(4857 S. K. m. 17, 46, 47, 57) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, izin, ücret, bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.2.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekiliyle karşı taraf adına vekilleri geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hakimi Ş. Ç. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi davalı işverenin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölge müdürlüğünde bölge koordinatörü olarak 14.7.2000 tarihinde işe başladığını ve 30.9.2006 tarihine kadar disiplinli ve özenli çalıştığını davalı işverenin bölge müdürlüğünün kapatarak alacak ve tazminatlarının ödenmeden işine son verildiğini, ücret ve prim esasına göre çalışması kararlaştırıldığı halde çalıştığı süre içinde sadece primlerin ödendiğini ve ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ulusal ve dini bayram ücretlerinin ödetilmesini talep ve tava etmiştir.
Davalı işveren bölge müdürlüğünün kapatılmadığını, iş sözleşmesinin fesih nedeninin davacının tutum ve eylemleri olduğunu, davacının alınan çeklerde sahtecilik yaptığını, müvekkil şirketin bu durumu öğrenmesi üzerine davacının iş sözleşmesini iş Kanunu'nun 25. maddesine dayanarak feshettiğini, davacının uyuşturucu madde kullanmaya meyilli biri olduğunu, davacının bir çok kere uyarıldığını ancak dikkate almadığını bunun üzerine iş akdinin haklı sebeple feshedildiğini belirtmiş davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre davalı işverence davacının şirkete tevdii edilen çeklerde sahtecilik yaptığını ileri sürmekle birlikte bu iddiasını ispatlar bir delil mahkemeye sunulamadığı ve davacının işyerinde uyuşturucu madde kullandığını ya da işyerine uyuşturucu madde alarak geldiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle isteklerin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı işçinin bölge müdürü olduğundan söz edilmiş ve diğer işçilik hakları yanında 285.085,00 TL ücret alacağı hüküm altına alınmıştır.
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazlarıyla davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı işçinin işyerinde hangi unvanla çalıştığı ve buna göre ücretinin ne miktarda olması gerektiği konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı işçi dava dilekçesinde bölge koordinatörü olarak işe başladığından söz etmiş, görev yaptığı bölgede en yetkili konumda çalıştığını belirtmiştir. Davacı tanıklarından biri bölge müdürü olduğunu belirtmiş diğer iki tanık da bölge koordinatörü olduğunu açıklamıştır. Davalı vekili ise davacının irtibat sorumlusu olduğunu savunmuştur. Dosyaya davacının işyerindeki unvanını gösteren yazılı bir iş sözleşmesi sunulmuş değildir. Mahkemece dosyadaki çelişkiler giderilmeden bölge müdürü olarak alabileceği ücreti ticaret ve sanayi odasından sorulmuş ve gelen cevaba göre yapılan hesaplamaya itibar edilerek davaya konu isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
Öncelikle davacının davalıya ait işyerinde hangi unvanla çalıştığı belirlenmeli, bu yönde işyeri kayıtları ve işyeri şahsi sicil dosyası getirtilmelidir. Gerekirse bu yönde tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmelidir.
Davacının işyerinde çalıştığı süre içindeki unvanı belirlendikten sonra yıllar itibarıyla alabileceği ücret ilgili meslek kuruluşlarından araştırılmalıdır. Özellikle maaş ve primle çalışıp çalışılamayacağı sorulmalı ve bildirilen ücret içinde maaş ve pirimin yer alıp almadığının da belirtilmesi istenmelidir. Bunun ardından davacı işçiye işyerinde görev yaptığı yaklaşık 6 yıllık süre içinde ödenmiş olan prim tutarları belirlenmeli, ödenen miktara göre gerçekte sadece prim ödenerek parça başı ya da yüzde usulü bir ücret sisteminin geçerli olup olmadığı noktasında değerlendirmeye gidilmelidir. Davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra başka işyerinde benzer unvanla çalıştığı sırada aldığı ücrete dair Cumhuriyet savcılığına vermiş olduğu beyanı da toplanacak diğer delillerle birlikte ücretin belirlenmesi noktasında bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Davacının belirlenecek olan ücretine göre davaya konu işçilik alacaklarının hesaplanması için gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmalıdır.
Davacının primden başka ücrete de hak kazandığının belirlenmesi durumunda yaklaşık 6 yıl süreyle bu ücretlerin ödenmediği ileri sürülmüş olmakla, davalı taraf yemin deliline başvurmamış olsa da bu kadar uzun süre ücret almadan çalışılması hayatın olağan akışına aykırı olup mahkemece resen yemin teklif edilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bilirkişi raporunda ücret alacağı 280.085,00 TL olarak belirlendiği halde mahkemece 285.085,00 TL olarak kabulüne karar verilmesi de kabul şekli itibarıyla hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 825.00 (TL)duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 22.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy