(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 57)
Dava: Davacı, fark kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ü. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekili; müvekkilinin 05.04.2000 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalışırken, işverenin 17.12.2008 tarihinde iş akdini kıdem ve ihbar tazminatlarını ödemek suretiyle feshettiğini, Kocaeli 4. İş Mahkemesinin 2008/374 esas sayılı dosyasında işe iade kararı verildiğini, yasal süre içinde başvurmasına rağmen 17.08.2009 tarihinde işverence işe başlatılmayarak fark tazminat ödendiğini ancak hesaplamada davacının işe ilk girdiği 05.04.2000 yerine kadroya geçme tarihi olarak öne sürdükleri 07.02.2002 tarihinin esas alındığını, işe başlatmama tarihine göre de kıdem tazminatının eksik ödendiğini, yıllık izin ücretinin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; kıdem tazminatı farkı ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının 05.04.2000-28.02.2001 tarihleri arasında davalı işyerinde belirli süreli hizmet sözleşmesiyle, 07.02.2002 tarihinden itibaren de belirsiz süreli hizmet sözleşmesiyle çalıştığını, işe iade edilmemesi nedeniyle hak ettiği tüm alacaklarının hesaplanarak kendisine ödendiğini, hizmetlerinin birleştirilmesinin mümkün olmadığını, davacının TİS 12. md. Göre geçici işçi statüsünde istihdam edilerek çalıştırıldığını, bu nedenle belirli sürelere ait fark kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının bulunmadığını, işyerinde uygulanan geçici işçi uygulamasının 4857 sayılı kanuna göre esaslı nedene dayandığını bildirmiştir. Davalı vekili; TİS 12. md.de Yıllık ücretli izin ve mevcut kadro ile karşılanamayan uzun süreli hastalık hallerinde belirli süre ile geçici işçi çalıştırılabilir hükmü bulunduğunu, bu maddenin yıllık izni düzenleyen 42. madde ile birlikte hüküm ifade ettiğini, TİS 42. md.de İş şartları ve ekonomik koşullar gereği yıllık ücretli izin topluca 1 Haziran - 30 Eylül tarihleri arasında kullandırılır. İşyerindeki üretim faaliyetleri bu maddede belirtilen dönemde de devam ettiğinden kadrolu çalışanların bu dönemde yıllık ücretli izinlerini kullanması nedeniyle üretim faaliyetlerinin kesintisiz devam edebilmesi amacıyla geçici statüde çalışanların istihdam edildiğini, o dönemdeki boşluğu dolduracak işgücüne ihtiyaç olduğundan durumun objektif nedenlere dayandığını, geçici statüde çalışan personel bir sonraki izin döneminde de çalıştırılırsa kendisine TİS 12.md'de belirtildiği gibi sendikaya üye olduğu tarihten itibaren TİS hükümlerinin uygulandığını. bu esaslı nedenler dolayısıyla davacıyla yapılan önceki sözleşmeler belirli süreli olduğundan davacının herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak; hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu denetime açık değildir. Mahkemece davacının belirli süreli iş sözleşmesiyle çalıştığı dönemlerde iş yerinde uygulanan TİS'ler dosyaya getirtilmeli, davacının işyerinde fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak usul ve yasaya uygun hesaplama yapılacak denetime açık bir bilirkişi raporu alınarak karar verilmelidir. Bu nedenle eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy