(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 200, 290, 298)
Dava ve Karar: Davacı, itirazın iptaline ve % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi C. Gökkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalının yaklaşık 3 yıldır muhasebeci olarak çalıştığını, aynı zamanda mal verdiği müşterilerinden alacakları da davalının tahsil ettiğini, hesaplarda meydana gelen anormalliği gören müvekkilinin hesaplarda 15.000,00 YTL'nin eksik olduğunu tespit ettiğini, bunun üzerine davalıdan senet aldığını, davalının bu parayı ödeyeceğini söylemesine rağmen borcunu ödemediğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davaya konu senedin müvekkili ve diğer işçilerden alınmış teminat amaçlı senet olduğunu, bu senedin müvekkilinden işe girerken alındığını, davacı tarafından şirket hesaplarında anormallik olduğundan bahisle davaya konu senedin alındığını iddia etmesi karşısında bu iddiasını ispatlamak zorunda olduğunu, bu nedenle şirket muhasebe kayıtlarında inceleme yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, söz konusu senedin teminat maksadı ile verildiğinin, HUMK. 290. maddesi hükmü gereğince usulüne uygun yazılı delille kanıtlaması gerektiği, tanık dinletme talebinin davacı vekili tarafından muvafakat edilmediği ve davacıya yemin teklif etme haklarından da sarfı nazar ettiklerinden dolayı ispat yükü kendisine düşen davalının takibe konu senedin teminat amacıyla verildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davaya konu olan senedin teminat senedi olup olmadığı ve ispat yükü noktalarında toplanmaktadır.
Menfi tesbit (olumsuz tesbit) davaları borçlunun borçlu olmadığını kanıtlamak amacıyla açılan bir dava türüdür.
Başka bir anlatımla İcra İflas Kanunun 72. maddesi gereği borçluya borçlu olmadığını genel hükümlere göre tespit ettirme olanağı vermek amacıyla kabul edilmiştir.
Olumsuz tesbit davası icra takibinden önce açılabileceği gibi (İİK. m 72/f.2), icra takibinden sonra da açılabilir. (İİK. m 72/f.3).
Olumsuz tesbit davalarının konularından biri de bedelsiz senetler, hatır senetleri, teminat senetleridir. Bu tür senetlerde temel alacak yoktur. Ticaret Hukuku uygulamalarında sık sık karşılaşılan bu durum İş Hukukunda ve çalışma ilişkilerine de yansımaktadır.
Yargıtayın özellikle Ticaret Hukuku ile ilgilenen daireler; bir senedin hatır senedi, teminat senedi olduğu ya da senedin anlaşmaya aykırı olarak dolduğu iddialarının ancak kesin delil senet, yemin ve ikrar ile ispatlanacağı yönünde kararlarını oluşturmuşlardır. (Bkz, Y.19. HD, 04.03.2002 gün 6495/1312 E/1312; Y.11.HD, 13.10.1997 gün 3223/8346 sayılı kararları)
Senede karşı ileri sürülen hukuki işlemlerin senetle ispatı gerekeceği kuşkusuzdur. (HUMK. m 298, HMK. m 200) Ancak, iddialar hukuki eylem niteliğinde ise tanıkla ispatı mümkündür.
Çalışma ilişkileri de işçilerin daha işe, başlarken kendilerinden senet, ibraname ve istifa belgeleri alınması işverenlerce çok sık sık başvurulan bir uygulamadır. İşçinin zayıf durumda bulunması işe talebi iş dünyasının sosyal ve ekonomik yapısı gözönünde tutularak bu tür belgelerin değerlendirilmesi gerekir. İşveren ve işçi arasında senetle kurulacak bir ilişkiye kuşkuyla yaklaşmak gerekir. Kökleşmiş içtihatlarımız bu sebeple tanık deliline cevaz vermektedir. (Bkz. Y.9 HD, 25.07.2008 gün, 2008/26781 E, 2008/22092 K), 1.5.2008 gün, 2008/13255 E, 2008/10991 K)
Somut olayda, dava konusu senedin taraflar arasındaki hizmet akdinin devamı sırasında davalı işçinin verdiği zararla ilgili olarak düzenlendiği iddia edilmiş, davalı işçi ise teminat olarak verildiğini savunmuştur. Senedin yukarıdaki ilkeler doğrultusunda değerlendirilerek bir sonuca gidilmesi gerekirken yazılı olarak hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy