(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 275)
Davacı, belediye davalının yanlarında şoför olarak çalıştığını, kullandığı araç ile yaptığı kaza nedeniyle yaralanana ödeme yaptıklarını bu nedenle ödedikleri paranın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. B. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1 - Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2 - Davalının temyizine gelince;
Davacı Belediye davalının yanlarında şoför olarak çalıştığını, kullandığı araç ile yaptığı kaza nedeniyle yaralanana ödeme yaptıklarını bu nedenle ödedikleri paranın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Yapılan yargılama sonunda mahkeme davacının Borçlar Kanununun 55/son maddesi gereği rücuen tahsil hakkının olduğu gerekçesiyle davayı kabul etmiştir.
Karar Dairemizin 9.12.2009 gün ve 2009/ 12292 esas 2009/33979 karar sayılı ilamı ile davalının üyesi olduğu sendika ile davacının bağıtladığı toplu iş sözleşmesinin 55. maddesinin e fıkrasında trafik kazası sonucu husule gelen hasar ve tazminatın hasar ve zarar komisyonunca yapılan tespit sonucu idari ve adli mercilerce yapılan tespit sonucu suç nispetine göre isabet edenin 4/8 dahil kusurlu olanların %60 masrafı ile 4/8 den fazla kusurlu olanların %50 si işveren tarafından işletme masrafı olarak ödenir, üçüncü kişilere ödenecek hasar ve zararlarda da bu yol uygulanır. hükmü bulunmaktadır. Mahkemece anılan maddenin uygulanmaması hatalıdır. Dosya ile ilgili sair hususlar inceleme konusu yapılmamıştır. açıklamasıyla bozulmuştur.
Yeniden yapılan yargılama sonucu mahkemece alacak kısmen hüküm altına alınmıştır.
Karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava hukuki niteliği itibariyle rücuen alacak davasıdır. Davacı belediye istihdam ettiği şoförün sebebiyet verdiği trafik kazası sonucu zarar görene ödediği tazminatı rücuen talep etmektedir. Davalı işçi (şoför) zarar görenle belediye arasında sonuçlanmış olan tazminat davasında yer almadığı gibi tazminat davası yargılaması sürecinde dava kendisine ihbar da edilmemiştir. Davalı yanıt dilekçesinde ve tüm safahatta tazminat davasında tespit edilmiş kusur oranına itiraz etmiştir. İlke olarak tazminat davasında belirlenen kusur oranı rücu davasında bağlayıcı değildir.
Davalı tazminat davasında tespit edilen ve rücu alacağı miktarının belirlenmesine esas alınan ve az önce değinilen ilke gereğince bağlayıcı bulunmayan kusur oranına itiraz ettiğine göre bu davada kusur incelemesi yapılmadan sonuca gidilmesi hatalıdır. Her ne kadar mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılarak belirlenen zarara hükmolunmuşsa da bozma kararı içeriğinden anlaşılacağı üzere daha önce temyiz aşamasında bu yönde bir inceleme yapılmamıştır.
Bu İtibarla mahkemece iş güvenliği uzmanının da yer alacağı üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturulup yeniden kusur oranına yönelik inceleme yaptırılarak rapor alınmalı bundan sonra oluşacak sonuç uyarınca önceki bozma kararında belirtilmiş olan yönde dikkate alınarak bir karar verilmelidir. Açıklanan tüm bu yönler gözetilmeden oluşturulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy