(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 5, 17, 25, 41, 46, 68)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili ile bayram tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, istemi hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,
2) Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalıya ait işyerinde 11.9.2006 tarihinde fiilen, 1.11.2006 tarihinde kayden sigortalı olarak çalışmaya başladığını, çalışmasına devam etmekte iken rahatsızlığı nedeni ile işyerinden vizite kağıdı alarak tedavi olmaya gittiğini ve Bursa Çekirge Devlet Hastanesi tarafından 28.9.2007-14.11.2007 tarihleri arasında istirahatli olduğunu gösterir rapor verildiğini, ancak iş akdinin raporlu olduğu süre içinde feshedildiğini, feshin asıl sebebinin müvekkilinin hamile olması olduğunu, ancak davalının hile yoluna başvurarak fesih sebebini 4857 Sayılı İş Kanununun madde 25/II-g maddesine dayandırdığını, haksız ve kötü niyetli feshi saklamaya çalıştığını, iş akdinin hamilelik nedeni ile feshinin 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesinde düzenlenen eşit davranma ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, davacının en son net 550.00. YTL ücret aldığını, yemek sosyal hakkından yararlandığını, ulusal bayram, genel tatil günleri dahil haftanın 6 günü 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığını, yıllık izinlerinin kullandırmadığını ve ücretinin de ödenmediğini alacakların ödenmesi için ihtarname keşide edildiğini ancak alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile 4857 Sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca tazminat ve diğer işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının 28.9.2007 günü işyerinden vizite kağıdı alarak gittiğini, bir daha dönmediğini, rapor ibraz etmediğini, buna rağmen işverenin 10.10.2007 tarihine kadar iyi niyetle davacının işe dönmesini ve mazeret beyan etmesini beklediğini ancak dönmediğini, bunun üzerine iş akdinin 25/II-g maddesi uyarınca feshedildiğini, davacının fesih ihbarnamesi üzerine rapor ibraz etmesi nedeni ile ikinci bir ihtarname gönderilerek feshin askıya alındığını, ancak davacının raporunun bittiği 14 Kasım 2007 tarihinden sonra da işe gelmediğini, bunun üzerine iş akdinin devamsızlıktan haklı sebeple feshedildiğini, davacının işbaşı yapmadığı gibi arada davalıya yönelik sözlü tacizlerde bulunduğunu, fesihten sonra işyerini basarak müşteriler gözü önünde davalıya hakaret ettiğini, olayın polise intikal ettirildiğini, davacının işe gelmemek sureti ile iş akdini kendisinin zımnen sonlandırdığını, şirketin, iş sözleşmesini İş Kanununun 25/2-g bendi gereğince devamsızlıktan, 25/2-b bendi gereğince işverenin şeref ve namusuna yönelik sözlerden ve 25/2-d bendi gereğince işverene sataşmaktan dolayı önelsiz olarak haklı fesih hakkı doğduğunu, olayda fesih sebeplerinin yarışması söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin bu sebeplerden devamsızlık nedeni ile iş sözleşmesini 21.11.2007 tarihinde feshettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iş akdinin davalı tarafından eşit davranma ilkesine aykırı olarak davacının hamile olması sebebiyle sona erdirildiği, fazla mesai yaptığı, bayram-genel tatil günlerinde çalıştığı, yıllık ücretli izin hakkı doğmasına rağmen davacının yıllık ücretli izinlerini kullanmadığı gerekçesi ile ihbar ve kıdem tazminatı ile 4857 Sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca eşit davranma ilkesine aykırılık nedeni ile tazminatı ve yıllık izin, ulusal bayram-genel tatil ve fazla mesai alacağına hükmedilmiştir.
Temyiz nedenlerine göre davacının iş akdinin haklı sebeple sona erdirilip erdirilmediği, ayrıca iş akdine davacının hamile olması nedeni ile son verilip verilmediği konusunda ihtilaf bulunmaktadır.
Dosya içindeki beyan ve belgelerden davacının her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere davalı işveren nezdinde hizmet akdi ile çalışmakta iken 28.9.2007 tarihinde vizite kağıdı alarak işyerinden ayrıldığı, 29.9.2007 tarihinden itibaren işe gelmediği, bu sebeple davacı hakkında 29.9.2007 ve 1.10.2007 tarihlerinde işe gelmediğine dair devamsızlık tutanakları düzenlendiği, akabinde davacıya hitaben yazılan tarihsiz yazı ile 28.9.2007 tarihinde kendisine rapor verilmediği halde 29.9.2007 tarihinden itibaren işbaşı yapması gerekirken işe gelmediği gerekçesi ile iş akdinin 25/II-g, maddesi uyarınca feshedildiğinin belirtildiği, fesih yazısının davacıya posta yolu ile 10.10.2007 tarihinde gönderildiği ve 17.10.2007 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının bunun üzerine Bursa Çekirge Devlet Hastanesinin 28.9.2007 tarihinden itibaren depresif sendrom teşhisi ile 14.11.2007 tarihine kadar istirahatli olduğuna ilişkin 19.10.2007 tarihli sağlık kurulu raporunu 22.10.2007 tarihli noter ihtarnamesi ile davalı işverene bildirerek 14.11.2007 tarihine kadar raporlu olduğunu bildirdiği, işverenin de (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bursa Bölge Çalışma Müdürlüğü tespitine göre) 30.10.2007 tarihli yazı ile 19.10.2007 tarihli raporun işverenliğe ulaşmaması nedeni ile kendisine iş akdinin feshedildiğine dair yazı gönderildiği, bilahare raporun ellerine geçmesi sebebi ile fesih işleminin askıya alındığını bildirdiği, akabinde davacı hakkında rapor bitimi işbaşı yapmadığından dolayı 15, 16 ve 17 Kasım 2007 tarihli tutanaklar tanzim edildiği ve daha sonra davacının iş akdinin 21.11.2007 tarihli ihtarname ile 4857 Sayılı Kanunun 25/II-g, maddesi uyarınca feshedildiği anlaşılmıştır.
Tanık anlatımları değerlendirildiğinde davacı tanıklarının davacının iş akdinin hamile olduğu için feshedildiği konusunda net ve kesin beyanlarının bulunmadığı, beyanlarının daha ziyade duyum ve tahminden ibaret olduğu, davalı tanığının ise davacının vizite kağıdı alıp işyerinden ayrıldıktan sonra bir daha işe gelmediğini beyan ettiği görülmüştür.
Yukarıda anlatıldığı şekilde gerçekleşen fesih süreci dikkate alındığında davacının raporu 14 Kasım 2007 tarihinde sona ermiş olmasına rağmen işyerinde tekrar göreve başlamadığı ve bu sebeple iş akdinin devamsızlık nedeni ile feshedildiği, feshin haklı olduğu, bu durumda davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiği halde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3) Kadın işçinin iş akdinin hamilelik nedeni ile feshi ayrımcılık yasağına aykırıdır. Ancak somut olayda davacı kadın işçinin iş akdi hamilelik nedeni ile feshedilmemiştir. Davacının iş akdi devamsızlıktan feshedildiğinden ayrımcılık tazminatına hükmedilmesi de yasaya aykırıdır.
4) Davacı fazla mesai ücret talebinde de bulunmuştur.
Mahkeme tarafından bilirkişi raporu benimsenerek davacı lehine fazla mesai ücretine hükmedilmiştir. Mahkeme hükmüne esas bilirkişi raporunda verilen 0,5 saat ara dinlenmesi azdır. 4857 Sayılı İş Yasasının 41 ve 68. maddesi hükümlerine göre yasaya uygun bir süre ara dinlenmesi olarak çalışma süresinden tenzil edilmelidir. Bu açıdan da mahkeme kararı isabetli değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine 20.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy