla birlikte çalışmanın yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir. Söz konusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer döneminde işçilerin iş sözleşmelerinin ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektiren işler mevsimlik iş olarak değerlendirilebilir.
Mevsimlik iş sözleşmeleri 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesindeki hükümlere uygun olarak, belirli süreli olarak yapılabileceği gibi belirsiz süreli olarak da kurulabilir. Tek bir mevsim için yapılmış belirli süreli iş sözleşmesi, mevsimin bitimi ile kendiliğinden sona erer ve bu durumda işçi ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamaz.
Buna karşılık, işçi ile işveren arasında mevsimlik bir işte belirli süreli iş sözleşmesi yapılmış ve izleyen yıllarda da zincirleme mevsimlik iş sözleşmelerle çalışılmışsa iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11/son maddesi uyarınca belirsiz süreli nitelik kazanacaktır.
Mevsimlik iş sözleşmeleri tarafların karşılıklı anlaşmasıyla, belirli süreli yapılmışsa sürenin sona ermesi ile işçinin ölümü ile iş sözleşmesinin süresinin sona ermesinden önce feshi ihbarla sona erer. Mevsim bitimi ile askıya alınan iş sözleşmesi, tarafların fesih iradesi yok ise, feshedilmiş olmaz. Belirsiz süreli sözleşme ile işe alınan ve mevsimin sona ermesi nedeniyle işyerinden ayrılan bu işçilerin iş sözleşmeleri kendiliğinden sona ermez, fakat ertesi yılın iş sezonunun başına kadar askıda kalır. Ertesi yıl mevsim başında işe alınmayan işçinin iş sözleşmesi işveren tarafından feshedilmiş sayılır. Fakat davet edildiği halde işbaşı yapmayan işçinin iş sözleşmesi devamsızlık nedeniyle işveren tarafından haklı nedenle feshedilmiş veya işçi tarafından bozulmuş sayılmaktadır.
Mevsime tabi olarak yapılan işlerde, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi hizmet edimini, ancak iş mevsiminde ifa etmekle yükümlüdür. Mevsimlik çalışmanın sona ermesi nedeniyle işyerinden ayrılmak zorunda kalan, fakat iş sözleşmesi bozulmamış olan işçi, ertesi mevsim başına kadar işverene hizmet etmek, işveren de ona ücret ödemek zorunda değildir. Bir başka anlatımla, işçi ve işverenin iş sözleşmesinden doğan temel borçları bir sonraki mevsim başına kadar askıya alınmaktadır. Askı döneminde, işçinin iş görme, işverenin ise ücret ödeme borcu ortadan kalkmakta, ancak işçinin sadakat ve kısmen işyerindeki kurallara uyma talimat borçları, işverenin ise gözetme borcu ve eşit işlem borçları devam etmektedir. İşçi mevsim başında işbaşı yapınca, tarafların askıda olan temel borçları yeniden aktif hale gelmektedir. Mevsim sona ermiş olmasına rağmen, iş sözleşmesi bozulmamış olduğu için yeni mevsim başında tarafların tekrar sözleşme yapmalarına gerek kalmaksızın işçinin iş görme edimini ifa, işverenin de işçisine iş verme ve ücret ödeme borçları yeniden yürürlük kazanacaktır.
İşçi mevsimlik işlerde çalışmış ise; mevsimlik çalıştığı sürelerin dikkate alınarak ve bu sürelere göre kıdem tazminatının ödenmesi gerekir. Başka bir anlatımla, işçinin askıda geçen süresi, fiilen çalışma olgusunu taşımadığından kıdemden sayılmayacaktır.
İş sözleşmesinin askıda olması, işçinin askı süresi içinde başka bir işverenin emrinde çalışmasına engel değildir. Çünkü işverenin işçisine ücret ödeme borcu, işçinin de iş görme borcu askı süresince yerine getirilmediği için, işçi mevsimlik işe tekrar başlayana kadar, başka bir işverenin İş Kanunu kapsamına giren işyerinde çalışabilir. Bu durumda, mevsimlik iş, bir tür yıl bazında kısmi süreli iş özelliğini taşıyacaktır. Ancak işveren farklı olduğunda, işçinin askı dönemine rastlayan kıdemi, mevsimlik olarak çalıştığı işyerindeki kıdemine eklenmez. Eğer mevsimlik işçi, askı süresince aynı işverenin diğer bir işinde çalıştırılıyorsa, o zaman kıdemi birleştirilecektir.
Mevsimlik iş sözleşmesi ile çalışan işçiler, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. vd. maddelerinde düzenlenen feshin geçerli sebebe dayandırılması, sözleşmenin feshinde usul, fesih bildirimine itiraz ve usulü ile geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları hükümlerinden yararlanırlar. Buna göre mevsimlik işçinin, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışması, işyerindeki kıdeminin 6 aydan fazla olması, işveren vekili olmaması ve işyerinde 30 ve daha fazla işçi çalışması halinde, iş güvencesi olarak belirtilen bu hükümlerden yararlanacaktır. İşveren mevsimlik işçinin iş sözleşmesini, ister fiilen çalışılan dönem olsun, ister askıdaki dönemde olsun, geçerli neden olmadan feshedemeyecektir. Bir başka anlatımla işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve geçerli fesih nedenini açıkça belirtmek zorundadır. Belirtmek gerekir ki işçinin, mevsimlik işte mevsim bitiminde iş sözleşmesinin askıya alınması nedeni ile feshin geçersizliğini ve işe iade istemi olanağı bulunmamaktadır.
Zira iş sözleşmesi feshedilmemiş, yeni mevsim başına kadar askıya alınmıştır. Bu olguyu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 29/7 maddesindeki düzenleme de doğrulamaktadır. Maddeye göre, mevsim sonu toplu işten çıkarmada, toplu işçi çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanmaz hükmü, iş sözleşmesinin feshedilmediği gerekçesine dayanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 53/3 maddesi uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanmaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, 53/3. maddede ki kural, nispi emredici kural olup, işçi lehine bireysel iş sözleşmesi yada Toplu İş Sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir. Bu durumda sözleşmedeki izinle ilgili hükümler uygulanacaktır. Diğer taraftan, bir işyerinde mevsimlik olarak çalıştırılan işçinin, mevsim bitimi, mevsimlik iş dışında işverenin diğer işyerlerinde askı süresi içinde çalıştırılıyorsa, burada devamlı bir çalışma olgusu olduğundan, işçinin yıllık ücretli izin hükümlerinden yararlandırılması gerekir. Aynı işverene ait yazlık ve kışlık tesislerde sezonluk işlerde fakat tam yıl çalışan işçiler de, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 53/3 ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'nin 12. maddesi uyarınca yıllık ücretli izne hak kazanacaklardır.
Somut olayda davacı işçi 1984- 2006 yılları arasında her yıl genelde Haziran ayı başlarında işe başlamış ve Kasım ayına kadar çalışmıştır. Bu çalışma dönemlerinin genel olarak orman yangın mevsimini kapsadığı orman işletme müdürlüğünün yazısından anlaşılmaktadır. Aynı yazı içeriğinde davacının yangın mevsimi dışında muhtelif işlerde çalıştırıldığı belirtilmiştir ki, bu ifade yazı içeriği ile ve mevcut durumla çelişmektedir. Mahkemece hükme dayanak yapılan 18.10.2007 tarihli yazı içeriğine göre davacı sadece orman yangın mevsimi dönemi dışında çalıştırılmış gibi bir anlam çıkmaktadır. Bu itibarla sözü edilen yazı içeriği yerine davacının yıllara göre işyerinde çalışma tarihlerini gösteren Sosyal Sigortaları Kurumu kayıtları ile işyeri resmi kayıtlarına itibar edilmesi gerekir. Bu durumda davacının işyerinde geçen çalışmalarının mevsimlik iş kapsamında değerlendirilmelidir. Ancak yıl içinde 11 ay ve üzeri çalışmaların mevsimlik iş olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Davacının 1985-1989 yılları arasında çalışmaları her yıl 11 ayı aşmakla bu dönem için daimi işçi olarak değerlendirilmeli ve izin ücreti buna göre hesaplanmalıdır.
Öte yandan işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmelerinde yılda 180 gün ve daha fazla çalışan işçiler için izin hakkı tanınmış olup işveren bu kapsamda kullanılmayan izinlerin fesihte ödendiğini savunmuştur. Bilirkişi tarafından ilk olarak düzenlenen raporda, toplu iş sözleşmesinin ilgili hükmünün uygulanması halinde dahi işverence yapılan ödemeden sonra bakiye izin hakkının olduğu belirtilmiştir. Davacının mevsimlik işçi olduğu kabul edilerek yılda 180 günü geçen çalışmaları için 12 iş günü, 5 yıldan sonrası için 18 iş günü üzerinden hak kazanılan izin süreleri belirlenmeli, izin kullanılan süre ve fesihte ödenen tutar düşülerek bakiye hakkı olup olmadığı tespit olunmalıdır. Sonucuna göre davaya konu izin ücreti isteğiyle ilgili bir karar verilmelidir. Davacının sürekli olarak daimi işçi olarak kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre davalı harçtan muaf olduğu halde mahkemece davalı aleyhine harca hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)