(4857 S. K. m. 18, 20, 21)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini belirterek, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18-21 inci maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın davalı Z... Giyim şirketi yönünden kabulüne, diğer davalı şirketler yönünden ise reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacının hukuk müşaviri olarak davalı grup şirketlerinde çalışmak üzere 02.03.2008 tarihinden fesih bildiriminin yapıldığı 14.10.2009 tarihine kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini belirterek, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18-21 inci maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Her şirket için ayrı ayrı açılan davalar bu dava dosyasıyla birleştirilmiştir.
Davalı işverenler vekili, davacının 6 aylık kıdeminin bulunmadığını, işe giriş tarihinin 07.04.2008, iş sözleşmesi fesih tarihinin 24.09.2008 tarihli olduğunu, davacıya iş akdinin feshedildiğine dair tutanağın Beyoğlu 32. Noterliğinin 24.09.2008 tarih ve 22182 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davacıya bildirildiğini, davacının adresine 06.10.2008 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının iş sözleşmesinin 24.09.2008 tarihinde feshedildiğini, işe davası açabilmek amacıyla çelişkili ve iyi niyetli bağdaşmayan davranışlarda bulunduğunu, işe iade davası açma hakkına sahip olmadığını, iş sözleşmesinin de görevinin gereklerine yerine getirmemesi sebebiyle feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalı Z... Giyim ünvanlı işyerinde işe girdiği, tüm çalışmalarının bu işverenlik nezdinde sigortalı olarak geçtiği, davacının işverenin Z... Giyim olarak kabul edilmesi gerektiği, diğer davalılar yönünden ise aynı grubun şirketleri olduğu ve böylece davacı bu işyerinde çalışırken diğer işverenlerle de hizmet vereceği veya verdiği diğer işverenler arasında ilişkisi ise birlikte istihdam keyfiyetine dayandığı gibi aynı zamanda hizmetten faydalanma unsuruna da dayandığı, bu şirketlerle ayrı bir hizmet akdinin kurulmamış olduğu, birlikte istihdam keyfiyetine dayalı olarak hizmetten istifade durumunda bulunduğu, Z... Giyim dışındaki davalılar hakkında açılan davanın davacı ile bu davalılar arasında hizmet akdi bulunmadığından reddi gerektiği;
Davalı Z... Giyim yönünden ise; davacının 02.03.2008 tarihinde bu işyerinde çalışmaya başladığı, hizmet akdinin fesih tarihine kadar Kanunun ön gördüğü 6 aylık sürenin dolmuş olduğu, 6 aylık koşulun gerçekleştiği, iş akdinin şirkette avukat olarak çalıştığı süre boyunca pozisyonun ve firmanın gerekliliklerini yerine getirmeme performansın şirket beklentilerinin altında kalma nedenleriyle feshedildiği, işçinin davranışlarından ve veriminden kaynaklanan sebeplerle hizmet akdinin fesih edilebilmesi için yazılı savunmasının alınmasının zorunlu olduğu, davacının alınmış savunmasının alınmadığı, usulüne uygun fesih bildiriminde bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı Z... Giyim Şirketi yönünden kabulüne, diğer davalı şirketler yönünden ise reddine karar verilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18 inci maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için fesih bildirimin yapıldığı tarihte aynı işverene ait işyeri veya işyerlerinde fasılalı da olsa iş ilişkisine dayalı kıdeminin en az altı ay olması gerekir.
İşçinin 6 aylık kıdem hesabına deneme ve askıda kalan süreler de dahil edilir. Başka bir anlatımla bu hesapta fiili çalışma süreleri mutlak olarak aranmaz. Aynı Kanunun 66'ncı maddesinde belirtilen çalışma süresinden sayılan haller altı aylık kıdemin sayılmasında dikkate alınacaktır. İşçinin feshe karşı koruyan hükümlerden yararlanabilmesi için, altı aylık kıdem süresini aynı işveren nezdinde iş sözleşmesine dayanan iş ilişkisi içerisinde geçirmiş olması zorunludur.
Altı aylık süre zarfında iş sözleşmesinin feshinde 18 inci maddede düzenlenen geçerli sebepler aranmaz. Süreli fesih yoluyla iş sözleşmesinin feshi mümkündür. Ancak, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasını engellemek amacıyla, işverenin iş sözleşmesini altı aylık sürenin bitimine bir kaç gün kala feshetmesi, dürüstlük kuralına aykırılıktan dolayı geçersiz kılınabilir.
Kanunda kıdemin esas alındığı haklarda, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izinlerde kıdem başlangıcı için, iş sözleşmesinin yapıldığı tarih değil; işçinin eylemli olarak işe başladığı tarih gözönünde tutulduğu için iş güvencesine dair kıdemin başlangıcında da işe başlama tarihinin dikkate alınması uygun olacaktır. İşverenin işi kabulde temerrüde düşmesi veya işçinin hastalanması, kıdem süresinin başlangıcını engellemez, kıdem işlemeye başlar. Ancak, işçi, kusuruyla işe geç başlarsa, fiilen işe başladığı tarih, altı aylık sürenin başlangıcı olarak kabul edilmelidir.
Kanun altı aylık kıdemi olan işçilerin iş güvencesinden yararlanacaklarını öngördüğüne göre, bu sürenin fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarihte doldurulmuş olması şarttır. Sürenin bildirim önelleri sonunda dolacak olması, güvenceden yararlanabilmek için yeterli değildir.
Dosya içeriğine göre tüm davalı şirketlerin davacının hizmetinden yararlandığı, birlikte istihdam olgusu bulunduğu kabul edilmiş, ancak sigorta giriş kaydını yapan davalı şirket dışındaki davalı şirketler yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın temyizi bulunmadığından, bu konu temyiz incelemesi dışında tutulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta davacının iş sözleşmesinin ne zaman kurulduğu, davacının fiilen ne zaman başladığı, iş sözleşmesinin hangi tarihte sona erdiği, fesih bildiriminin ne zaman tebliğ edildiği, buna göre davacının işyerinde 6 aylık kıdeminin olup olmadığı ve iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı uyuşmazlık konusudur.
Sigorta Sicil, işyeri manyetik giriş çıkış, davacıya iş görmesi için verilen telefon kayıtlarına ve davacının banka hesabına ödenen ihbar tazminatı dekontuna göre davacı işçi davalı işyerinde 07.04.2008-24.09.2008 tarihleri arasında çalıştığı sabittir. Mahkemece tanık anlatımları, davacının işe giriş başvuru formu ve davalı şirketlerin bağlı bulunduğu yurt dışı işyerine 02-08.03.2008 tarihlerinde gitmesi gibi olgular dikkate alınarak, davacının 02.03.2008 tarihinde işe girdiği kabul edilmiştir. Kayıt var iken tanık beyanına itibar edilemez. Hukuk müşaviri olarak iş görecek olan davacının davalı şirketlerden işe girmeden önce başka bir işyerinde çalıştığı, bu çalışması sırasında işe başvurduğu ve yurt dışına da izin alarak gittiği, diğer işyerinde sigorta çıkışının 06.04.2008 tarihinde yapıldığı, davacının 07.04.2009 tarihinde yurt dışında görüşmeler için gittiği 6 gün dışında 04.01-08.01 ve 14.02.2008 tarihlerinde ziyaretçi olarak 3 kez giriş yaptığı kayıtlar ve kendisine ait 03.02 ve 21.03.2008 tarihli maillerden anlaşılmaktadır. Davacı bu maillerinde açıkça diğer işyerinden ayrılışının 04.04.2008 tarihinde yapılacağını, işe girişinin 07.04.2008 tarihinde yapılmasını beyan etmiştir. Davacının bu tarihten önceki işyerine gelişi ziyaretlerini ve şirketlerin bağlı olduğu yurt dışı merkezli işyerinde görüşmeler için çağrıldığı sürenin iş ilişkisi olarak kabulü olanaklı değildir. Bu ziyaretler ve görüşme iş sözleşmesinin kurulması için yapılan hazırlık niteliğindeki işlemlerdir. Mahkemece aksi gerekçe ile 02.03.2008-07.04.2008 tarihleri arasında davacının iş sözleşmesiyle çalıştığının kabulü hatalıdır.
Diğer taraftan davacının iş sözleşmesinin 24.09.2008 tarihinde eylemli olarak feshedildiği, işyerine giriş kartının ve telefonunun alınması, tebliğden imtina tutanağı, davacının yurt dışı merkez işyerine gönderdiği aynı tarihli mail gibi belgelerden sabittir. Tüm bu maddi olgulara göre davacının davalı işyerinde 07.04.2008 tarihinden 24.09.2008 tarihine kadar çalışması vardır. Bu tarihler arasında işyerinde 6 aylık kıdemi yoktur. Davacı 6 aylık kıdem koşuluna sahip olmadığından iş güvencesi hükümlerinden yararlanmaz. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
4857 Sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1- Mahkemenin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın ve birleştirilen davaların reddine,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalıların yaptığı 30.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100.00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının istemi halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 21.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy