(4857 S. K. m. 81)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin, ödenmeyen 2003 Ekim, Kasım, Aralık ayı ücretleri, 2004 Ocak ayı ücreti, bakiye süre ücreti ile cezai şart alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı şirkete ait Yimpaş Nevşehir Çağrı Hastanesinde işyeri hekimi olarak görev yaptığını, taraflar arasında 03.08.2000 ve 04.07.2002 tarihlerinde sözleşmeler yapıldığını ve daha sonra tarafların mutabakatıyla sözleşmenin yenilendiğini, 17.12.2002 tarihinde davalı kurumun davacıya çok düşük ücret teklif etmesi nedeni ile yeni bir sözleşme imzalanmadığını ve 29.01.2004 tarihinde davalı şirketin iş aktini haksız olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ödenmeyen 2003 ekim, kasım, aralık ayı ücreti + 2004 ocak ayı ücretleri, bakiye süre ücreti ve cezai şart alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının işçi statüsünde bir çalışan olmadığını, zira 657 sayılı Kanuna tabi çalıştığını, uyuşmazlık konusu dönem açısından Emekli Sandığına tabii statüde bulunması nedeni ile taraflar arasında iş akdi bulunmadığını, Borçlar Kanunu çerçevesinde yapılmış bir sözleşme bulunduğunu, 15.11.2000-12.7.2001 arası işçi olarak çalıştığını 1 yıldan az çalıştığı için kıdem tazminatının söz konusu olamayacağını, sözleşmenin haklı olarak sona erdirildiğini ileri sürerek davanı reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında 03.08.2000, 03.08.2001 ve 04.07.2002 tarihlerinde üç adet sözleşme imzalandığını, davacının uzman doktor olarak çalışmasına rağmen işveren ile arasında yasanın aradığı anlamda belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını gerektiren objektif nedenler bulunmadığını, bu nedenle belirsiz süreli iş sözleşmesi kapsamında çalıştığının kabul edilmesi gerektiğini, Borçlar Kanunu'nun 325 maddesinde düzenlenen bakiye süre ücret isteğinin belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiler bakımından ve sözleşmenin işverence süresinden önce haklı bir neden olmaksızın feshi halinde söz konusu olacağını bu sebeple davacının bakiye kalan süreye ait ücret isteği ile cezai şart alacağı talebinin reddine karar verildiğini, SSK'ya tabi çalışmaları 288 gün olup diğer çalışmaları Emekli Sandığına tabi olduğu gerekçesiyle de kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti istekleri reddedilmiş ücret alacağını kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşyeri hekimi olarak çalışan davacı işçi ile işveren arasında, davaya konu işçilik alacaklarına hak kazanma konusu ve hesaplama usulü ile ilgili uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşyeri Hekimliği 4857 sayılı İş Kanununun 81 inci maddesinde düzenlenmiştir. İşyeri hekimi çalıştırma zorunluluğunun doğması için işyerinde sürekli olarak elli veya daha fazla işçi çalıştırılması gerekir. İşveren, çalışan işçi sayısı ve işin tehlike derecesine göre bir veya daha fazla işyeri hekimi çalıştırmak ve bir işyeri sağlık birimi oluşturmakla yükümlüdür.
İşyeri hekimleri, Sosyal Güvenlik Kurumunca üstlenilmiş olan tedavi hizmetleri dışında kalan koruyucu sağlık hizmetleri ile iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması, ilk yardım ve acil tedavi hizmetlerini yürütürler.
İşyeri hekimleri İş Kanununa tabi işçi olarak istihdam edilirler. Uygulamada genellikle kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalıştırma yoluna gidilmektedir.
Çalışma koşulları ve ücret taraflarca serbestçe belirlenebilir.
Ancak, uygulamada Türk Tabipler Birliğinin hazırladığı tip sözleşmelerin yapıldığı görülmektedir. Türk Tabipler Birliğinin işyeri hekimleri ile işveren arasında yapılacak olan iş sözleşmelerinde ücreti belirleme yetkisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte, iş sözleşmesinde anılan birliğin periyodik olarak açıkladığı ücretlerin ödeneceği şeklinde açık bir kurala yer verilmesi halinde, söz konusu düzenleme taraflar için bağlayıcıdır.
İşyeri hekimliği görevlerinin sürekli olması ve işveren yönünden ise, elli işçi sayısının aşılması durumunda, sürekli bir yükümlülüğün bulunması sebebiyle, işyeri hekimi ile yapılan sözleşme belirsiz süreli sayılmalıdır (Yargıtay 9.HD. 11.3.2009 gün 2007/38580 E, 2009/6613 K.).
İş Kanununun 5763 sayılı Yasayla değişik 81 inci maddesinin ikinci fıkrasında, işverenin işyeri sağlık birimi oluşturmak ve işyeri hekimi çalıştırmakla ilgili yükümlülüğünün, hizmet alımı yoluyla da yerine getirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda davacı davalı işyerinde ilk olarak 3.8.2000 tarihli 1 yıllık iş sözleşmesi ile kısmi süreli olarak çalışmaya başlamış, 15.11.2000, 3.8.2001 ve 04.07.2002 tarihlerinde de yeni sözleşmeler imzalanmış 29.01.2004 tarihinde de davalı yanca iş akdine son verilerek davalı işyerinden ayrılmıştır. Davacı bu çalışma süresi içerisinde 03.08.2000 - 12.07.2001 arası SGK ile irtibatlandırılmış daha sonra hem davalı işyerinde, hem de memur statüsünde devlet hastanesinde çalışması sebebiyle Emekli Sandığına tabi olarak çalışmış, SSK.lı gösterilmemiştir.
Davacının davalı işyerinde imzaladığı sözleşmeler uyarınca haftanın belli günleri ve saatlerinde işyeri hekimi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Kamu görevlisi olarak çalışan doktorun aynı zamanda iş kanuna tabi işyeri hekimi olarak başka bir işyerinde çalışmasında yasal bir engel olmadığı için davacı davalı işyerinde çalışmaya başladığı 30.08.2000 tarihinden akdin feshedildiği tarihe kadar olan süre itibariyle işçi sıfatıyla şartları mevcut ise kıdem tazminatına hak kazanacaktır.
Bu nedenle, mahkemenin 288 gün sigortalı çalıştığı diğer günler Emekli Sandığına tabi olduğu gerekçesiyle kıdem tazminatına hak kazanamayacağı yönündeki kabulü hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş davacının iş akdinin sona eriş şeklinin kıdem tazminatına hak kazandıracak nitelikte olup olmadığını tespit ederek sonucuna göre kıdem tazminatı isteği hakkında karar vermekten ibarettir. Çalışma süresinin 1 yılın altında olduğunu kabul ederek anılan isteğin reddi hatalıdır.
3- Davaya konu alacaklara dava dilekçesinde faiz talep edildiği halde ücret alacağının faizsiz olarak hüküm altına alınması da ayrı bir bozma nedenidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy