(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 32, 41, 46, 47, 57) (5521 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, izin, hafta tatili, genel tatil, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı; davalı işyerinde çalışmakta iken iş sözleşmesinin haksız olarak fesih edildiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; davacı ile aralarında iş sözleşmesi ilişkisinin bulunmadığını, kar zarar ortaklığı şeklinde çalışmanın söz konusu olduğunu savunmuştur.
Mahkemece; savunmaya değer verilerek; davacı ile davalı arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığı kar-zarar ortaklığı niteliğinde bir hukuki ilişkinin bulunduğu gerekçesi ile davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık; taraflar arasında iş sözleşmesi ilişkisinin bulunup bulunmadığı buna göre iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş mahkemelerinin görev alanını hakim, tarafların iddia ve savunmalarına göre değil, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesini esas alarak belirleyecektir.
İşçinin İş Kanunu kapsamında kalmaması halinde iş mahkemesine açılan davada, dava dilekçesinin görev nedeni ile reddi ve davanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırı olacaktır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
Somut olayda, davacı ile davalı arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu husus mahkemenin de kabulündedir. Davacı İş Kanunu kapsamında kalmadığından iş mahkemesine açılan bu davada, dava dilekçesinin görev nedeni ile reddi ve davanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddi usule aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy