(4857 S. K. m. 2, 18, 19, 20, 21) (5393 S. K. m. 67)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacı işçinin davalılardan T
şirketinde işyerinde Park ve Bahçeler müdürlüğü emrinde bahçıvan olarak görev yapmakta iken, iş akdinin feshinden çok kısa süre önce temizlik işleri müdürlüğü emrinde görevlendirmesi yapıldığını, 31.12.2009 tarihinde T
tarafından temizlik ihalesinin bitmesi gerekçe gösterilerek davacı ile yapılan sözleşmenin aynı gün sona erdiği bildirilmek suretiyle iş akdinin feshedildiğini, davacı T
bünyesinde zincirleme iş sözleşmesi ile çalıştığını dolayısı ile iş akdinin belirsiz süreli iş sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacının temizlik işleri ile bir ilgisinin bulunmadığını, temizlik ihalesinin başka bir firma tarafından alınmasının davacının iş sözleşmesinin devamı ya da sona ermesi yönünde bir etkisinden söz edilemeyeceğini, davacının yapmış olduğu işin su ve kanalizasyon işleri müdürlüğü emrinde olduğunu, dolayısı ile davacının belediyenin asli ve sürekli işlerini yapmakta olduğunu, yürürlükteki mevzuata göre işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemeyeceğini, davacı işçinin yaptığı işlerin asıl işe yardımcı işler olmayıp uzmanlık gerektiren işler de olmadığını, davalı T
ile davalı belediye arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu belirterek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18-21. maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Belediye Başkanlığı vekili, davacının belediyelerinin personeli olmadığını, husumetten reddi gerektiğini savunurken, diğer davalı şirket vekili ise, şirketin davacının işine devam edebilmesi için hizmet alımı ihalesini kazanan bir başka firma ile görüşmeler yaparak davacı ve onun durumunda olan diğer kişilere ihaleyi alan firmaya müracaat etmeleri durumunda işe devam edebileceklerinin bildirildiğini, ancak davacının müracaat etmediğini, şirket ile yapılan sözleşmede işçilerin hangi birimde çalışacaklarının yer almadığını, şirketin taahhüt ettiği tüm hizmet alanlarında çalışmayı kabul ettiğini, davacı ile sözleşme yapılmadığı için onun yürüttüğü işleri yapmak üzere yerine yeni işçi alımı yapılmadığını, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece, somut uyuşmazlıkta, davacının işverenin T
şirketi olduğu, T
şirketinin Trabzon Belediyesinde hizmet alım ihaleleri ile iş alıp işçi çalıştırdığı, bu duruma göre davalılar arasında alt işveren - asıl işveren ilişkisi ve bu ilişki nedeni ile davalılar arasında müteselsil sorumluluk bulunduğu, davacının davalı T
şirketinin ihale ile iş aldığı Trabzon Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü nezdinde fiilen Bahçıvan olarak çalıştığı, 29.12.2009 tarihi itibariyle davalı T
şirketi tarafından geçici olarak Temizlik işleri müdürlüğü emrinde görevlendirildiği, 01.01.2010 tarihinden itibaren temizlik ihalesini davalı T
şirketinin alamaması üzerine 31.12.2009 tarihi itibariyle şirket tarafından davacının iş akdinin sona erdirilerek davacıya gönderilen 31.12.2009 tarihli yazı ile 3 gün içinde ihaleyi yeni alan şirkete müracaat etmesi gerektiği bildirildiği, davalı işverenin işçinin işine ihtiyaç kalmadığını, işine son verirken feshin son çare olma ilkesine uyulduğunu ve son olarak işine son verilecek işçilerin seçiminde objektif seçim kriterlerine uyulduğunu ispat edemediği gerekçesi ile her iki davalı yönünden feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6-7 maddesi uyarınca Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde ve asıl alt işveren ilişkisinin muvazaalı olmadığı ve yasal unsurlarını taşıdığı takdirde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde, sözleşmede taraf sıfat bulunmadığından, işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır. Asıl alt işveren ilişkisinin muvazaalı olması veya bu ilişkinin yasal unsurlarını taşımaması halinde, asıl işveren başlangıçtan itibaren işçinin işvereni olup, feshin geçersizliği ve işe iade ile bağlı bulunan boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatından asıl işverenin doğrudan sorumlu tutulması gerekir. Böyle bir tespit halinde alt işverenin işçi açısından işverenlik sıfatı bulunmamaktadır.
Asıl alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde;
Biri asıl diğeri hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığının,
Alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıklarının,
Alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin yardımcı işlerinden olup olmadığının, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığının,
Alt işverende daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığının,
Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığının,
İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığının,
Alt işverene verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığının,
Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığının,
Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerekir.
Alt işveren işçilerinin bir kısmının, üstlenilen hizmet dışında asıl veya yardımcı başka işte çalıştırılmaları, asıl-alt işveren arasındaki sözleşmeyi muvazaalı hale getirmez. Sadece başka işte çalıştırılan işçi açısından asıl alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulmadığı kabul edilmelidir.
Bir alt işveren, bir asıl işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip değilse, kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmemişse asıl işveren alt işveren ilişkisinden çok olayda, asıl işverene işçi temini söz konusu olacaktır.
5393 sayılı Belediyeler Kanunu'nun 67. maddesi ile Belediyeler ve bağlı kuruluşlar asıl işlerini de 6. fıkradaki sınırlamalar olmaksızın alt işverenlere verebileceği düzenlenmiştir. 67. maddedeki hüküm uyarınca temizlik işleri, park bahçe işleri, bakım ve onarım, toplu ve taşıma işleri belediyenin asli işlerinden olmasına rağmen, işletmenin veya işin gereği teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren iş olup olmadığına bakılmaksızın üçüncü kişilere gördürülmesi mümkün kılınarak İş Kanunu'nun 2'nci maddesine istisna getirilmiştir. Belediyeler Kanunu'nun 67'nci maddesi uyarınca bir işin belediye tarafından alt işverene verilmesi, muvazaa iddialarının araştırılmasına engel teşkil etmez. Söz konusu hükümde sayılan işlerin alt işverene verilmesine dayanılarak iş sözleşmesinin feshi, muvazaa iddiasının ispatı halinde geçersiz olacaktır.
Öncelikle, mahkemece davalılar arasında asıl alt işveren ilişkisinin kabul edilmesine rağmen, feshin geçersizliği ve işe iade hükmünün davalı asıl işveren yönünden de kurulması isabetsizdir.
Dosya içeriğine göre davalı Belediye Başkanlığı'nın diğer davalı şirkete asıl işlerinden olan ve 5393 sayılı yasa uyarınca verilebilen temizlik işini ihale ile verdiği, bu şekilde asıl alt işveren ilişkisinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Ancak temizlik işi verilen şirket davalı Belediye Başkanlığı tarafından kurulmuştur. En büyük hissedarı belediye olup, şirket yönetiminde belediye çalışanları bulunmaktadır. Davacı ise temizlik işi dışında çalıştırılmıştır. Temizlik işi dışında belediyenin diğer işlerinde çalıştırılan davacı işçi, temizlik işinin ihale edileceği ve davalı şirketin üstlendiği işin bitimine 2 gün kala temizlik işinde görevlendirilmiş, temizlik hizmeti ihalesini başka bir taşeronun alması üzerine de, yeni taşeronda çalışmayı kabul etmeyen davacı işçinin iş sözleşmesi feshedilmiştir. Davacı işçi üstlenilen hizmet dışında asıl veya yardımcı başka işte çalıştırıldığı gibi davalı şirketin diğer davalı Belediye tarafından yönetilmesi nedeni ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip olmadığı, davalı Belediye için hizmet yerine işçi teminine aracılık ettiği, bu anlamda davalılar arasında asıl alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulunmadığı sabittir. Davacı işçi başlangıçtan itibaren davalı Belediye Başkanlığı'nın işçisi kabul edilmelidir. Gerçekleştirilen fesih geçerli nedene dayanmadığından, feshin geçersizliği ve işe iade ile işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin belirlenmesine ilişkin hükmün davalı Belediye Başkanlığı aleyhine kurulması, işverenlik sıfatı bulunmayan diğer davalı şirket yönünden ise davanın husumet nedeni ile reddi gerekir. Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın davalı TRABEL GIDA HAY. TUR. İNŞ. MAD. TEM. GÜV. DAN. HİZ. SAN. TİC. A.Ş. yönünden husumet nedeni ile REDDİNE,
3. Davalı Belediye Başkanlığı yönünden KABULÜ ile
a) Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
b) Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
c) Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
4. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
5. Davacının yapmış olduğu 255.05 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.000,-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 20.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy