(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 32, 41, 57)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, izin ücreti, fazla mesai ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin feragat nedeniyle reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, hizmet sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiği iddiasına dayanan ihbar ve kıdem tazminatı ile kimi işçilik alacaklarının ödetilmesi isteğine ilişkin olup taraflar dava açıldıktan sonra sulh olmuştur. 17.11.2009 tarihinde düzenlenen sulh sözleşmesinde, davacıya kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ile ücret alacağına karşılık 10.000 TL'nin nakden ödendiğini kalan 2.000 TL bakımından 3 gün içinde bir ay vadeli çek verilmesinin kararlaştırıldığı, çekin davacıya teslim edilmesi ve karşılığının alınması halinde protokolün (sulh sözleşmesinin) geçerlilik kazanacağı ve ödemelerin yapılması ile taraflar arasında hiç bir hak ve alacağın kalmayacağı, davacının işsizlik sigortasından kaynaklanan alacağını davalılardan talep etmeyeceğini, davacıdan işe girerken alınan teminat senedinin iade edileceği ve davacının sosyal güvenlik ile ilgili her türlü dava hakkından feragat ettiği belirtilmiş yargılama giderleri ile vekalet ücreti bakımından ise düzenleme yapılmamıştır; Davacı vekili söz konusu sulh sözleşmesi gereğince dava konusu alacakların ödenmesi nedeniyle verdiği 28.01.2010 tarihli dilekçe ile alacak talepleri bakımından karar verilmesine yer olmadığına, yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretleri bakımından karar verilmemesine, ancak işsizlik sigortası hakkına esas olmak üzere hizmet sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, hizmet sözleşmesinin haklı yada geçerli neden dayanılarak feshedilip edilmediğinin tespit edilemediği ve hizmet sözleşmesinin davalı tarafından haksız yere feshedildiğinin tespitin talebi hakkında harcı ödenerek açılmış usulüne uygun bir davanın mevcut olmadığı gerekçesi ile davanın feragat nedeni ile reddine, sulh protokolü nedeniyle talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının hizmet sözleşmesinin davalı işverence haksız yere feshedildiğinin tespiti talebi hakkında dava açmakta muhtariyetine, davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı şirket yararına takdir edilen 1.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete ödenmesine şeklinde oluşturulan hüküm davacı vekili tarafından özetle davadan feragatin söz konusu olmadığı davacının hizmet sözleşmesinin feshi hakkında karar verilmemesinin usule uygun olmadığı vekalet ücretine hükmolunmasının da yerinde olmadığı ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Yukarıda kapsamı belirtilmiş olan sulh sözleşmesi gereğince bakiye alacağın ödenmediği iddia edilmediğinden sulhun geçerlilik kazandığı böylece taraflar arasındaki dava ve uyuşmazlığın sulh ile sona erdiği hususu tartışmasızdır. Dava ve uyuşmazlık sulh ile sona erdiğine göre mahkemece dava konusu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar yerinde ise de, sulh sözleşmesi içeriğinden açıkça anlaşılacağı üzere dava konusu alacak taleplerinden feragat edilmeyip dava kapsamı dışında kalan sosyal güvenlik hakkına ilişkin feragat beyanına dayanılarak dava konusu alacak taleplerinden de vazgeçildiği sonucunu doğuracak biçimde davanın feragat nedeniyle reddine dair karar hatalıdır. Öte yandan dava hukuki niteliği itibarı ile haksız feshe bağlı ihbar ve kıdem tazminatı ile diğer işçi alacaklarını ödetilmesine ilişkin bir eda davası olup kıdem ve ihbar tazminatı istekleri bakımından aynı zamanda davacının hizmet sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğinin tespitini de içermektedir. Davayı sona erdiren sulh sözleşmesinde davacıya yapılan ödeme davacının ihbar ve kıdem tazminatlarını da kapsamaktadır. Bu durumda haksız fesihten doğan söz konusu tazminatların ödenmesiyle işveren hizmet sözleşmesini haksız olarak feshettiğini kabul etmiş ve bu suretle hizmet sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiği belirlenmiştir. Buna rağmen kararda hizmet sözleşmesinin haksız yere feshedilip edilmediği hususunun tespit edilemediği şeklinde belirtilmiş olan gerekçe sulh sözleşmesi içeriğine aykırıdır. Davacı vekili davacının işsizlik sigortası hakkına esas olmak üzere hizmet sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinin tespitine yönelik istemi bu konuda ayrı bir dava bulunmadığından söz edilerek karara bağlanmamış ise de davanın tespit bölümünü içeren bu konuda verilecek karar işsizlik sigortasından yararlanmak hakkına esas alınacağından davacının hukuki yararının bulunduğu açıktır. Dava konusu uyuşmazlığın sulh ile sona ermiş bulunması nedeni ile alacak talepleri hakkında karar verilmesine yer olmamakla beraber hizmet sözleşmesinin işvence haksız olarak feshedildiğinin tespitinin karara bağlanmasına hukuki bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle hizmet akdinin işverence haksız olarak feshedildiğinin belirtilmesi ve tespit edilmesi yerine yazılı şekilde davacının ayrı bir dava açmaya zorlanması doğru değildir Bunlardan başka sulh sözleşmesinde yargıla giderleri ve vekalet ücreti hakkında bir düzenleme yapılmamış mahkemece de bu yönde taraflardan açıklama yapmaları istenmemiştir. Sulh de açıklık bulunmayan ve taraflarca da açıklama yapılmayan hallerde gerekirse mahkeme yapacağı inceleme sonucuna göre tarafların yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluklarını belirlemesi gerekir. Somut olayda yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında tarafların ne şekilde anlaştıkları belirlenmemiş olmakla beraber hizmet sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedilmiş olmasına rağmen davacı vekili yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmemiş. Sulh sözleşmesi içeriğine göre de hizmet sözleşmesinin işverence haksız feshedildiği dolayısıyla davada davalı yanın haksız olduğu anlaşıldığından davalı yararına vekalet ücretine hükmolunması hatalı olmuştur.
Tüm bu açıklamalar karşısında davacı vekilinin 28.1.2010 tarihli dilekçesi de nazara alınarak mahkemece hizmet sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğinin tespitine ancak dava konusu alacak talepleri bakımından sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacının talebine göre yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına ve davacı yarına vekalet ücretine hükmolunmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmişti.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy