(4857 S. K. m. 17, 18, 19, 21, 25) (2821 S. K. m. 31)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan ve sendikal sebeple feshedildiğini belirterek, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18-21 maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine, 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31 inci maddesi uyarınca işe başlatmama tazminatının belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, feshin geçersizliğine, davacı işçinin işe iadesine ve işe başlatmama tazminatının 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 21 inci Maddesi uyarınca belirlenmesine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan ve sendikal sebeple 03.09.2009 tarihinde feshedildiğini belirterek, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18-21 inci maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine, 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31 inci Maddesi uyarınca da işe başlatmama tazminatının belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının mazeretsiz olarak işe gelmemeyi ve yalan söylemeyi alışkanlık haline getirdiğini, bu konuda çok sayıda ihtar aldığını, son olarak 01.09.2009 tarihlerinde amirlerinden daha önce bu konuda uyarı almasına rağmen görevi başından ayrılmış olması sebebiyle uyarıldığını, buna rağmen görevi başında olmadığı için savunmasının alınarak, iş akdinin İş Kanunu''nun 25 inci maddesi uyarınca haklı sebeple feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya verilen bir görevi ifa etmemesi, ifa etmediği göreviyle ilgili uyarılması veya görevinin hatırlatılması, buna rağmen de hatırlatılan görevi yapmamasına dair düzenlenmiş bir belge bulunmadığı; davacının en son davranışının makinenin bozulması sebebi ile iş mahallinden ayrılma olduğu, davacının bu eyleminin iş güvenliğini ne surette tehlikeye düşürdüğünün de açıklanamadığı bu sebeple davacının iş akdinin feshine dayanak yapılan fesih sebeplerinin 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25/II. bendinde sayılan haklı fesih sebeplerinden herhangi birini oluşturmadığı, bununla birlikte, davacı işçinin iş akdinin başından beri çok sayıda mazeretsiz olarak devamsızlık yaptığı, davacının bu disiplinsiz davranışı 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25/II. bendinde yer alan haklı fesih sebeplerinden birini oluşturmamakla birlikte geçerli fesih sebeplerinden biri olarak görünse bile, bu halde de geçerli bir fesih işleminin gerçekleşebilmesi için davacının 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. ve 19 uncu madde hükümlerine riayet edilmesi gerektiği, davalı işverenin bu kuralı ihlal ederek 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 17, 18 inci maddesine dayanmadan ve 19 uncu maddesinde yer alan şekli şartlara uymadan gerçekleştirdiği fesih işleminin geçerli bir fesih işlemi olmadığı, davacının feshin sendikal nedene dayandığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine, davacı işçinin işe iadesine ve işe başlatmama tazminatının 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 21 inci Maddesi uyarınca belirlenmesine karar verilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18 inci maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebeplerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları sebebiyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışıyla sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı Kanunun 25 inci maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
4857 İş Kanunu'nun 19 uncu maddesine göre: Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışına veya verimiyle ilgili sebeplerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Düzenlemenin içeriğine göre, işçinin iş sözleşmesinin 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25/II. maddesinde belirtilen sebeplerle feshedildiği durumlarda, savunma alınmasına gerek yoktur. Başka bir anlatımla haklı sebeple fesihte, aksine sözleşme hükmü yok ise işçinin savunmasının alınmaması, feshi geçersiz ve haksız kılmaz.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışıyla somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesiyle yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranışla ihlali yeterlidir. İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşmeyle güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
Dosya içeriğine göre davacı işçinin iş sözleşmesi en son iş ortamını izinsiz terk ederek iş güvenliğini tehlikeye atma davranışı yanında daha önceki ihtar verilen davranışları da belirtilerek 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25/II. Maddesindeki sebepten dolayı feshedilmiştir. Fesihte bildirilen nedene ve belirtilen maddeye göre yukarda açıklandığı gibi fesihten önce savunma alınmasına gerek yoktur. Mahkemece hem bu davranış hem de ihtar verilen davranışlardan dolayı savunma alınmaması sebebiyle feshin geçerli nedene dayanmadığı yönündeki gerekçesi yerinde değildir. Zira ihtarı gerektiren davranış nedeni ile de savunma alınması zorunluluğu yoktur. Kaldı ki davalı işverenin ihtarı gerektiren bu davranışlardan önce davacının savunmasını aldığı, davacının daha önce devamsızlıklar sebebiyle alınan savunmasında rahatsızlığını ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta davacının son bir yıl içinde devamsızlık, geç kalma, görev yerini terk etme ve ayrıca izin almadan tanıklık yapma gibi birçok davranışta bulunduğu ve karşılığında ihtar disiplin cezası verildiği sabittir. Son davranışı olan görev yerini izinsiz terk etme haklı sebep ağırlığında kabul edilmese de davacının daha önceki davranışları dikkate alındığında, davranışlarının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı ve iş ilişkisinin işveren açısından devamının beklenmez bir hal aldığı kabul edilmelidir. İşverenin iş sözleşmesinin feshi davacının davranışlarından kaynaklanan geçerli nedene dayanmaktadır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
4857 Sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2. Davanın reddine,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 64.20 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının istemi halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 14.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy